Kulüpler nasıl batıyor?

En heyecanlı ve çok merak uyandıran zamanları futbolun. Transfer sezonunun sonları ve ligin başlangıcı heyecan yaratıyor spor kamuoyunda.

Sosyal medyada duyumcular, TV'lerde transfer programları da bu heyecanı yaşatmak için ellerinden geleni yapıyorlar.

Aslında az transfer yapılması, bir ülkedeki futbolun sağlıklı olduğunu gösterirken, Türkiye'de daha çok transfer yapılması başarı sayılıyor ve yönetme kabiliyeti de transfer yapmaktan geçiyor.

Ligi bilen oyuncular ve ligi bilen teknik adamlar klişesi ile bugüne kadar günü kurtarmaya odaklanmış Türkiye'deki futbol yapısı, sürdürülebilir bir başarı yaratamadı.

Daha önce yurtdışına satılmış oyuncuların tekrar transfer edilmesi, sakatlık riski yüksek oyuncuların alınması ve ihtiyacı yönelik futbolcu bulmakta zorlanılması, kulüplerin çaresizliğini de göstermiş oluyor.

Türkiye'de genç oyunculardan çok, yaşlı oyuncular üzerinden çözüm aranması da bir başka çaresizlik olarak duruyor.

Çünkü kulüplerin üretmediğini ve üretim kalitesinin yeterli olmadığını anlatıyor bu durum. Aynı zamanda, oyuncu arama tarama sistemi de etkin işlemiyor.

Kulüplerin çaresiz kaldığında, acil butonuna basıp eski oyuncularına yönelmesi de asırlık kulüplerinin altyapısız olduğunu gösteriyor.

Transfer sayısı arttıkça kulüpler batıyor

Avrupa'da geçen sezonun en çok transfer yapan ve en çok teknik adam değiştiren ülkesi Türkiye Süper Lig'i. 

İngiltere Premier Lig 337, Fransa Ligue 1 373,  İtalya Serie A 371, Almanya Bundesliga 295, İspanya La Liga 432 transfer yaparken, Türkiye Süper Lig'inde 521 tane transfer yapmış takımlar.

Bu rakamlara bakıldığında, Türkiye'de kulüplerin transfer hastalığına yakalandığı ortaya çıkıyor. Bu hastalık tüm sisteme yayılmış ve tedavisi de zor.

Bu hastalık ile transfer sayısı arttığı için, kulüpler de batıyor. Bu yıl para olmadığı için transfer sayısı azalsa da transfer hastalığı hala bünyede duruyor.

Geçen sezonun küme düşen takımlarından Kayseri 32, Ankaragücü 19, Yeni Malatyaspor ise 19 transfer yapmış.

Sezon sonu Süper Lig'de kalmaları ile ödüllendirilmiş olsalar bile, aynı sondan kurtulmaları pek olası değil. Çünkü çok fazla transfer, çok fazla hoca ve çok fazla menajer, bir kulübün batması için yeterli oluyor.

Ve sonrası alt ligler ve tesislerde çalışanların maaşını veremeyen kulüp hikâyesi oluyor.

 Menajer, yönetici ve teknik adam ilişkileri

Hafta içinde Gaziantep Futbol Kulübü'nün teknik direktörü Marius Sumudica, transferi gündeme gelen bir oyuncuya onay vermesi şartıyla, kendisine 50 bin euro rüşvet teklif edildiğini söyledi.

Sumudica'nın açıklaması aslında, Türk futbolunun nasıl battığının en kısa ve en anlaşılır cevabı. Kulüplerin nasıl zarara uğratıldığı ve menajerler yolu ile nasıl enfekte edildiğini gösteriyor bu açıklama.

Yine geçtiğimiz haftalarda çok fazla konuşulmayan, hatta haber olmakta bile sıkıntı çeken, Karabük Ceo'su ve bir futbolcu menajerinin tutuklanması haberi düştü ajanslara.

Bunların dışında bu sistemde, bilinmeyen çok sayıda benzer teklif ve ilişkilerin olduğunu tahmin etmek pek zor sayılmaz.

Türk futbolunda çok sayıda transfer yapan ve batan kulüplerin yönetim ve menajer ilişkileri incelendiğinde, Türk futbolunun neden bu kadar borçlu hale geldiği ve bazı kulüplerin neden can çekiştiği daha iyi anlaşılabilir.

Bununla beraber, geçen hafta medyada yaşanan ifşalara rağmen, hala kimsenin rahatsız olmadığı da başka bir olumsuz durum olarak duruyor.

Öğretmenin, sözlü sınav yapacağı zaman, tavana bakan ve gözlerini kaçıran öğrenciler gibi spor medyası da olanları duymazdan geldi ve gözlerini kaçırdı.

Kulüplerin durumu, futbol sisteminin sağlıksız oluşu, spor medyasının bir bölümünde olan sorunlar, etkisiz bir federasyon ve zarar eden bir yapı.

Futbolun yarattığı zarar, domino etkisi ile bütün branşları etkiliyor. Bu zararın azalması, Türk sporunda diğer branşlara da etki edecektir.

Bu yüzden yıllarca kaybolan paralar ve zaman geri gelmese de başka zaman ve paranın kaybolmaması için futbolda mevcut durumun değişmesi gerekiyor.


*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR