Assange'a yönelik muamele herkesin kişisel özgürlüklerine saldırıdır

Fotoğraf: AA

Julian Assange milyonlarca insanı telaşa düşürmesi gereken bir davayla haklarından mahrum bırakıldı, ne var ki karakteri katledildiği için çok az kişi umursuyor. Hak ettiği desteği almadan önce hapse girmek zorunda kalabilir.

Alman ordu karargahıyla Avusturya-Macaristan karargahı arasındaki telgraf alışverişiyle ilgili I. Dünya Savaşı'ndan kalma eski bir fıkra var. Berlin'den Viyana'ya giden mesaj "Bizim cephemizde durum ciddi ama felaket değil", Viyana'nın verdiği yanıtsa "Bizde durum felaket ama ciddi değil".

Sanki Viyana'nın yanıtı günümüzde Kovid-19 pandemisinden ABD'nın batı kıyısındaki (ve başka yerlerdeki) orman yangınlarına kadar farklı krizlere nasıl tepki verdiğimizi örnekliyor: "Evet, bir felaket beklendiğini biliyoruz, medya bizi sürekli uyarıyor ama her nasılsa durumu ciddiyetle ele almaya hazır değiliz..."

Yıllardır devam eden benzer bir durum daha var: Julian Assange'ın kaderi. Bu yasal ve ahlaki bir felaket. Sadece hapishanede nasıl bir muamele gördüğünü, çocuklarını ve çocuklarının annesini göremediğini, avukatlarıyla düzenli iletişim kuramadığını, psikolojik işkencenin kurbanı olduğu için hayatının tehlikede olduğunu düşünün. Tıpkı şarkıdaki gibi, onu yavaşça öldürüyorlar (Killing Me Softly -çn.).

Fakat çok az kişi durumunu ciddiye alıyor, çok az kişi onun durumunda hepimizin kaderinin tehlikede olduğunun farkına varıyor. Onun haklarını ihlal eden güçler, aynı zamanda küresel ısınma ve pandemiye karşı etkili mücadeleyi de engelleyen güçler. Salgının zengini daha da zenginleştirmesini ve en çok fakirleri vurmasını sağlayan güçler. Bunlar sosyal ve dijital alanlarımız üzerinde kontrol sağlamak için pandemiyi acımasızca fırsat bilen, bizim aleyhimizde bu alanları düzenleyen ve sansürleyen güçler, bizi koruyan ama aynı zamanda bizi kendi özgürlüğümüzden alıkoyan güçler.

Assange dijital alanın kamusal şeffaflığı için savaşmıştı, pandeminin onu ailesinden ve savunmasından izole etmek için bir bahane olarak kullanılıyor olmasıysa acımasız bir ironi. Çin Hong Kong'da temel insani özgürlükleri sınırladığında protesto etmeye her daim hazırız; şimdi dönüp kendimize bakmamız gerekmiyor mu? Belki de Marx Horkheimer'ın 1930'ların sonunda sarf ettiği eski sözü hatırlamalıyız:

Kapitalizm hakkında konuşmaya hazır olmayanlar faşizm hakkında da sessiz kalmalı.

Bizim versiyonumuzsa:

Assange'a uygulanan adaletsizlik hakkında konuşmak istemeyenler Hong Kong ve Belarus'daki insan hakları ihlalleri konusunda da sessiz kalmalı.

Assange'ın iyi planlanmış ve uygulanmış karakter suikastı, savunmasının Siyahilerin Hayatı Önemlidir veya Yokoluş İsyanı gibi daha geniş bir harekete dönüşmemesinin nedenlerinden biri. Artık hayatının ta kendisi tehlikede olduğuna göre ancak böyle bir hareket onu (belki) kurtarabilir.

"Sacco ve Vanzetti" filminin ana şarkısı "Here's To You"nun sözlerini (Ennio Morricone'nin bestesi için Joan Baez yazmıştı) hatırlayın: "Şerefinize, Nicola ve Bart / Kalbimizde sonsuza kadar yaşayın / Son ve en son an sizin / Bu ıstırap sizin zaferiniz”.

Sacco ve Vanzetti'yi savunmak için dünyanın her yerinde kitlesel toplantılar yapılmıştı ve şimdi aynısı, farklı bir biçimde de olsa Assange'ı savunmak için gerekiyor.

Assange ölecek olursa (ya da yaşayan bir ölü misali ABD'de hapishane hücresinde kaybolursa) bu ıstırap onun zaferi olacaktır: Hepimizin içinde yaşamak için ölecek. Onu alıkoyanlara hepimizin vermesi gereken mesaj budur: Bir adamı öldürürseniz, binlerce kişiyi harekete geçirmeye devam edecek bir efsane yaratırsınız.

Assange'ın peşinde olanların bize verdiği mesaj açık: İstediğimizi yapabiliriz. Peki bu neden sadece onlar için geçerli? Assange'a yaptıkları siyasi iklimi kökten değiştiriyor, bu yüzden belki de yeni meteoroloji uzmanlarına ihtiyacımız vardır.

Bu yazı ilk olarak rt.com/op-ed adresinde yayımlanmıştır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Çeviren: Noyan Öztürk


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR