'Dünyada tahıl üretimi artıyor, Türkiye'de beş yıldır azalıyor'

Fotoğraf: Pixabay

Pandemi nedeniyle dünyada kimi ülkeler tahıl stoklarken, Türkiye’nin stok yapıp yapmadığına dair net bilgi yok. Uzmanlara göre kıtlık riskimiz şu an için yok ama Türkiye’nin tahıl üretimi dünyanın tersine son beş yıldır düşüyor ve verimi de azalıyor.

KITLIK RİSKİ OLUP OLMADIĞI MERAK EDİLİYOR

Bu yılın başından itibaren tüm dünyayı etkilen pandemi sürecinde en merak edilen soruların başında kıtlık riskinin olup olmadığı da var. Çıkan bazı haberlerde ABD, Çin ve Rusya gibi ülkelerin tahıl başta olmak üzere kritik ürün stoklamaya başladığı, yine bazı ülkelerin temel gıdaların üretiminde kullanılan ürünleri ihraç etmeyerek kendi ihtiyacı için sakladığı iddia edildi.

SARIBAL YANITLADI

Independent Türkçe'den Ali Kemal Erdem, pandeminin devamı halinde Türkiye'de gıda sıkıntısı olup olmayacağı ve Türkiye'nin bu konudaki hazırlıklarının yeterli olup olmadığı sorularını TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez'e ve geçen dönem CHP'nin tarım politikalarından sorumlu genel başkan yardımcılığı görevinde bulunan, siyaset dışında çiftçilik, ziraat mühendisliği işleriyle de meşgul olan Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal'a yöneltti.

ziraat.jpg

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez / Fotoğraf: Independent Türkçe

'TAHIL ÜRETİMİ ARTTI'

Öncelikle dünyadaki durumu özetleyen Suiçmez, Uluslararası Hububat Konseyi'nin (IGC) 27 Ağustos 2020 tarihli "Hububat Piyasası Raporu"na göre; 2017/18 sezonunda 2.138 milyon ton, 2018/19 sezonunda 2.139 milyon ton olan dünya toplam tahıl üretiminin, 2019/20 sezonunda 2.181 milyon tona, 2020/21 sezonunda ise 2.230 milyon tona çıkacağının tahmin edildiğini belirtti.

Yani Suiçmez'in paylaştığı güncel verilere göre pandemi sürecinde dünya genelinde hububat miktarı düşmedi tersine arttı.

'NE KADAR STOK YAPTIKLARINI BİLMEK ZOR'

Suiçmez,  buna karşın ABD, Rusya, AB ve Türkiye dahil diğer ülkelerin ihtiyat stoku yapmasının doğal bir durum olmakla birlikte ne kadar ya da kaç yıllık stoklarının olduğu konusunda resmi verilere ulaşılmakta zorlanıldığını kaydetti.

buğday3.jpg

Dünyada bu yıl hububat üretimi arttı / Fotoğraf: AA

'HERKESE YETECEK KADAR YİYECEK VAR'

"Bu şartlarda dünyada bir kıtlık riski var mı" sorusuna ise Suiçmez, BM Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) açıklamasıyla cevap verdi.

FAO'nun yaptığı açıklamaya göre şu an için dünyada herkese yetecek kadar yiyecek bulunuyor ve küresel tahıl stokları 2020 için pozitif seviyede.

Ancak  FAO, vakalar arttıkça ve önlemler sıkılaştıkça lojistik engellerin de etkisiyle küresel gıda sisteminin zorlanacağına dikkat çekti.

'DÜŞÜK GELİRLİ ÜLKELER İÇİN RİSK VAR'

FAO'nun açıklamasına göre asıl sıkıntı yine düşük gelirli ülkeler için.

FAO verilerine göre "Gıda Açığı Yaşayan Düşük Gelirli Ülkeler" için 2020/21 döneminde toplam tahıl üretimi tahmini 492. 7 milyon ton. Suiçmez,  verilere göre nüfusun hızlı arttığı bu ülkelerde toplam ithalat gereksiniminin geçen seneden yüzde 5 daha fazla olmasının (73.4 milyon ton) birçok ülkede üretimde düşüş yaşandığını gösterdiğini kaydetti.

Gıda yardımına ihtiyaç duyan 34'ü Afrika'da yer alan 44 ülkede salgın nedeniyle tedarik sorunları yaşanması kıtlık riskini beraberinde getiriyor.

balık.jpg

Suçiçmez, balık, et  gibi ürünlerde fiyat artışlarının olabileceğini söyledi / Fotoğraf: AA

'FİYAT ARTIŞLARI GÜNDEMDE'

Pandemiyle birlikte gıda fiyatlarında da ciddi artışlar söz konusu.

Suiçmez'e göre üretim, arz ve stokun yoğun olduğu başlıca alanlarda fiyatlarda ani artışlar beklenmemekle birlikte, sebze, meyve, et, balık gibi çabuk bozulan gıdalarda fiyatlar artabilir.

Pandemi sürecinde dünyanın en büyük tahıl ihracatçısı Rusya'nın arpa ve buğday gibi tahılların ihraç edilmesine kısıtlama getirmesi, yine Vietnam ve Kamboçya'nın pirinç, mısır, mercimek ihracını askıya alması gibi nedenlerin fiyat artışlarına etki ettiğini kaydeden İçmez, FAO Gıda Fiyat Endeksi'ne göre (FFPI); Ağustos 2020'de ortalama 96,1 puan olarak açıklanan fiyat endeksinin geçen temmuz ayına göre 1,8 puan, 2019'un ağustos ayına göreyse 2,1 puan yükseldiğine dikkat çekti.

depo.jpg

Suiçmez, Türkiye'nin olağanüstü hal için hububat stokunun bilinmediğini iddia etti / Fotoğraf: AA

'OLAĞANÜSTÜ HAL GIDA STOK DURUMU BELLİ DEĞİL'

Türkiye'nin olağanüstü hal stoku konusunda kamu yönetimince kamuoyuna açıklanmış resmi ve güncel verilerin bulunmadığını öne süren Suiçmez, şu uyarıda bulundu:

TÜİK'e göre; toplam tahıl ürünlerinde 2018/19 piyasa döneminde üretimin yurt içi talebi karşılama derecesi (yeterlilik oranı) % 92,4 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemizde temel ürünlerde kendimize yeterlilik durumu dışında buğday, mısır, şeker gibi stratejik ürünlerde devletin olağanüstü stok tutması gerekmektedir. "Olağanüstü hal stoku yeterli mi veya gerçekten var mı" sorularının yanıtı kamuoyuna mutlaka açıklanmalıdır.

tmo.jpg

TMO, buğday ithal ederek Türkiye'nin ihtiyacını karşılamaya çalıştı / Fotoğraf: AA

'EKİM ZAMANINA KADAR SIKINTI YOK'

Suiçmez, olağan yıllık stoklara ilişkin güncel verilere de ulaşmanın zor olduğunu öne sürerek şu iddialarda bulundu:

TMO'dan alınan bilgilere göre, Mart 2020'de, Türkiye genelinde TMO depolarında toplam 190 bin ton nohut, 274 bin ton ise buğday stoku bulunmaktadır. Yetkililer stoklardaki ürünlerin bir sonraki ekim zamanına kadar yeterli olduğunu ve yoğun bir talep olsa bile bunu karşılanabileceğini açıkladı. Ancak Ziraat Mühendisleri Odası, bu açıklamaları yeterli bulmamaktadır.

'İTHALAT HIZ KESMEDİ'

TMO'nun dört ay önce herhangi bir stok sıkıntısı bulunmadığını açıklamasına karşın, ocak, şubat, mart aylarında buğday alımı gerçekleştirdiğini, ağustosta 500 bin ton buğday ile 60 bin ton arpa ithalat ihalesine çıktığını eylülde ise 500 bin tonluk yeni bir dış alım ihalesinin gündeme geldiğini hatırlatan Suiçmez, bu durumun TMO'nun ithalatı sıklıkla tercih edeceğini gösterdiğini söyledi.

tarla.jpg

Buğday üretimi Türk tarımında önemli yer tutuyor / Fotoğraf: AA

'DÜNYADA TAHIL ÜRETİMİ ARTARKEN TÜRKİYE'DE AZALIYOR'

"Dünyada tahıl üretimi artarken Türkiye'nin buğday ekimi yapılan alanı, buğday üretimi ve verimi son 5 yıldır azalmaktadır" diyen Suiçmez, şu iddiada bulundu:

2015 yılında 78.6 milyon dekarda buğday ekimi yapılırken bu alan 2019 yılında 68.5 milyon dekara gerilemiştir. Buğday verimi 2015 yılında 287 kg/dekar iken 2019 yılında 278 kg/dekara gerilemiştir. 2015 yılında 22.6 milyon ton olan buğday üretimin 2019 yılında 19 milyon tona gerilediği görülmektedir. Türkiye genelinde hububat hasadı neredeyse tamamlanmış olup TMO alımları geçen yılın altında kalmıştır. Beklenen artışın miktar olarak yaşanıp yaşanmadığı açıklanmamışken, üretimde beklenen artışın olmadığı aksine düşüş olduğu alınan son kararlarla anlaşılabilir.

'TÜRKİYE ÖNLEMLERİNİ ALMALI'

Suçiçmez, sonbaharla birlikte ülkemizde de pandeminin etkilerinin daha da artacağı ve ekimi etkileyecek şekilde sokağa çıkma yasaklarının yeniden başlayabileceğinin gündemde olduğunu hatırlatarak, "Türkiye'nin gıda güvenliği, güvencesi bakımından gerekli önlemleri şimdiden mutlaka alması gerekmektedir. İthalat yerine kendi üretimine ve üreticisine önem vermelidir" diyerek sözlerini tamamladı.

orhan.jpg

Orhan Sarıbal / Fotoğraf: Independent Türkçe

'İHTİYACINI YÜZDE 30 ORANINDA STOKLAMALI'

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise Türkiye'nin yıllık buğday tüketiminin 19-20 milyon ton arasında olduğunu bunun tamamının da tüketildiğini ve zor günler için stok yapılmadığını öne sürdü.

Her yıl tüketilen miktarın en az  yüzde 30 kadar ürünün stoklanmasının şart olduğunu aktaran Sarıbal, bu oranın da bir sonraki yıl yeni gelen stokla değiştirimesinin, eldeki stokun ise piyasaya sürülmesinin gerektiini ifade etti. 

'KITLIK RİSKİ YOK'

Sarıbal buna karşın Türkiye'de şu an için kıtlık riski olmadığını ancak değişen iklim koşulları nedeniyle birçok arazinin yeterli sulanamaması, yanlış gübre kullanımı nedeniyle çoraklaştığını ileri sürdü. 

sebze.jpg

Sarıbal, üreticilerin daha az ekim yapma riski olduğunu öne sürdü / Fotoğraf: AA

 

"Üretimde çeşitliliği kaybediyoruz, tek tipleşiyoruz"

Sarıbal, üretimde gittikçe çeşitliliği kaybetmeye başladığımızı üreticinin çoğunlukla zorunlu ihtiyaç nedeniyle buğday ve mısır gibi para getiren ürünlere yöneldiğini buna karşın pamuk ve benzeri birçok ürünün ekimine yanaşmadığını iddia ederek, "Tarımda çeşitliliğimizi kaybediyoruz, gittikçe tek tipleşiyoruz. Bu geleceğimiz ve ekonomimiz açısından bir risktir" dedi.

'BAZI ÜRÜNLER DAHA AZ EKİLEBİLİR'

Sarıbal, ayrıca salgının ilk günlerinde olası gıda krizi ihtimaline karşın başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın nisan ayında "Kendi evinizin önünü bile ekin. Boş yer kalmasın" sözünden sonra çok sayıda kişinin balkonları dahil pek çok yerde meyve sebze ekimi yapmaya çalıştığını kaydederek, "Ancak bu ürünlerin çoğu üreticinin elinde kaldı. Üretici emeğinin karşılığını alamadığından bu sefer de gelecek yıl ekim yapmama riski var" diye konuştu.


PAYLAŞ