Genç gazeteciler neler yaşıyor?

Türkiye'de genç gazeteciler neler yaşıyor, ne gibi sorunlarla karşılaşıyor ve sektör içerisinde ne kadar kalabiliyor? Tüm bu sorularımıza Türkiye'deki genç gazeteciler yanıt verdi. Genç gazeteciler ile bir yandan yeni mezun gazetecilerin yaşadığı sorunları bir yandan da bu sorunlara karşı çözüm noktalarını konuştuk. 


SERBEST GAZETECİ: MELTEM SUAT

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Meltem Suat, serbest gazeteci olarak mesleğini sürdürüyor.

'MESLEĞE ÇOK DÜŞÜK ÜCRETLERLE BAŞLIYORSUNUZ'

Genç gazetecilerin en büyük sorunlarının düşük ücretler karşılığında çalıştırılmak ve tecrübesiz olarak görülmek olduğunu söyleyen Suat, "Çoğu medya kuruluşu üniversiteden mezun olduğunuz zaman dahi sizi 'gönüllü staj' adı altında bedavaya ve güvencesiz bir şekilde çalıştırmak istiyor. Mesleğe çok düşük ücretlerle başlıyorsunuz, eğer yerel medyada çalışıyorsanız durum daha da vahimleşiyor. Yerel medyada çalışırken sayfaya günde 6 haber verip yine de yönetim tarafından performans düşüklüğüyle suçlanıyordum. Serbest çalışan genç gazeteciler için durum daha da kötü. Çoğu işveren çok çok komik telif ücretiyle sizden tam zamanlı çalışmanızı istiyor. Bu da genç gazetecileri umutsuzluğa ve meslekten uzaklaştırmaya sürüklüyor" dedi.

'MEDYADA TEKELLEŞME OLDUĞU İÇİN BİR KERE İŞSİZ KALIRSAN BİR DAHA İŞ BULAMAZ HALE GELİYORSUN'

Gazetecinin kendi kendine otosansür uyguladığını söyleyen Suat, sözlerine şöyle devam etti:

"Çünkü bugün medyada ciddi bir tekelleşme olduğu için bir kere işsiz kalırsan bir daha iş bulamaz hale geliyorsun. Sektör küresel ve yerel dinamiklerin etkisiyle büyük bir dönüşüme uğradı. Yazılı basın daraldı ama bence bu birçok fırsatın önünü açtı. Eskiden haber yapabileceğimiz bu kadar geniş mecralar yoktu kısıtlı imkan vardı şimdi ise birden fazla platform oluştu.

'DİJİTAL MEDYADA ÇALIŞAN GAZETECİLERİN EN BÜYÜK PROBLEMLERİNDEN BİRİ 212 KAPSAMINDA ÇALIŞAMAMALARI'

Eğer bir gazeteci, kuruma bağlı değilse ve serbest çalışıyorsa sahada haber takibi yapması zorlaşıyor. Serbest çalışan gazeteci arkadaşlara Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) aracılığıyla alınan IFJ kartı almasını tavsiye ediyorum. Bizim ülkemizde yaygın değil ama 147 ülkede geçerli bir kart. En azından sahada gazeteci olarak tanınmanızı sağlıyor. Dijital medyada çalışan gazetecilerin en büyük problemlerinden biri 212 kapsamında çalışamamaları, bu sorunun da en kısa sürede çözüleceğine inanıyorum."


YEREL GAZETE MUHABİRİ: DUYGU KÖSEOĞLU

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Duygu Köseoğlu, Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde yerel gazetede çalışıyor.

'YENİ MEZUN GAZETECİLER STAJYERLİK ADI ALTINDA UZUN ZAMAN ÇALIŞTIRILIYOR'

Genç ya da yeni mezun gazetecilerin sektörde iş bulamadığını söyleyen Köseoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Ulusal mecrada yeni mezun gazeteciler stajyerlik adı altında uzun zaman çalıştırılıyor. Bazen yemek ve yol ücreti veriliyor, bazen onu da alamıyor. Yerel medya, haber siteleri gibi yerlerde çalıştırılanlar ise asgari ücrete ya da bunun altında maaşlarla çalıştırılıyor, hatta maaşları ödenmiyor, ödemesi aksatılıyor. Mesleğe yeni başlayan gazetecilere her zaman ucuz iş gücü olarak bakılırken, aynı zamanda her konuda yükleniliyor ve her şeyi yapması bekleniyor. İnternet gazeteciliği yapan bir sürü gazeteci var. Ve hala yasal bir düzenleme bekliyorlar. Deneyimsiz ve genç gazetecileri, gazeteci olmak için her zaman az maaş çok mesai harcamak gerektiğine inandırmaya çalışıyorlar."

'GAZETECİNİN SOSYAL BİR HAYATI OLDUĞU UNUTULUYOR'

Ağır çalışma koşulları ve emeğin sömürülmesine ilişkin konuşan Köseoğlu, şunları söyledi:

"Bugün her alanda emek sömürüsü var. Bizim sektörümüz için konuşmak gerekirse şunu söylemek isterim; iktidar yanlısı olan ve bu işten milyonlar kazanan medya patronları da gazetecinin emeğini sömürüyor, muhalif veya alternatif medya olarak kendini adlandıran ve emek sömürüsüne karşı olduklarını söyleyenler de bunu yapıyor. İktidar medyası çok iş az para mantığıyla bunu yaparken kendini muhalif alternatif olarak tanımlayanlar ise bunu 'dayanışma', 'arkadaşlık', 'aynı yolda mücadele etme' gibi kavramları kullanarak yapıyor. Yerel gazetelerde ise finansal sorunlar var. Resmi ilan payının az olması ve reklamların az olması nedeniyle finansal sorun yaşıyorlar. Öte yandan bu durumdan kaynaklı, çalıştıracak gazeteci bulamayışından az insanla çok iş mantığıyla hareket ediyorlar. Bu nedenle yerel gazetelerde bir muhabir sadece muhabirlik yapmıyor. Aynı zamanda sayfa editörlüğü, kameramanlık, internet editörlüğü, sayfa tasnifi gibi birçok işi aynı anda asgari ücret karşılığında yapıyor. Yerel gazete muhabiri, 'esnek çalışma saati' adı altında mesai saati olmaksızın iş ne zaman biterse o zaman evine gidiyor. Bütün saatini gazetede geçiren gazetecinin sosyal bir hayatı olduğu unutuluyor. Gazeteci sosyalleşmezse, dışarıda olmazsa nasıl haber yapacak?"

'YAZILAN HABER İLLAKİ ÇALIŞTIĞINIZ KURUMA UYGUN BİR DİLLE YAYINLANIYOR'

"Editoryal bağımsızlık var mı?" sorusuna yanıt veren Köseoğlu, "Ben editoryal bağımsızlığın hiçbir medya kuruluşunda olduğuna inanmıyorum. Türkiye’de ulusal basının yaşadığı 'editoryal bağımsızlık' güç ve iktidar erki kimdeyse ona göre şekilleniyor. Yerelde ise belediyelere, sanayi kuruluşlarına ve siyasetin yönüne göre şekilleniyor. Bir muhabir, çalıştığı kuruma göre haberi oluşturmak zorunda kalıyor. Aslında otokontrol kendiliğinden oluşuyor. Yazılan haber illaki çalıştığınız kuruma uygun bir dille yayınlanıyor" dedi.

'GELENEKSEL GAZETECİLİK YERİNİ DİJİTALE BIRAKIYOR'

Gazetecilerden 'Gazetecilik artık bitti. Her şey dijital oldu. Sosyal medyaya yönelin' söylemlerini duyduğunu söyleyen Köseoğlu, şunları kaydetti:

"Genç gazeteciler de bu söylemlerden dolayı mezun olduktan sonra işsiz kalmamak düşüncesiyle dijital medyaya yöneldi. Dijital medyayı iyi kullanan genç gazetecilerin yazılı basında yer almaları daha avantajlı diye düşünüyorum, özellikle yerel medya için. Çünkü; yerelde yazılı basın bir şekilde devam ederken bir yandan da dijitalleşiyor, yerelde dijital medyayı kullanmayı bilen gazetecilere ihtiyaç olduğunu görüyorum. Evet, geleneksel gazetecilik yerini dijitale bırakıyor. Artık herkes anında habere ulaşmak istiyor. Bu nedenle basılı gazetecilik yavaş haber olarak değerlendiriliyor. Ama benim düşüncem yazılı basın ve gazete yaşamalı ama aynı zamanda dijitalle entegre olmalı. Dijitalleşme ile medya sektöründe birçok yeni alan açıldı. Dijitalleşme sonucu birçok yazılı basın sadece internet üzerinden yayın hayatına devam ediyor. Bu nedenle genç gazeteciler için bir alan daralması mevcut."

'İNTERNET MEDYASI ÇALIŞANLARI GAZETECİ SAYILMIYOR'

"İnternet medyası çalışanları gazeteci sayılmıyor" diyen Köseoğlu, "Habere ulaşma konusunda bir sürü engelleme ile karşı karşıya kalıyor. Önceden sarı basın kartı soruluyordu. Gerçi şu an turkuaz sanırım. İnternet medyası çalışanı gazetecilerin bunun dışında bir de çalıştığı kurum sorgulanıyor ve bu kurumun adına göre muamele görüyor. Eğer muhalif bir kurumda çalışıyor ise habere ulaşması engelleniyor. Akredite olamıyor. Dijital medya çalışanları için basın kanunda düzenleme yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

'GENÇ GAZETECİLER TAMAMEN KUTUPLAŞTI'

Genç gazetecilerin çoğunun kendi mesleğini yapamadığını söyleyen Köseoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun nedeni sektörde iş alımlarının olmaması, birilerinin tanıdığı değilseniz kapıdan içeri bile giremiyor olmanız, yeni mezunların ucuz iş gücü olarak görülmesi... Bunun yanında medya ve siyaset ilişkisi o kadar net görülüyor ki genç gazeteciler tamamen kutuplaştı. Bir kesimi kendi siyasi görüşüne ters düşen yerlerde çalışmayı tercih etmiyor, birilerinin kalemşörü olmak istemiyor ve mesleğini yapmaktan kaçınıyor. Bir kesimi ise kendine ters düşse de o gazetede çalışıyor ve buna katlanmaya çalışarak manevi olarak kendini yıpratıyor."

'İNTERNET GAZETECİLERİ İÇİN BASIN KANUNUNDA DÜZENLEME YAPILMALI'

Köseoğlu, "İnternet gazetecileri için basın kanununda düzenleme yapılmalı. Genç gazeteciler için emek sömürüsüne, fazla mesai ile uzun süre çalıştırılmaya son verilmeli. Gazetecilerin alanında uzmanlaşması sağlanmalı. Bütün gazeteciler için çalışma koşulları iyileştirilmeli" dedi.


SERBEST GAZETECİ: SERCAN POLAT

Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Sercan Polat, gazetecilik mesleğini bağımsız olarak icra ediyor.

'YENİ MEZUN GAZETECİLER, EN İYİ İHTİMALLE ASGARİ ÜCRET İLE ÇALIŞMAYA BAŞLIYOR'

Türkiye'de 'gazetecilik' noktasında tanımlı bir iş koşulu olmadığını söyleyen Polat, "Çalışma saatleri ve şartları en esnek meslek gruplarından birisidir Gazetecilik. Yeni mezun gazetecilerin, maaş beklentisi olmadan, neredeyse her habere koşturacak birer fedai olmaları bekleniyor. Yeni mezun gazeteciler, en iyi ihtimalle asgari ücret ile çalışmaya başlıyor" dedi.

'BASIN KARTI OLMADAN YARIM GAZETECİLİĞE DEVAM EDİYORSUNUZ'

Türkiye'deki genç gazetecilerin çalışma sorunlarından bahseden Polat, şunları söyledi:

"Sektöre yeni bir giriş yaptınız, idealist ve doğduğunuz topraklara sorumlu bir yurttaş olarak halkın haber alma özgürlüğünü savunuyorsunuz. Canınızı dişinize takıyor ve gece gündüz çalışıyorsunuz ancak siz o halde dahi yarım gazetecisiniz. Basın kartınız olmadan, çalıştığınız kurum sizi tanıyıp-tanıtmadan yarım gazeteciliğe devam ediyorsunuz. Basın kartı almanın hele ki elinde tutmanın ne denli zor olduğunu herkes çok iyi bilmekte."

'EDİTORYAL BAĞIMSIZLIK OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM'

Editoryal bağımsızlığın olmadığını savunan Polat, "Kurum, gazetecilerine mobbing uygulayabilir, sansür koyabilir. İçinde bulunduğumuz ülkenin durumuna bakarsak gazeteci kendisine otosansür uygulayabilir. Kullanılan bir kelimenin bile 'toplumsal algı yaratma' ve 'bilinç inşa etme' noktasında ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlarsak, ben bağımsız editoryal bir çizginin olmayacağı kanaatindeyim" dedi.

'YAZILI BASINDA GENÇ GAZETECİNİN YER EDİNMESİ OLDUKÇA ZOR'

Genç gazetecilerin çalışma alanının genişlediği kanaatinde olan Polat, "Küçücük ekranlara dünyayı sığdırmak, güncel haberleri ve gelişmeleri takip etmek yine gençliğin başını çekeceği bir mücadele alanı. Yazılı basında bugün bir genç gazetecinin yer edinmesi oldukça zor. Şunu da göz ardı etmemek lazım; daralan ve küçülen yazılı basında bir gencin değil, tecrübeli bir gazetecinin bile istihtamı oldukça zor" dedi.

'Bİ KART O İNSANI NE MESLEKİ OLARAK TANIMLAR NE DE YETERLİLİĞİNİ GÖSTERİR'

"Bir kart o insanı ne mesleki olarak tanımlar ne de yeterliliğini gösterir" diyen Polat, sözlerine şöyle son verdi:

"Basın kartının kimlere ne şekilde verilip, kimlerin ellerinden alındığını da bilmeyen yok. Muhalif haber yapan kaç tane basın emekçisinin basın kartı var? Basın kartı olmayan bir gencin bugün yapacağı en iyi şey; dijital platformlarda kalemini satmadan halka haber akışını sağlamak ve ideallerinin peşinden koşmak."


SERBEST GAZETECİ: MEHMET EMİN İLBEYLİ

Serbest gazetecilik yapan Mehmet Emin İlbeyli, aynı zamanda 'Gazete Üsküdar' isimli yeni nesil dijitak bir gazetenin genel koordinatörü.

'BELKİ DE EN BÜYÜK ZORLUK İLETİŞİM FAKÜLTELERİNDE ALDIĞIMIZ EĞİTİMDE'

"Genç gazetecilerin maddi-manevi karşılaştığı zorluklar nedir?" sorusuna yanıt veren İlbeyli, "Belki de en büyük zorluk iletişim fakültelerinde aldığımız eğitimde. 'Nasıl iş kurulur', 'pratikte nasıl gazeteci olunur', 'freelance gazetecilik nasıl olmalıdır' gibi derslerin olmayışı... Bunların hepsini mezun olduktan sonra kendimiz öğrenmemiz gerekiyor. Kendi imkanlarımızla üretmeyi öğrenmek zorunda kalıyoruz. Genç gazetecilerin en büyük sorunu, internet gazeteciliğine yönelik bir yasanın olmaması" dedi.

'GELENEKSEL MEDYA ARTIK BİR ŞEY ÜRETMİYOR'

Editoryal bağımsılığın küçük ölçekli yayın organlarında görece daha güçlü olduğunu söyleyen İlbeyli, sözlerine şöyle devam etti:

"Basılı yayın oldukça daraldı ancak okullar yüksek sayıda mezun vermeye devam ediyor. Biliyorsunuz ki; gazetecilik yapanlardan iletişim fakültesinden mezun olanlar da sınırlı. Bu nedenle dijital medyaya yönelmek ve kendimize uygun mecralar yaratmak zorunda kaldık. Ama bunun en temel sebebi, geleneksel medyanın artık bir şey üretmiyor olması."


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR