Ölü bulunan Andre Vltchek son söyleşisinde ne demişti?

ABD'li gazeteci Andre Vltchek, Karakaköy'de aracının içinde ölü bulundu. Vltchek 12 Eylül’de Aydınlık Gazetesi'ne verdiği röportajda, Amerika ve Batı yönetimlerini eleştirmiş, “Türkiye sürekli değişir. Türkiye’de çok yazdım fakat hiçbir zaman bütünüyle anlayamadım” demişti.

10 gün önce Mehmet Kıvanç’ın yaptığı söyleşinin bir bölümü şöyle;

Hepimiz Kovid-19 sonrasını tartışıyoruz. Bu krizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir sağlık krizi olarak mı yoksa sistemik çöküşün başlangıcı olarak mı görüyorsunuz?

Bence her ikisi de. Sağlık krizi, oldukça tehlikeli bir siyasi kriz ya da durum. Bu durumla baş etmenin iki yolu var. Birincisi oldukça başarılı olan sosyalist yöntem. Çin’in güneyinde sorun başladığında aslında ne olduğuyla ilgili net bir fikir yoktu. Çin, süreci yönetti ve virüsü haftalar içinde yendi.

Özellikle Batı’dan, “tamam Çin koronavirüsle mücadelede başarılı fakat orada demokrasi yok” eleştirisi geliyor…

Benim görüşüme göre Çin, Batı’dan çok daha demokratik bir ülke. Burada soru; demokrasinin ne olduğudur. Demokrasi Yunan’daki anlamıyla halkın yönetiminden başka bir şey değildir. Halkın yönetimi Çin’de, Vietnam’da veya Batı’da kesinlikle farklı yollardan uygulanır. Çin ve Vietnam’da doğrudan demokrasi modeli, hakim. Bu modelde halk ülkenin yönetiminde çok daha fazla söz sahibi oluyor. İki ülkenin komünist partileri aslında halk ile devlet arasında bir aracı rolü üstleniyor. Batı’da ise daha çok sözde demokratik diyebileceğimiz kuyrukçu partiler var. Fakat bu partilerin hiçbirisi gerçekte halkı temsil etmiyorsa ne olacak? Bu oluyor ya da olmuyor demiyorum. 

Bu retorik bir soru. Peki ya bu partiler aslında sermayenin çıkarlarına hizmet ediyorsa? Çin ile Amerika veya Birleşik Krallık arasındaki fark işte bu. Çin'de halkın çıkarlarını temsil eden Komünist Parti şirketlerin ülke için neyi nasıl üretmeleri gerektiğini, ne yapmaları gerektiğini söylüyor. Batı’da ise durum bunun tam tersi. Büyük şirketler partilerin adaylarını seçiyor. Bu şirketler devletin ve hükümetin ne yapması gerektiğini söylüyor.

‘TÜRKİYE KARMAŞIK BİR ÜLKE’

Beki de biraz Türkiye hakkında konuşmalıyız. Türkiye’nin küresel pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu aynı zamanda Türkiye içinde de büyük bir tartışma. Biz Asya’nın mı yoksa Batı’nın mı parçasıyız? NATO’yla müttefik miyiz? Düşman mı? Bunlarla ilgili kesin bir karara varılamadı. Sizin fikrinizi gerçekten merak ediyorum.

Türkiye ile ilişkim 25 yıl öncesine, Yugoslavya savaşıyla ilgili haberler yaptığım ve savaşın psikolojik etkilerinden sıyrılmak için Viyana’ya gittiğim döneme dayanıyor. Viyana’ya her zaman İstanbul üzerinden gittim. Bunun nedeni, Osmanlı’yı anlamadan, Türkiye’yi anlamadan Balkanları anlamanın mümkün olmadığını düşünmemdi.

İlk andan itibaren Türkiye’ye aşık oldum. Fakat bu sevgim oldukça karmaşık. Bir sanatçı olarak, bir romancı olarak dünyadaki en güzel mekanlardan biri olan İstanbul’u seviyorum. Bu kente aşığım. Fakat problem şurada: Türkiye politik olarak çok karmaşık. Söz konusu Çin ise ne bekleyeceğinizi bilirsiniz. Söz konusu olan Amerika ise ne bekleyeceğinizi bilirsiniz. Türkiye sürekli değişir. Türkiye’de çok yazdım fakat hiçbir zaman bütünüyle anlayamadım.

‘TÜRKİYE’NİN ROLÜ ÇOK ÖNEMLİ’

Eğer doğru anladıysam Türkiye’nin politik manzarasının Çin’den daha karmaşık olduğunu söylüyorsunuz…

Çok daha karmaşık. Tam olarak söylediğiniz nedenden kaynaklanıyor bu. Burası Avrupa’nın eşiği, bir parçası zaten Avrupa kıtasında. İran’a kadar uzanan devasa genişlikte toprakları var. İstanbul’daki, İzmir’deki entelektüeller ise ateşli bir şekilde Batı’yı savunuyor... Bazen onlar için sahildeki kafelerde bir bira içebilmek Türkiye’nin NATO’ya üye olup olmamasından gerçekten çok daha önemli olabiliyor.

Bu ülke şu anda Yunanlılarla, Fransızlarla ve İtalyanlarla karşı karşıya. Fakat Türkiye bir NATO ülkesi. Bütünüyle Avrupa Birliği’ne karşı değil çünkü NATO’ya üye. NATO’nun ikinci en güçlü ordusuna sahip. Nasıl karmaşık olduğunu sen de görebilirsin.

Ben her zaman İstanbul ve Pekin’in dünyadaki çok önemli iki kent olduğunu söyledim. Ve Türkiye yeniden çok önemli oluyor. Türkiye Ortadoğulu, Avrupalı ya da her neyse işte o şekilde bir ülke değil. Hangi yöne giderse gitsin bölge, Avrupa, Afrika ve dünya üzerinde büyük bir etki yaratacak çok önemli bir ülke…


PAYLAŞ