Hakan Gülseven: Operasyon 'yukarıdan' bir müdahalenin etkisi altındaydı

Denizcan Akar


TÜKENMEZ HABER - Geçtiğimiz günlerde iktidara yakın haber siteleri ve sosyal medya hesapları tarafından hedef gösterilen Taylan Kulaçoğlu, gözaltına alınmasının ardından çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılmış, savcılığın itirazı üzerine tekrar gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Kulaçoğlu'nun ardından sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan gazeteci Hakan Gülseven ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

Gözaltı sürecini Tükenmez Haber'e anlatan Gülseven, bir gün içinde üç kere gözaltı sebebinin değiştiğini belirterek "Maruz kaldığımız operasyon bir ‘parodi operasyon’dur" dedi.

'KENNEDY'NİN ÖLÜMÜNDEN BİLE TAYLAN'I SORUMLU TUTABİLİRLERDİ'

Kendilerine öncelikle sosyal medya paylaşımları nedeniyle 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçlaması yöneltildiğini vurgulayan Gülseven, sonrasında 'örgüt propagandası' ve en son olarak da 'terör örgütü üyeliği'ne dönüştüğünü belirtti. Gülseven, tutuklanan Taylan Kulaçoğlu'na yöneltilen suçlamalar için şu yorumu yaptı:

"Kendilerini frenlemeseler, müteveffa ABD Başkanı Kennedy’nin ölümünden bile Taylan’ı sorumlu tutabilirlerdi."

'YUKARIDAN BİR MÜDAHALENİN ETKİSİ ALTINDAYDI'

Kendisinin adli kontrol şartıyla serbest bırakılıp Kulaçoğlu'nun tutuklanmasına değinen Gülseven, "Kişisel kanaatim, operasyon ve yargı süreci tamamıyla 'yukarıdan' bir müdahalenin etkisi altındaydı. Son dönemde sosyal medyada iyice öne çıkmış olan Taylan’ın bir biçimde tutuklanması yeterli görüldü ve bizim üzerimizden, zaten yürütülmekte olan gözdağı süreci de devam ettirilmiş oldu…" ifadelerinde bulundu. 

Gülseven'in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

- Gözaltına alınma sebebiniz nedir, hangi suçlama yöneltildi?

En başta belirteyim, maruz kaldığımız operasyon bir ‘parodi operasyon’dur. 17 Mayıs 2020 tarihinde öğleden sonra Ayvalık’ta gözaltına alındım. Gözaltı gerekçesi en başta 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' idi. Götürüldüğüm ‘Terörle Mücadele Şubesi’nde Taylan da vardı. Zaten Taylan’ın alındığını biliyordum. Burada bir tek sosyal medya paylaşımı nedeniyle ifade verdiğim sırada Ankara talimatlı yeni bir sürecin parçası haline getirildiğimizi öğrendik: Bu sefer suçlama 'örgüt propagandası' haline dönüşüyor ve Balıkesir’den ekipler geldiği söyleniyordu. Emniyet’te bekletildik. Balıkesir ekipleri gelince ev aramalarına götürüldük. 25 kadar polisin geldiği evimden telefonum ve anneme ait fotoğraf makinesi, düğün kasetleri, yine anneme ait eski bir dizüstü bilgisayarın hard diski alındı. Ev aramalarından sonra sabaha karşı Balıkesir’e götürüldük. Burada gün içinde hakkımızdaki suçlama 'örgüt üyeliği'ne dönüştü!.. Tabii Anadolu Ajansı ve bir iki kamera daha kelepçelenmiş halde parodi görüntülerimizi aldı. Bir gün içinde üç kere gözaltı sebebinin değiştiği bir tuhaflık yaşadık anlayacağınız…

'TAYLAN ÖLÜM TEHDİTLERİ BİLE ALMAYA BAŞLADI'

- Gözaltına alınmadan önce Taylan Kulaçoğlu ve sanırım sizin hakkınızda sosyal medyada hedef gösterilmeye varan paylaşımlar yapıldı. Bu süreci anlatır mısınız?

Şimdi hakkını yemeyeyim, esas hedef gösterilen Taylan’dı. Sosyal medyada daha görünür ve etkili bir isim Taylan. Son dönemde de iktidar trollerini teşhir etmeye ve bunlara karşı etkin bir mücadele yürütmeye başlamıştı. Taylan’la karantina günlerinde YouTube için bazı çekimler yapmıştık. O çekimlerde de bu konuya değinmiştik. Taylan bu süreçte ölüm tehditleri bile almaya başladı. Kimi iktidar trolleri, "Az kaldı, alınacaksın" gibi tehditler savuruyordu. Birilerinin 'alınacağını' önceden bilen troller!

BİR 'TROL YARGISI' OLUŞTUĞU SÖYLENEBİLİR

- Son zamanlarda sosyal medyada muhalif isimlerin hedef gösterilmesi ve ardından yargının harekete geçmesi bir rutin haline geldi. Bu baskı yöntemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

İktidar yasamayı ve yargıyı tahakkümü altına aldı. Memlekette zaten hep sorunlu olan 'adalet' algısı artık tam anlamıyla buharlaşmaya başladı. İktidar trolleri düpedüz yargıyı yönlendiriyor artık. İnsanların gözaltına alınması, tutuklanması, hapis cezalarına çarptırılması bildiğimiz hukuki süreçlerle gerçekleşmiyor. Keyfiyet adaletin yerini tam anlamıyla kaplamış vaziyette. Bir 'trol yargısı' oluştuğu pekala söylenebilir.

'TAYLAN'IN TUTUKLANMASI YETERLİ GÖRÜLDÜ'

- Gözaltı sürecinde neler yaşadınız, neler soruldu?

Ben de 'terör örgütü üyeliği' ile suçlandım. Polis ve savcılık ifadelerimde atılı suçla ilgim olmadığını belirterek, kendi siyasi aidiyetimi ve görüşlerimi ortaya koydum ve medyaya/sosyal medyaya yansıttığım bütün tutumları savundum. Yaptığım savunmalardaki tutumum tutuklanmak üzere çıkarıldığım hakim karşısında da devam etti. Adli kontrol şartıyla serbest bırakıldık. Savcılık itiraz etmiş, tekrar yakalama çıktı. Taylan’ı evinden almışlar. Beni bulamadılar, ertesi gün gidip hakim karşısına çıkma kararı aldım. Bu esnada, atılı suçun saçmalığı üzerine kendi siyasi tutumlarımla suçlamaya konu örgütün siyasi tutumları arasındaki farkı ortaya koyacak bazı somut yazıların çıkışını alıp hakim karşısına çıktım. Tutumlar arasındaki fark barizdi, savunma kuvvetliydi, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldım. Ne var ki, kişisel kanaatim, operasyon ve yargı süreci tamamıyla 'yukarıdan' bir müdahalenin etkisi altındaydı. Son dönemde sosyal medyada iyice öne çıkmış olan Taylan’ın bir biçimde tutuklanması yeterli görüldü ve bizim üzerimizden, zaten yürütülmekte olan gözdağı süreci de devam ettirilmiş oldu…


PAYLAŞ