Koronavirüs fonu AB’yi parçalanmaya bir adım daha yaklaştıracak

Fotoğraf: AA

Euro Bölgesi Krizi'nin ilk yıllarında krizin derinliğini Avrupa Birliği'nin her zirvesinin akabinde düzenlenen kutlamaların hızla azalan yarılanma süreleriyle ölçtüğümü hatırlıyorum. Krizin sona erdiği yönündeki vakitsiz açıklamalar umudu canlandırmış, bu da para piyasalarının tekrar yükselmesine sebep olmuştu. Fakat sonra, önünde sonunda belirsizlik daima geri dönecekti. Çoğunluk için kemer sıkma, azınlık içinse sosyalizm yılları uzayıp giderken belirsizlik her AB zirvesinden sonra daha kısa sürede geri döndü. 

Peki 750 milyar euro (yaklaşık 6 katrilyon TL.) değerinde, yepyeni bir pandemi sonrası AB kurtarma fonuyla sonuçlanan geçen haftaki zirve sonunda bu kederli örüntüyü kırmış olabilir mi?

Beklendiği gibi zaferleriyle övünerek fonu kucaklayacak tipik AB amigolarını bir kenara bırakalım, liderlerin geçmiş performanslarının azılı eleştirmenleri dahi AB'nin bu sefer turnayı gözünden vurduğuna dair umutlarını dile getiriyor. Mesela arkadaşım Shahin Vallée kurtarma fonunu "sahici bütünleşmeye doğru bir atılım" diye nitelendirdi. 

Vallée gibi eleştirmenlere umut veren fonun büyüklüğü değil. Daha ziyade AB liderlerinin ortak borcun mecburiyetinin herhangi bir parasal birliğin tutkalı olduğunu ilk kez kabul etmiş görünmesi onlara umut veriyor. Her üye devletin ihtiyacı oranında harcansın diye 750 milyar euronun kapasiteleriyle orantılı olarak üye devletlerden borç olarak ortaklaşa alınacağı doğrudur. Yıllardır yapılması gereken buydu ama şu ana kadar zengin ülkeler inatla buna karşı çıkmıştı. 

Peki, Avrupalı ülkelerin birliği için borcun karşılıklı hale getirilmesinin şart olduğu fikrini desteklediğim halde neden AB'nin son kararının Avrupa'nın parçalanmasına giden başka bir adım olduğunu düşünüyorum? Bunun üç nedeni var. 

Birincisi kurtarma fonu dikkatimizi dağıtarak bariz bir gerçeği, yani büyük çaplı kemer sıkma politikalarını görmemizi engelliyor. Uluslararası Para Fonu'na (IMF) göre Euro Bölgesi'nin 2020'deki toplam geliri yüzde 10 oranında düşecek. İtalya ve Yunanistan gibi ülkelerde çok daha büyük olacak gelirdeki bu azalış ortalamada yüzde 11'den büyük bir bütçe açığı yaratacak. 

Eğer Berlin ve diğer hükümetler (11 Haziran Euro Grubu Tebliği'nde görüldüğü üzere) üye devletleri 2021'e kadar hesaplarını dengelemeye zorlamada kararlı olmasaydı tek başına bu o kadar da yıkıcı olmazdı. Örneğin daha yeni yeni başlayan canlanma İtalya'nın bütçe açığını, diyelim ki, yüzde 9'a indirse bile hesaplarını dengelemek için Roma yine de  kesinti ve vergilerde GSYİH'nin yüzde 9'una denk, acımasız bir kemer sıkma politikası uygulamak zorunda. Yunanistan'da da durum benzer. Almanya'nın bile bütçesini dengelemek için kemer sıkmak zorunda olduğu düşünülürse bütün kıtanın kemer sıkmayla ekonomik durgunluk arasında gidip gelen, yoğunlaştırılmış bir kıyamet döngüsüne sokulması işten bile değil. 

İkinci nedense kurtarma fonunun (makroekonomik açıdan) cılız olması. Fonun birliği savunabilmesi için yaklaşan kemer sıkma tsunamisinin büyüklüğüyle kıyaslanabilir boyutta mali bir destek sağlaması gerek. Ama sağlamıyor. Yine muazzam boyutlarda kemer sıkma önlemleri almak zorunda olan İtalya ve Yunanistan'ı ele alalım. Kurtarma fonundan gelen paralar bu şokun ne kadarını karşılamaya yardım edebilir? Cevap: Pek de fazlasını değil. 

Kesin bir cevapa ulaşmak için öncelikle kurtarma fonunun sunduğu yeni kredileri görmezden gelmeliyiz (ne de olsa iflas etmiş birine yeni borcun asla yardımı dokunmaz) ve sadece net hibelere odaklanmalıyız. İtalya'ya yaklaşık 80 milyar, Yunanistan'a da 23 milyar euro tahsis edildi. Fakat her üye devletin 750 milyar euroluk yeni AB borcunun bir kısmını üstlenmesi gerekiyor. Örneğin İtalya bu borcun yüzde 13'ünün sadece biraz daha azından, daha yoksul olan Yunanistan ise yüzde 1,4'ünden sorumlu. Bu yeni borçları çıkardığımızda İtalya ve Yunanistan'ın yeni hibeleri sırasıyla 30 milyar ve 12 milyar eurodan biraz daha fazla, ya da yıllara göre söylemek gerekirse 2021 ile 2023 arasında GSYİH'lerinin yüzde 0,6'sı ve yüzde 2'si oluyor. GSYİH'nın% 9'una eşit kemer sıkma olasılığıyla kıyaslandığında, ki kemer sıkma bütçeleri dengelemek için illa ki gerekecek, bunlar çok cılız meblağlar. 

Üçüncü neden: Fonların akacağı siyasi koşullar resmen her AB şüphecisinin hayali. Birleşik Krallık ekonomik bir durgunlukla sarsıldığında teşvikler en çok etkilenen bölgelere orantısızca akarken otomatik olarak hükümetin bütçe açığı artar. Böyle bir mali birliğin güzelliği hiçbir siyasetçinin paranın hangi bölgeye aktarılacağına karar verememesidir. Parlamento Surrey, Sussex ve Batı Londra'dan Cumbria'ya, Norfolk'a ya da Kuzey Galler'e ne kadar para transfer edileceğini tartışmak zorunda olsaydı ne biçim rezalet çıkardı, düşünün. Britanya, Brexit'i dostane bir mesele gibi gösterecek anlaşmazlıklarla alt üst olurdu. Yine de aynı anlaşmazlık kaynağı, daha durgunluğun bölgeler üzerindeki etkisinin ne olacağı dahi bilinmezken hazırlanan ülke paylaştırmalarıyla tamamlanarak AB kurtarma fonunun ayrılmaz bir parçası haline getirildi. Neredeyse her şey kurnaz bir AB şüphecisi tarafından tasarlanmış gibi. 

Sanki bu yetmezmiş gibi, muhteşem liderlerimiz her ulusal hükümete, ödeyeceği paranın nasıl harcanacağını incelerken, başka ülkelere olan ödemesini üç aya kadar dondurma hakkı tanımaya karar verdi. Böylece, Hollandalıların İtalyan hükümetini emeklilik ödemeleri üzerinden azarlaması, Roma'nın da karşılık olarak Hollanda'nın meşhur vergi boşluklarını ifşa etmesi misali karşılıklı suçlamaların sonu gelmez biçimde devam edeceği garantilendi. Kurtarma fonunun nihayetinde amacına ulaşması için AB'nin Thatcher benzeri indirimlerle rüşvet verdiği bir hükümetin başbakanının, mesela İspanya'ya böyle meydan okuduğunda oluşacak atmosferi düşünün. 

İyimserler, yeniden dağıtım mekanizması hantal ve makroekonomik açıdan da değersiz olduğu halde yeni ortak borcun fiiliyatta işe yarayacağını ve düzgün bir federasyona yönelik belirleyici bir ilk adım teşkil ettiğini iddia ediyor. Bu, en az beklediğimiz anda çıkış yapacağı zamana dek Avrupa'nın doğru yönde ağır ağır ilerlediğini iddia eden bilindik bir argüman. Bu mutlu anlatıyla yan yana koyulduğunda içimdeki ses tam ters istikamette, parçalanmaya doğru ilerlediğimizi söylüyor. 

Yanılıp yanılmadığım (umarım yanılıyorumdur) gelecek yıl Avrupalıların çoğunun kurtarma fonunun toparlanmalarına yardım ettiğine inanıp inanmayacağına bağlı olacak. Eğer inanırlarsa AB'nin ortak borcu belki hakikaten de refahın paylaşılacağının müjdecisi olabilir. Açıkçası ben, ne kadar çabalarsam çabalayayım, bunun mümkün olabileceğini göremiyorum. 

Yanis Varoufakis Avrupa'da Demokrasi Hareketi'nin (DİEM25) kurucu ortağıdır. 

* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.theguardian.com/world

Çeviren: İrem Oral


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR