Meral Akşener, yeniden genel başkan seçildi

FOTO: Yavuz Alatan / SÖZCÜ

İYİ Parti’nin 2. Olağan Kurultayı Anfa Altınpark’ta yapıldı. Kurultay, pandemi koşulları nedeniyle açık havada ve seyircisiz olarak gerçekleşti.

Kurultayda tek başkan adayı olan Meral Akşener, bin 289 delegenin oyuyla bir kez daha parti başkanı olarak seçildi.

Akşener, "Geçmişin hatalarını tekrarlamadan güçlendirilmiş parlamenter sistemi getirerek Türkiye'yi yeniden ayağa kaldırma" sözü verdi.

Asıl rekabet ise 50 kişilik Genel İdare Kurulu (GİK) ve 11 kişilik Merkez Disiplin Kurulu (MDK) seçiminde yaşanıyor.

Partinin yönetim organlarına üyeliklerin çarşaf liste yöntemi ile yapılacağı seçimde, Akşener'in 100 kişilik ‘anahtar liste' çıkaracağı öne sürüldü.

Meral Akşener’in seçimlerden önce yaptıpı açıklamalarından satırbaşları şöyle:

‘HAKKINI ARAYAMAYAN EYT’LİLERE SELAM OLSUN’

21 yıldır hakkını arayan, ama haksızlığın alasıyla muhatap olan EYT’lilere selam olsun! Yürekleri bu ülkenin evlatlarını yetiştirmek için atan, 2019’da KPSS’de, her daim de mülakatlarda mağdur edilen, Ve bir türlü atanamayan öğretmen kardeşlerime selam olsun! Her türlü tehdit ve baskıya rağmen, Hakikati seslendirmekten vazgeçmeyen, özgür basınımızın cesur mensuplarına selam olsun! Cennet vatanımız, cennet kalsın diye, Kazdağları’nda, Salda’da, Cerattepe’de, zalime kafa tutan o koca yüreklere selam olsun!

Kadınlarımız yaşasın diye, bu çürümüş zihniyet değişsin diye, tek vücut mücadele veren, Umay Ana’nın kızlarına selam olsun! E tabi bir de kendini Saraya kapatıp, millete sırtını dönenler var… Milleti değil, eşi dostu zengin edenler var. İYİ Parti’nin yükselişini hasetle, kıskançlıkla izleyenler var. Milletin parasıyla sarayda sefa sürenler; size de selam olsun!

‘İYİ PARTİ’Yİ İŞSİZLER, BU VATANIN EVLADI KÜRTLER KURDU’

Dava arkadaşlarım; Bizi bu güzel günde buluşturan Cenabıhakk’a şükürler olsun. Hala buradayız… Her türlü engele, her türlü tuzağa, her türlü iftiraya rağmen; BİZ HALA BURADAYIZ! VE DİMDİK AYAKTAYIZ! Neden hala buradayız biliyor musunuz? Çünkü arkamızda dağ gibi duran milletimiz var. Bundan 3 yıl önce, İYİ Parti’yi bu aziz millet kurdu. İYİ Parti’yi, çocuğunun okul derdine düşmüş anneler, borç batağında kaybolan babalar kurdu. İYİ Parti’yi, Traktörüne mazot, toprağına tohum alamayan çiftçiler,

Siftah edemeyen esnaf kardeşlerim kurdu. İYİ Parti’yi, eve ekmek götüremeyen emekliler, geçinemeyen asgari ücretliler kurdu.

İYİ Parti’yi, Ak Partili dayısı olmadığı için mülakattan elenenler, üniversite mezunu işsizler kurdu. İYİ Parti’yi, son bir umutla; memleketten ümidini kesmiş, hayalleri çalınan gençler kurdu. İYİ Parti’yi hayatın her alanında horlanan, şiddet gören, öldürülen kadınlar,Oyun çağında gelin edilen, tacize, tecavüze uğrayan çocuklarımız kurdu. İYİ Parti’yi, iki yumruk arasına sıkıştırılan, bu vatanın has evladı Kürt’ler kurdu, Zaza’lar kurdu.

İYİ Parti’yi, “Ali” dedi, “Hızır” dedi diye, Atatürk’ü sevdi diye, din düşmanı ilan edilenler kurdu. İYİ Parti’yi, “Mustafa Kemal de benim, Fatih de benim; Osmanlı da benim, Cumhuriyet de benim” diyenler, Kutuplaşmadan, iteklenmekten bıkan “mahallesizler” kurdu.

‘BU ATEŞ SİZİN ESERİNİZDİR’

Dava arkadaşlarım; Milletimiz, 25 Ekim 2017’de bir kıvılcım çaktı. Bugün o kıvılcım Türkiye’nin tamamında yanan koca bir ateş oldu. Bu ateş, sizin eseriniz. Her birinizle gurur duyuyorum. Çünkü o ateş, kolay yanmadı. Önce, “ortaya çıkamazlar” diyenler oldu. Çıktınız. Sonra, “kuramazlar” diyenler oldu. Kurdunuz. “Üç beş aya dağılıp giderler” diyenler oldu. Dağılmadınız, dağıtamadılar. Engellemek isteyenler oldu. O engelleri yıkıp geçtiniz. Abdurrahim Karakoç’un dizelerindeki gibi;

“Her kapıda bir hesaba girmeyen,

İnancından zerre taviz vermeyen,

Dost alnına kara leke sürmeyen,

Bir güzel ülküdür gönül verdiğim.”

 

Yola bu şiarla çıktık. Bu şiarla yürüdük, engelleri aştık. Ve aynı şiarla dimdik yürümeye devam ediyoruz. Çünkü haklıyız, ve biliyoruz ki; Allah haklıların yanındadır!

‘TÜRKİYE İYİ YÖNETİLEMİYOR’

Aziz milletim; Türkiye, iyi yönetilmiyor. Ak Parti iktidarı, memleketin en önemli meselelerinde gösterdiği beceriksizliklere, her gün bir yenisini ekliyor. Türkiye’yi 2. Dünya Savaşından koruyan, Kore’de Türk’ün kudretini dünyaya gösteren, Akdeniz’in ortasında, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kurduran, Kardak’a bayrağımızı diktiren, Terörist başını Suriye’den çıkartıp, kapı kapı gezdiren, Türk dış politikası terk edildi. “Şam’da Cuma namazı kılacağız” diyerek, Türkiye’yi soktukları yolun sonunda, 5 milyon sığınmacı ülkemize yerleşti. Üstüne, milletimizin alın teriyle birikmiş, 50 milyar dolarımız heba oldu. Ve fatura kabarmaya devam ediyor…

‘ADALET HERKESE LAZIM OLUR’

Sayın Erdoğan; Bunların hepsi oldu, milletimiz bunları tüm çıplaklığıyla yaşıyor. Bunların hepsi oldu; çünkü sen adaleti öldürdün. Hukukun, adamına göre işlediği, Soruşturmaların, twitter tabelasına göre yürütüldüğü bir ülke yarattın. Ama unutma; Gün gelir, bir gün adalet herkese lazım olur…

Yol arkadaşlarım; İktidarda kalmak, koltuğunu korumak için her şeyi mübah gören bu zihniyet; En büyük kötülüğü, bağrından çıktığı bu vefakar millete yaptı: Her zorluğu omuz omuza vererek aşmış, koca bir milleti, birbirine düşman hale getirdiler.

Tasada ve sevinçte kucaklaşmayı bilen, yüce yürekli bir milleti, ortadan ikiye böldüler.

Türk Milleti’ne, Cumhur ittifakından önce, “İllet” diyen, “Zillet” diyen, “Terörist” diyen çıkmamıştı. Onu da yaptılar. Milletin birliğini temsil eden o özel makamda bile, bunu yaptılar.

İktidardakilere sesleniyorum; Milletimizin feraseti yüksektir. Ama aynı zamanda,

o yüksek ferasetli milletin, bileği kalın, tokadı serttir. Milletimiz düşmanlıktan, ayrışmadan, nefret söyleminizden artık bıktı. Siz görmeseniz de, bu sabırlı milletin sabır taşı, artık çatlamak üzere. Günü geldiğinde öyle bir tokat yiyeceksiniz ki, ne olduğunuzu şaşıracaksınız.

Erdoğan'a: Hâlâ beceriksiz damadının aklıyla, , şakşakçı saray danışmalarının lafıyla iş görmeye çalışıyorsun

‘ÜLKEYİ İÇİNE SOKTUĞUN DURUMA SEVİNİYOR MUSUN’

Sayın Erdoğan; Ülkeyi içine soktuğun durumu beğeniyor musun? Milletimize reva gördüğün bu tablodan memnun musun? Bütün bu tabloya baktığımızda, dönüp gençlerimize ne diyeceğiz? “Bugünü kaybettik, bari yarını kurtaralım diyorum.”, sen yine oralı değilsin. Hala beceriksiz damadının aklıyla, şakşakçı saray danışmalarının lafıyla, iş görmeye çalışıyorsun. Söyler misin sayın Erdoğan; Gençlere ne diyelim?

Canın sıkıldıkça onlara sarıyorsun. Özgürlüklerine, haklarına el koyuyorsun. Hayalleri zaten kalmadı, gelecekten umutlarını da kesiyorlar, Ama senin umurunda bile değil. Her üç gencimizden biri işsizken, sen hala 2023’ten, 2053’ten, 2071’den bahsediyorsun. 1071, Türk gençliğine, vatan verdi. 1453, Türk gençliğine, Peygamber Efendimizin müjdelediği İstanbul’u verdi. 1923, Türk gençliğine, Türkiye Cumhuriyeti’ni verdi.

Atatürk, “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” diyerek, Türk Gençliğine özgüven ve umut verdi. Peki sen gençlerimize ne verdin Sayın Erdoğan? İşsizlik verdin. Umutsuzluk verdin. Bunalım verdin.

Bak, sordular gençlere; Dediler ki, “Türkiye dışında yaşamak ister misin?” Yüzde 62’si ne dedi biliyor musun? “Evet” dedi. Hem de geri dönmemecesine… İşte gençlerimize verdiğin armağan Sayın Erdoğan: İçinde nefes alamadıkları, ait hissedemedikleri bir Türkiye … Sen gençlerimize kocaman bir hapishane verdin Sayın Erdoğan!

Duvar, Sözcü


PAYLAŞ