DOSYA | Cemre Baytok: Sosyalistler için patriyarka tahlili ufuk açıcıdır

Özlem TEMENA


TÜKENMEZ HABER - Kadın olmak, dünyanın farklı coğrafyalarında Latin Amerika'da, Avrupa'da, Ortadoğu'da, binlerce, yüzlerce yıl önce de, farklı kültürlerde de, farklı dillerde de, hep zordu.

Binlerce yıl geçse de bugüne kadınların bitmek bilmeyen mücadele azmi miras kaldı. Bazen yaşamak, bazen var olmak, bazen özgürlük, bazen de eşitlik için verilen mücadele.

Kadınlar, Eduardo Galeano’nun kitabında tepetaklak ettiği dünyayı, gerçek kılmak için fikir üretiyor, tartışıyor, mücadele ediyor.

Dosyamızda kadınların bu mücadele sırasında oluşturduğu ideolojileri mercek altına alıyoruz.

‘Sosyalistler, feminizm hakkında ne düşünüyor?’, ‘Feministler, sosyalistlerin kadın hareketi ideolojisini nasıl değerlendiriyor?’, ‘Müslüman feminist olur mu?’ bu sorulara dört gün sürecek dosyamızda yanıt aradık…

Bu dosya 8 Mart’ı bizlere armağan eden dokuma işçisi kadınlara, Clara Zetkin’e ve kadınların özgürlüğü adına emek veren tüm kadınlara adanmıştır.

Cemre Baytok: Sosyalistler için patriyarka tahlili ufuk açıcıdır

Dosyamızın son konuğu Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu (CİTÖK) Ofis Koordinatörü Cemre Baytok. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü Komitesi’de de yer alan Cemre Baytok, yürüyüşün kitleselleşmesini şöyle değerlendiriyor;

 “Dünyada ve Türkiye’de feminizmin daha çok kişiye ulaştığının göstergesi bu yürüyüşlerin en kalabalık yürüyüşler haline gelmesi”

‘Sosyalistlerin feminizmi tehlike olarak gördüklerini’ belirten Cemre Baytok, “Sosyalist veya kendini başka şekillerde tanımlayan her kadın için patriyarka tahlilinin ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.” diyor.

- 8 Mart gece yürüyüşü son yılların en kitlesel gösterilerinden birisi haline dönüştü, bunun kitleselleşmenin ardından ne yatıyor?

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü bu sene 18. kez düzenleniyor. 18 yıldır her yıl istikrarla bu yürüyüşün düzenlenmesi ve yıllardır yürüyüşün formatının, içeriğinin, coşkusunun aşağı yukarı aynı kalması kalabalıklaşmasında önemli etkenlerden. Ama daha da önemlisi, dünyada ve Türkiye’de feminizmin daha çok kişiye ulaştığının da göstergesi bu yürüyüşlerin en kalabalık yürüyüşler haline gelmesi. Bunu sadece bir gün yapılan yürüyüşte değil, özellikle sosyal medyada sık sık gündemde olan feminist çıkışlarda da görüyoruz. Son olarak, bu yürüyüşün bir gruba ait olmaması ve bağımsız feminist bir ekip tarafından düzenlenmesi de oldukça önemli bir etken.

-‘Sosyalistler işçilerin özgürlüğü’ için ‘feministler ise kadınların özgürlüğü’ için mücadele eder algısı oldukça yaygın. Bu kanı doğru mudur?

Sosyalistler adına konuşmak istemem ama özellikle Türkiye’de 80 sonu yükselen feminizm “kadınların kurtuluşu” tanımını sıkça kullandı ve odağına bunu koydu. Bugün de feministlerin kadınların kurtuluşu ve özgürlüğü için mücadele ettiği açık ve bu halihazırda koca bir hayat tahayyülü de demek aslında.

-‘Sol ve sosyalist’ kesimler, ‘feminizm mücadelesini sınıf mücadelesinden uzak olarak’ değerlendirirken, feminist kesimlerde ise ‘sosyalistlerin kadın mücadelesinden uzak olduğunu’ söylüyor. Bu çatışma kadın mücadelesini nasıl etkilemektedir?

Bu çatışma veya ikilik kısmen çeşitlendirildi son yıllarda diyebiliriz. Yani hem sınıf mücadelesinin yeni tanımları yapılıyor günümüzde hem de kesişimsellik gibi farklı ezilme biçimleri arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarıldığı eleştirel yaklaşımlar feminist hareketlerde güçleniyor. Kaldı ki sosyalist hareketlerin bahsi geçen sınıf mücadelesi ile ilişkisi de yeniden tartışılıyor. Sosyalistlerin kadın teorilerini de elbette genellemek mümkün değil ama feminizm düşmanı çıkışlar hâlâ var elbette. Bu da hem feminizmi bir tehlike olarak görmekten hem de onu kabullenme korkusundan kaynaklanıyor. Sosyalist veya kendini başka şekillerde tanımlayan her kadın için patriyarka tahlilinin ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum.

Bitti

 


PAYLAŞ