Twitter’da öfke ve gözyaşı: Huysuz Virjin’in vedası

Fotoğraf: Twitter

Bugünlerde çok konuşulan Z kuşağı değilse de 80’lerde doğanların çocukluğuydu Seyfi Dursunoğlu, ölümü de çocukluktaki güzel ve gülümseten anılarla keskin bir kopuş etkisine neden oldu. Malvarlığını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlaması dikkate değer fakat kendisini sevenlerin önem listesinde ilk sırada bu yoktu. 

Huysuz Virjin, kasaba ahlakını ayakları altına alan güçlü bir figür, dönemin Cumhurbaşkanını da espri konusu yapabiliyor ya da en popüler pop yıldızlarını da... Huysuz Virjin ile temas edebilmek insanlar için bir çeşit kendiyle dalga geçebilme ve özgüven sınavı. Fakat Seyfi Dursunoğlu’nu bugünkü sosyal medya fenomenlerinden ayıran çarpıcı özellik ise sınırlarında dolaştığı toplumsal ahlak ve normlar üzerinde sörf yaparken bir kere bile herhangi bir nefret söylemine, güçlüye sığınmaya gönül indirmemesi. Seyfi Dursunoğlu sahnedeki gücünü başka kimseye ya da herhangi bir gerici fikre dayanmadan, tamamen pazarlıksız biçimde kendisi kazandı.

Çocukluğumuzda böyle bir güçlü figürü izlemek bize iyi hissettirdi; Katina’nın elinde makasıyla neşelendik, Huysuz Virjin’i sahnede değilse bile televizyonda her gördüğümüzde gülümsedik. Peki vedasındaki öfkemiz nasıl patladı? Seyfi Dursunoğlu’nun bir televizyon programında kendisinin de açıkça ifade ettiği gibi AKP hatta daha spesifik olarak Bülent Arınç, 2007’den itibaren RTÜK eliyle Huysuz Virjin’i ekran ambargosu uygulamıştı. Kadın kılığına giren bir erkek muhafazakâr iktidarı rahatsız etti. Aslında muhafazakâr iktidarı rahatsız eden Seyfi Dursunoğlu’nun kadın kılığına girmesi değil, ikiyüzlü kasaba ahlakına eyvallah etmemesiydi. O kasaba ahlakı yasakladığı Huysuz Virjin yerine bize Murat Övüç’ü hediye etti. Mafya liderlerinin de eteği altına girebilen, üstünde sörf yaptığı dalgayı büyüteceğini anladığı anda rahatlıkla nefret suçu işleyebilen, temsilcisi olduğu kasaba ahlakına karşı kendini garantiye almak için hükümet temsilcilerine yanaşan yeni bir figür. Huysuz Virjin’in antitezi.

Huysuz Virjin’in vedasında ortaya çıkan öfkenin sebebi bu kültürel gerileme. Twitter’daki insanlar, 2013’ten beri yani Gezi’den beri kendilerini satan insanlara çok alıştı. Hatta bunun mekanizması da anlaşıldığı için, yani bir insanın üstüne devlet gücüyle yüklenildiğinde o insanın buna karşı durması çok epik bir durum olacağı için eskisi kadar hem acı vermiyor hem de öfkelendirmiyor. Bir örnek vermek gerekirse; Yavuz Bingöl bugün yüzüncü kere iktidarı öven bir röportaj verse 5-6 yıl önce sebep olduğu öfkenin milyonda birine sebep olamaz. Fakat Huysuz Virjin her zaman bizimleydi; dolayısıyla yasaklı olarak ölmesi bizi daha öncekilere benzemeyen biçimde öfkelendirdi. 

Bugün İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ve LGBT bireylere ayrımcılık en yüksek perdeden konuşulurken Seyfi Dursunoğlu’nun vedası, kaybettiklerimizi yüzümüze bir tokat gibi çarptı. O dar, baskıcı ve ikiyüzlü kasaba ahlakıyla mücadelede ne kadar geriye düştüğümüzü daha simgesel, daha acı verici bir hatırlatış biçimi olabilir miydi bilmiyorum. 

İhtiyacımız olan Seyfi Dursunoğlu mücadeleciliği ve gücü, kendisinin vedası bizi hem üzdü hem de öfkelendirdi. Fakat biz gelecek güzel günlerde Huysuz Virjin’i sahnede kanto söylerken kendisine gülümsediğimiz anlarla hatırlamak istiyoruz.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR