Başını derde sokmadan muhalefet etme sanatı

Uzun süredir tepetaklak giden iktisadi manzaradan bahsediyoruz. Bu haftalık, müsaade ederseniz, şahsi ve matrak bir hikaye anlatmak istiyorum…

Allah'ın bildiğini kuldan saklamanın lüzumu yok. Periyodik olarak gözaltına ya da hapse atıldığım haberleri çıkıyor medyada. Artık herkes bu duruma alıştı. Hatta haber değerini kaybetti.

Üniversiteye başladığım 17 yaşımdan beri durum böyle.

Ben ODTÜ'de okudum, bizi Ankara'nın eski DGM binasına, savcıya çıkarırlardı gözaltından sonra. Binanın en altında iki tane parmaklıklı nezarethane odası vardı. Savcıya çıkmadan önce topluca orada bekletilirdik.

Biraz sevimsiz bir arkadaşımız vardı. Farklı sol gruplardaydık ve çok rekabetçi bir arkadaştı.

Bir gün yine topluca DGM'ye götürülmüş alttaki nezarethanede savcıya çıkmayı beklerken, parmaklıkların öte tarafında duran resmi polisle sohbete başlamıştı bu arkadaş.

"Abi sizin de işiniz zor" türü muhabbetler vardır ya, öyle işte. Karşılıklı gülüşüyorlar falan…

Sonra muhabbeti bitirip nezarethane içinde voltaya başladı. Ne oldu hatırlamıyorum, bir sebepten bana sataştı, fazla ciddiye almadım, bu sefer yanımda duran Salih'e sataştı.

Salih çok pratik düşünen bir arkadaştır, buna baktı baktı, "Yahu hocam" dedi, "Şu bize koyduğun tavrın onda birini polise koysan en büyük devrimci sen olacaksın…"

Bir hayat dersi aslında. Yeri geldiği zaman anlatırım hep. Anlayanlar kıssadan hisse çıkarır.

Şimdi sosyal medyaya, köşe yazılarına, siyasi tutumlara bakıyorum da, bir kesim var, konu iktidar olunca fazlaca suya sabuna dokunmayan analizlerle oyalanıp, iş muhalefete laf sokuşturmaya gelince coşuyorlar. Mangalda kül bırakmıyorlar.

İşte bu kesimin başına hiçbir iş gelmiyor.

Üstelik muhalefete muhalefet yaptıkları müddetçe, çok 'sert' bir görünümleri de oluyor. Yapılan muhalefeti beğenmeyen çok sert bir muhalif görünümü…

Bizi de beğenmiyorlar.

İşte hem muhalefet yapmak istiyor hem de başınızın belaya girmesinden çekiniyorsanız, en garantili yol aynen böyle muhalefete muhalefet etmektir.

Hatta alttan alta iktidardan mükafat bile alabilirsiniz. Üstelik kimileri size kendilerini beğendirmek için çaba bile sarf edebilir.

Salih gibi pratik zekalı ve açık sözlü arkadaşların da sayısı azaldı nasıl olsa, muhalefete muhalefet ederek en makbul muhalif siz olabilirsiniz…

Peki, böyle böyle nereye gideceğiz?

Açıkçası, hayırlı bir yere doğru gitmiyoruz...

Demokratik sorunları, döviz kurundaki inanılmaz artışları, çok değişik kimselerin çok kritik bazı makamlara getirilmesini, toplumsal çürümenin katlanılmaz boyutlara gelmesini falan geçtim.

Bakın, konu çok acayip yerlere gitmeye başladı, ABD Büyükelçisi kendi ülkesinin tıbbi malzeme ve ilaç şirketlerinin Türkiye'den alacakları için açıklama yapıp, "Paraları vermezseniz mal da alamazsınız" dedi!

İşte bu çok sorunlu bir durumdur. Türkiye, cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde böyle küçük düşmemişti.

Tamam, biz susalım, muhalefet etmeyelim de, bunları birilerinin söylemesi, toplumu uyarması gerekmiyor mu?

O halde, doğruları yazmaya, söylemeye devam etmek durumundayız. Kim beğenir, kim beğenmez, başımıza iş gelir mi, orasına fazlaca takılmadan…

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR