26 hayvan koronavirüs enfeksiyonuna karşı hassas olabilir

Araştırmalara göre riske en açık çiftlik hayvanları arasında koyunlar da var / Fotoğraf: Pixabay

Yeni bir araştırma, insanlarla sürekli temas halinde olan onlarca hayvanın Covid-19'e neden olan SARS-CoV-2 virüsünün bulaşmasına elverişli olabileceğini gösterdi. University College London'dan (UCL) araştırmacılar aralarında domuz, at ve koyun gibi çiftlik hayvanlarının da bulunduğu 26 hayvanın koronavirüs enfeksiyonuna karşı hassas olabileceğini ve "daha fazla inceleme ve olası takibi gerekli kılabileceğini" öne sürdü.

215 FARKLI HAYVANDA MUTASYONLARI İNCELEDİLER

Independent'ten Kate Ng'nin haberine göre çalışmanın yazarları, SARS-CoV-2'den sivri uçlu proteinin insanlara bulaştığında bağlandığı ACE2 proteiniyle nasıl etkileşime girdiğini araştırdı. ACE2 proteinindeki mutasyonların, virüsün proteiniyle konağın proteininin oluşturduğu bağlanma kompleksinin kararlılığını düşürüp düşürmediğini inceledi. Bilim insanları, 215 farklı hayvanda proteinin insandaki biçiminden farklı yapan mutasyonlarını inceledi.

Virüsün konak hücrelere giriş yapabilmesi için bu proteine bağlanması gerekiyor. Araştırmacılara göre, virüsün hayvanları başka yollarla enfekte edebilmesi mümkün olsa da mevcut kanıtlar, eğer ACE2'yle kararlı bir bağlanma kompleksi oluşturmayı başaramazsa muhtemelen hayvanı enfekte edemeyeceğini gösteriyor.

Scientific Reports'da yayımlanan araştırma, koyunların ve büyük maymunlar dahil bazı hayvanlarda proteinlerin tıpkı virüs insanlara bulaştığındaki kadar güçlü bağlanabileceğini gösterdi.

DOĞADAKİ VARLIKLARI TEHDİT ALTINDA

Şempanze, goril, orangutan ve bonoboların içinde yer aldığı büyük maymunların büyük kısmının vahşi doğadaki varlığı tehdit altında bulunuyor. Bu nedenle, KOVİD-19'a yol açan virüsle enfekte olmaya karşı hassasiyetleri onlar için tehlikeyi arttırıyor.

Diğer yandan koyun gibi bazı hayvanlarda enfeksiyon testleri yoluyla araştırmalar yapılmadı ve bu sebeple araştırma bu hayvanların enfekte olabileceğini doğrulamıyor.

UCL'nin Yapısal ve Moleküler Biyoloji Bölümü'nden çalışmanın başyazarı Profesör Christine Orengo şunları söyledi:

"Hangi hayvanların enfeksiyon riski taşıyabileceğini ve daha fazla araştırmayla olası takibi gerekli kılacağını görmek için yalnızca deneysel yolla araştırılan hayvanların ötesine geçmek istedik."

"Saptadığımız hayvanlar salgın tehlikesi altında olabilir ve bu soyu tehlikedeki türleri tehdit edebilir veya çiftçilerin geçim kaynaklarına zarar verebilir."

Orengo, bazı hayvanların Kovid-19 "rezervuarı" işlevi görüp virüsü insanlara yeniden bulaştırma potansiyeline sahip olduğunu gösteren vizon çiftliklerindeki koronavirüs salgını vakalarına işaret etti.

Araştırmacılar aynı zamanda enfeksiyon riskinin farklı hayvan türleri arasında nasıl farklılık gösterebileceğine dair daha iyi bir kavrayış geliştirmek için belirli hayvanları daha ayrıntılı inceledi.

Hangi hayvanların enfeksiyon riski taşıdığını ve hangilerinin yüksek ihtimalle enfekte olamayacağını öngörmek için bulgularını diğer deneysel verilerle kıyaslamak üzere eşik değerler belirlediler.

'ARAŞTIRMAMIZ İNCELEMEYE DEVAM EDİYOR'

Araştırmaya göre kuş, balık ve sürüngenlerin büyük kısmının enfeksiyon riski taşımadığı görülürken incelenen memelilerin çoğunun enfeksiyon kapma ihtimali daha yüksekti.

Profesör Orengo şunları ekledi: "Konağın enfekte olmasının ayrıntıları ve verilen tepkinin şiddeti, salt sivri uçlu proteinle ACE2'nin etkileşiminden daha karmaşık. Bu nedenle araştırmamız diğer konak virüs proteinlerini kapsayan etkileşimleri incelemeye devam ediyor."

Bulgular yaşam alanlarında yürütülen deneylerle ve bildirilen enfeksiyon vakalarıyla çoğunlukla paralel bir tablo çizerken araştırmacılar, hepsi daha önce bildirilmiş Kovid-19 vakalarına sahip evcil kedilerde, köpeklerde, vizon, aslan ve kaplanlarda enfeksiyon olasılığı öngörüyor.

Gelincik ve makakların da virüse duyarlı olduğu sonucuna ulaşıldı ve daha önce laboratuvar çalışmalarında enfekte oldular.

UCL Yapısal ve Moleküler Biyoloji Bölümü'nden ve Malezya Ulusal Üniversitesi'nden başyazar Su Datt Lam şunları ekledi: "Laboratuar temelli deneylerin aksine, tasarladığımız hesaplamalı analizler otomatik olarak ve hızla yürütülebiliyor.

"Bu nedenle bu yöntemler, ne yazık ki insanın doğal habitatları işgal etmesi nedeniyle daha sık hale gelen gelecekteki virüs salgınlarına kolaylıkla uygulanabilir."

Çeviren: Umut Can Yıldız


PAYLAŞ