Ölüm orucundaki avukatlar Timtik ve Ünsal için acil çağrı

Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için 'acil çağrılı' bir metin hazırladı.

Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu, ölüm orucundaki Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal için verilen “tutukluluğun devamı ve hastaneye sevk” kararının, işkence niteliğinde olduğunu belirterek avukatların tahliye edilmesini istedi.

Açlık grevi eylemlerini 5 Nisan’dan bu yana ölüm orucuna dönüştürerek sürdüren avukatlar Ebru Timtik 209, Aytaç Ünsal ise 178’inci gününde. Avukatlar dün sağlık durumlarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumuna sevk edildi. Bugün İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen "cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmadığı" yönündeki rapor İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu rapora rağmen, tutukluluğun devamına ve cezaevinde kalmalarının sağlıkları için uygun olmaması nedeniyle tedavileri için hastaneye sevk edilmelerine karar verdi. Konuyla ilgili bir açıklama yayınlayan Savunmaya Özgürlük Koordinasyonu,  Timtik ve Ünsal’ın acilen tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

Açıklamada başlıca şu ifadelere yer verildi:

Açlık grevi eylemlerini 5 Nisan'dan bu yana ölüm orucuna dönüştürerek sürdüren Av. Ebru Timtik 209. gününde, Av. Aytaç Ünsal ise 178. gününde, sağlık durumlarının değerlendirilmesi için dün Adli Tıp Kurumuna sevkedilmiş; 30.07.2020 tarihi itibariyle İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen "cezaevi şartlarında kalmasının sağlığı açısından uygun olmadığı" yönündeki rapor, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine ulaşmıştır.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi ise bu rapora rağmen, tutukluluğun devamına ve cezaevinde kalmalarının sağlıkları için uygun olmaması nedeniyle, sözde "tedavileri" için hastaneye sevk edilmelerine karar verdi. 

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18 avukat hakkında verdiği mahkumiyet kararı, siyasi saiklerle ve bütün usul kuralları ihlal edilerek verilmiş hukuksuz bir karardır. Adil yargılama talebiyle ölüm orucunda bulunan iki meslektaşımız hakkında bugün verilen "TUTUKLULUĞUN DEVAMI VE HASTANEYE SEVK KARARI" ise bu hukuksuzluğu katmerleştiren, hem Ebru ve Aytaç için, hem de aileleri, meslektaşları için işkence niteliğindedir.

Meslektaşlarımızın talebi tedavi değil, adil yargılamadır. Sağlıklarının bozulmasına sebep olan hastalık, bağımlı/siyasi yargılama pratiğidir. Yakın zamanda aynı taleplerle açlık grevindeyken talepleri karşılanmadığı için Mustafa Koçak ve Helin Bölek yaşamını yitirmiştir. İbrahim Gökçek ise, meslektaşlarımız için verilenle aynı mahiyetteki Adli Tıp Kurumu raporu sonrasında tahliye edilmiş, ancak aşırı geç kalındığı için 2 gün içinde yaşamını yitirmiştir. Bu yakın geçmiş bilinmekte iken, tahliye yerine hastaneye sevk kararı verilmesi; örtülü ölüme mahkumiyet kararıdır. Aynı mahiyette sağlık raporu olmasına rağmen İbrahim Gökçek tahliye edilmiş iken, meslektaşlarımızın tutukluluğunda ısrar edilmesinin anlamı, ölümleri için yeteri kadar beklemek değilse nedir? 

Dünya ve Türkiye tecrübelerinde çok sayıda eylemcinin iradesi dışında beslenmeye ve tedaviye zorlanması, daha büyük ölçüde kalıcı sakatlanmaya, bazı hallerde ölümlere yol açmıştır. Dünya Tabipler Birliğinin Tokyo ve Malta Bildirgelerinde, tıbbi etik gereği açlık grevi ve ölüm orucu eylemcisinin iradesine aykırı zorla besleme ve zorla tedavi uygulanamayacağı, bunun işkence niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.

İlk celse tahliye edilen ve 3 yıla yakın süredir mahpus tutulan meslektaşlarımız için kaçma şüphesi gerekçesiyle adeta ölüme mahkum edilmeleri kabul edilemez. Madımak katliamının, Beyazıt katliamının sanıkları, cinayet/uyuşturucu faili mafya liderleri, insanlık suçlusu IŞİD sanıkları serbest bırakılırken; on yıllardır sadece avukatlık yapan meslektaşlarımızın cezaevinde tutulmasındaki ısrar, hukuki değil siyasidir. 

Tutuklu avukatların dosyası Yargıtay önündedir. Ölüm orucundaki avukat arkadaşlarımızın yaşam hakkı için sorumluluk altındadır. Yargıtay, bir an önce dosyayı incelemeli ve tahliye konusunda acil bir karar vermelidir. İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi kararından dönmeli, Ebru ve Aytaç'ın yaşam hakkı için derhal tahliye kararı vermelidir. 

Meslektaşlarımızı ve kamuoyunu, bu hukuksuz karara karşı ses vermeye, zorla müdahale işkencesine tavır almaya çağırıyoruz. 

SAVUNMAYA ÖZGÜRLÜK KOORDİNASYONU


PAYLAŞ