Kadınlar sokakları terk etmiyor

Fotoğraf: MA

Kadılar, İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmek istenmesine karşı sokakları terk etmiyor. "Yaşam hakkımızı savunmak için, İstanbul Sözleşmesi'nden çıkmayın" uyarısında bulunan kadınlar, "Haklarımızı ve özgürlüğümüzü mücadele ederek kazandık, vazgeçmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.


İZMİR

İzmir’in Dikili ilçesinde kadınlar basın açıklaması yaparak, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını talep etti. Dikili Atatürk Meydanı’nda buluşan kadınlar İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının son bulmasını ve sözleşmenin eksiksiz uygulanmasını talep etti. Basın açıklamasında konuşan Şükran Birtem, “Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor! Erkek şiddetiyle aramızdan ayrılan kadınların isimlerini ezbere sayıyoruz. İstanbul Sözleşmesi kadınların ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür ve bu sözden dönmek, günde en az 3 kadının öldürüldüğü, bilindiği kadarıyla yılda 28 bin 360 çocuk istismarının yaşandığı bir ülkede kadınları ve çocukları ateşe atmak demektir” ifadelerini kullandı. Birtem, Dikilili kadınlar olarak, İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme niyet beyanları son bulana kadar nöbette olduklarını söyledi.

İzmir'de Narlıdere ve Balçovalı kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek istenmesine karşı bugün bir panel düzenledi. Narlıdere Kültür ve Cem Evi’nde düzenlenen panelin konuşmacısı Avukat Zeynep Ferda Demirbaş iken, panele Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ilçe örgütleri ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Aysun Gezen, Alevi ve yöre dernekleri de katıldı.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olduğunu söyleyen Demirbaş, “İlk kez uluslararası bir sözleşmede kadına yönelik şiddet insan hakları ihlali sayıldı. Devletler, toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak, geliştirmek durumunda kaldı” dedi.

Sözleşmeyle birlikte ev içi şiddet kavramının yasalarda yer aldığının altını çizen Demirbaş, “Aile içi şiddetten farksız olarak, evde yaşayan ve şiddete maruz kalan herkesi korumaya dönük bir tanım aldı. Sözleşme, bahsedildiği gibi bir aile yapısını bozmuyor, aile tanımı bile yer almıyor. Devletlere şiddeti önleme yükümlülükleri getiriyor. Kadınının korunmasını, failin ise cezalandırılmasını hükmediyor” diye konuştu.

İktidar çevrelerinin LGBTİ bireyleri öne çıkararak sözleşmeyi “hedef” gösterdiğini belirten Demirbaş, sözleşmede cinsel yönelimin sadece 4. Madde’de ‘ayrımcılık şiddetin gerekçesi olamaz’ vurgusuyla geçtiğini söyleyerek “Aksini söylemek, savunmak kötü niyetten ibarettir” dedi.

Türkiye’nin hazırlayıcılarından biri olan İstanbul Sözleşmesi’nin 80. Maddesi’nde ‘Taraf devletler sözleşmeden çekilebilir’ ifadesinin yer aldığını hatırlatan Demirbaş, uluslararası pek çok sözleşmede ayrımcılığın suç sayıldığını, kadına yönelik her türlü şiddetin bir insan hakları ihlali sayıldığını, devletlerin de bunu önleme sorumluluğundan kaçamayacağını dile getirdi.

Sözleşmeden çekilerek kadın cinayetlerinin önlenemeyeceğini belirten Demirbaş, devamla şunları söyledi: “Türkiye’nin imzacısı olduğu Sözleşmeyi uygulamadığı hem ulusal hem de uluslararası alanda raporlandı. Sadece kadın olduklarından yaşanan şiddetin engellenmesi için sözleşmenin uygulanması gerekiyor. Türkiye de şiddeti önleyecek ve cezalandırma konusunda yeterli yasalar var ama uygulanmıyor. Kadın mücadelesi bu yüzden önemli, yasaları ve sözleşmenin uygulanması için mücadeleyi büyütmeliyiz.”


YALOVA

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Yalova Kadın Meclisi ve Yalova'da KESK, Yalova Kadın Platformu, Cevdet Aydın Parkı'nda açıklama yaptı. Eylemde “İstanbul sözleşmesi yaşatır, haklarımızdan ve yaşamlarımızdan vazgeçmeyeceğiz” pankartı ile “Kadın yaşam özgürlük” dövizleri taşındı. Basın açıklamasını okuyan Çiğdem Köroğlu, “Bizler, işyerlerinde, evlerden, üniversitelerden, fabrikalardan, atölyelerden yaşama hakkımızın gasbedilmesine itiraz etmeye geldik” dedi. 2011 yılında Türkiye’nin imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’yle birlikte kadın cinayetlerinde gerileme olduğunu dile getiren Köroğlu, “Şimdi bize hayatlarınızdan vazgeçin diyorlar. Nasıl vazgeçeriz. İstanbul Sözleşmesi için buradayız. Çünkü İstanbul Sözleşmesi her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddeti ve şiddet tehdidini ve ayrımcılığı önler” diye konuştu.

Köroğlu, “Bütün katillerin, tacizcilerin, tecavüzcülerin ceza almasını sağlar. Şiddetsiz yaşam en temel insan hakkıdır. Kadınlar bu haktan mahrum edilemez. İstanbul Sözleşmesi kadınların eşit yurttaş olma hakkını ve en temel yaşam haklarını korur. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak kadın katliamlarına ortak olmaktır” diye belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nin vazgeçilmezleri olduğuna dikkat çeken Köroğlu, iktidara seslenerek, “Eşit ve özgür yaşayabilmek için bütün kadınların geleceği için yaşam hakkımızı savunmak için, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmayın” diye ifade etti. Açıklamanın ardından öldürülen 2 bin 900 kadının isimleri okundu.


ANKARA

Ankara’nın Yenimahalle ilçesi Batıkent Meydan AVM önünde bir araya gelen Batıkentli kadınlar, “Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni uygulayın” dedi. “Kadın, yaşam, özgürlük” sloganı atan kadınlar adına basın açıklamasını okuyan Sıla Soyaslan, “İstanbul Sözleşmesi’nin dört temel işlevi; şiddeti önleme, faili cezalandırma, şiddete uğrayanı koruma, tüm şiddeti ortadan kaldıracak bütüncül politikalar üretmektir. Bu dört temel işlev devletin sorumlulukları arasında yer almaktadır. Fakat AKP Sözleşmenin temel aldığı, şiddetin önlenmesi için kadın erkek eşitliğinin sağlanması, şiddetin kaynağının toplumsal cinsiyet temelli algılanmasına dair temel yükümlülüklerini ihlal eden bir tarafta durmaktadır” dedi.

Soyaslan açıklamaya şöyle devam etti:

“AKP MYK’sinin İstanbul Sözleşmesi’ni konuşmak adına toplanması, AKP vekillerinin kadın düşmanı açıklamaları, AKP’nin erkek yargısının H.B. gibi tecavüz faillerini cezalandırmayarak sokaklarda dolanmasına izin vermesi, AKP valilerinin kadınların şiddet karşısında haklarını savunan dernekleri kapatması, AKP medyasının cinsiyetçi dili, kadın düşmanlığını temel alan yayınları kısacası kadın düşmanı tüm politikalar ile AKP İstanbul Sözleşmesi’ni fiili olarak ihlal ederek yasal olarak suç işlemektedir. AKP Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı kadın-erkek eşitliğine inanmadığını ‘Tavuğa horozluk yaptıramazsın, horoza tavukluk yaptırırken, yumurta çıkmaz’ diyerek açıklama yaparak suç işlemektedir.

Sema Maraşlı sosyal medya hesaplarından her gün İstanbul Sözleşmesi’ne saldıran açıklamalar yaparak, kadın düşmanlarını savunarak ve erkek şiddetini perçinleyerek suç işlemektedir. Ensar Vakfı çocuk istismarlarının hesabını vermeden basına ve kamuoyuna İstanbul Sözleşmesi’ne dair açıklama yaparak, din kisvesi altında yaşamlarımıza saldırıyı meşru kılmaya çalışarak, LGBTİ bireyleri görmezden gelerek suç işlemektedir. Kısacası karşımıza kamusal ve özel alanda erkek egemen işbirliği çıkıyor. Fakat haklarımızı ve özgürlüğümüzü mücadele ederek kazandık. Kolay kolay vazgeçmeye niyetli değiliz. Toplumun gözü önünde suç işleyen katiller, kadın düşmanı iktidar sahipleri bilsinler ki: Bedenimiz, emeğimiz ve kimliğimiz bizimdir. Kadınlar birbirini savunmak için nöbettedir. Dünyayı yeni baştan kurmak için adımlarımızı hızlandırdık. Uyarıyoruz: İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırmak için harekete geçenler kadınların öfkesinde boğulacaktır.”

AKP’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışmalarına karşı Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneği üyesi kadınlar sokağa çıktı. ‘İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmiyoruz’ diyen kadınlar, Tuzluçayır sokaklarında yürüyüş yaparak Tuzluçayır Meydanına geldi ve 5 Ağustos’ta Ankara Sakarya Meydan’ında gerçekleşecek eyleme çağrıda bulundular. Kadınlar “Emine Bulut gibi, Şule Çet gibi, mahallemizde öldürülen Döndü Şengül gibi bir kadın daha öldürülmesin, kadına yönelik şiddet son bulsun diye bir araya gelelim, birlikte sesimizi duyuralım!” dedi.

Basın açıklamasında artan şiddet olaylarının iktidar ve sermayeden kaynaklandığını söyleyen kadınlar "Giderek artan şiddetin, yaşanan cinayetlerin sebebi iktidar ve sermayedir. İktidar, muhafazakarlık adına kadınları toplumsal hayattan soyutlayarak ev içi sorumlulukları yalnızca kadına yükleyen, kadınları sadece cinsel bir obje, bir bakıcı ve anne olarak gören anlayışla hareket ediyor. Bu nedenle de ev içerisindeki şiddeti 'Karı koca arasında böyle şeyler olur' anlayışıyla normalleştiriyor ve kadınları yalnızlaştırıyor” denildi.

Kadınlar "Açlığa, yoksulluğa, şiddete maruz bırakan bu düzene ve aracısı iktidara karşı ancak yan yana gelerek saldırılara karşı topyekûn mücadele ederek kazanabiliriz" dedi. Sokakları ve meydanı dolaşan, yarın Sakarya Caddesi’nde yapılacak eyleme katılım çağrısı yapan kadınlar, “Burada olduğu gibi, yarın Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi bizler de Ankara’da Sakarya Meydanı’nda ‘İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz’ demek için meydanlarda olacağız” diyerek eylemi sonlandırdı.


MUĞLA

Muğla’da ise Bodrum Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına karşı, “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi’ni uygula” şiarıyla yürüyüş yaptı. Tepecik Cami Meydanı'nda bir araya gelen kadınlar, Belediye Meydanı'na kadar yürüyüş yaptı. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamaya, "Vazgeçmiyoruz İstanbul Sözleşmesi'ni uygula" pankartı taşındı. Açıklamayı kadınlar adına Zühal Macit, Umut Anıl özdoğan  ve Nesrin Özalın okudu.

1 Ocak 2016 ile 31 Aralık 2019 tarih aralığında 48 aylık sürede bin 652 kadın öldürüldüğünü belirten Macit, bin 132 kadın cinsel şiddete ve 96 çocuğun tecavüze maruz kaldığını söyledi. Macit, "Dolayısıyla şiddetsiz bir hayatı var etme sorumluluğunu ortadan kaldırmaya yönelik bir yaklaşım hiçbir gerekçeyle savunulamaz. İstanbul sözleşmesi şiddeti durdurmak demektir. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi tartışmaya açık değildir, kadınların eşit ve şiddetsiz bir yaşam sürdürebilmeleri için devlete ait sorumluluğu ve yükümlülüğüdür" dedi.

Evrensel


PAYLAŞ