Türkiye'nin yoksul futbolu

Yıllardır futbol ve futbola ait sorunların en başında hep altyapı sorunları gelir. 80'ler, 90'lar, milenyum derken, 2020 yılına gelindiğinde bile hala çözüm bulunamadı altyapı sorununa.

Bazı kulüpler dönem dönem piyasaya altyapıdan gençleri sunar ve herkes sımsıkı sarılmaya çalışır o gençlere.

Taraftarı, medyası, antrenörü hep o gence bir anlam ve sorumluluk yükler ama günün sonunda yine yaşlı yabancı ya da ligi bilen oyuncu kazanır.

Sonrasında o genç oyuncu, Anadolu'dan bir kulübe uğurlanır sessiz sedasız. Ve yıllarca aynı tekrarı izler futbol sistemi.

Ne başkanlar, ne teknik direktörler, ne federasyonlar geldi geçti ama sonuç hiç değişmedi. Altyapı sorunu, Türk futbolunun kronik sancısı olarak kaldı hep.

Türkiye'de sürekli konuşulan, her başkanın seçim vaadi olan, her teknik direktörün şikâyeti olan altyapı sorunu kadar büyük olan, başka bir sorun da bir oyun vadetmeyen teknik adamlar aslında.

Türkiye'de altyapıdan çıkmayan genç oyuncular kadar, güzel oyun sunan teknik direktörler de çıkmıyor. Şenol Güneş'in Beşiktaş'ı dışında, güzel oyun fakiri kaldı Türk futbolu.

Oyuna yorum ve felsefe katarak kazandılar

Spor tarihinde her branşta, oyuna karşı hayalleri, tutkusu ve isyanı olan teknik adamlar, günlük başarıdan çok, ortaya koydukları felsefeye odaklanarak kazandılar.

Aradıkları konfor değildi, sadece bir şeyleri değiştirmek istiyorlardı. Yalnızca kazanmayı değil, güzel oynayarak kazanmayı amaçlıyorlardı ve oyuna yorum katıyorlardı.

Mesela Nereo Rocco savunma ile yorumladı futbolu ve dünya futboluna Catenaccio taktiğini armağan etti.

Rinus Michels, birlikte hücum edip birlikte savunacağız dediği total futbolu icat ettiğinde, futbol tarihinde devrimini yapmıştı.

Arrigo Sacchi ise o total futboldan etkilenip, İtalya'da 4-4-2 oynatıp, İtalyan futboluna hücum futbolunu soktuğunda, defansif İtalyan futbolunda bir şeyleri değiştirmişti.

Total futbol ile yeşeren Johan Cruff, modern futbolun tohumlarını attığında, Barcelona'da bir ekol yarattı.

Nottingham Forest'i bir şampiyona dönüştüren Brian Clough ve futbolu geometrik olarak yorumlayan Valeri Lobanovski, hep daha iyisini aradılar.

Ya da oyunun ve oyuncularının gelişmesi üzerine kafa yoran ve klasik sisteme isyan eden Marcelo Bielsa.

Ve o Marcello Bilesa'nın önünde saygı ile eğilen Pep Guardiola, Mauricio Pochettino ve Jürgen Klopp

Bunun yanında futbolu bir sanat haline getiren, Bill Shankly, Ernst Happel, Jupp Heynckes, Alex Ferguson ve daha niceleri..

Türk futbolunda güzel oyun ve futbola yorum katan yok

 

Türkiye'de altyapı kadar eksik olan devrimci teknik adamlar, aslında kendileri kadar yüzlerce genç çocuk ve kulüplerin de kaderini değiştiriyor.

Gerek antreman metodları, gerek taktikler, gerek felsefe, gerekse yetenek olarak yerli teknik direktörler, yeterlilik açısından çok fazla sorgulanmıyor.

Süper Lig'de her yıl azalan yabancı teknik adamlar da yerelleştikçe, farklı bir futbol görüşü takımlara aşılanmıyor.

Sonuç; sürekli duran oyun, sürekli sert oynayarak rakibi bozma ve kaybetmemeye odaklanan, sadece adı süper olan bir lig.

Bununla beraber bugüne kadar ortaya oyun koymayan teknik adamlar, sürekli altyapı ve transfer eksikliğinden şikâyet ettiler.

Kaybettikçe ya kulüp değiştirdiler ya da televizyonlarda yorumcu oldular.

Bir futbol zihniyeti, bir oyun tutkusu ya da meydan okuma sunmadılar oyuna, sadece var olan sistemden pay almaya çalıştılar.

Mesela Avrupa'da bir takımın, neden bir Türk teknik adama emanet edilmediği tartışılmıyor hiç. Ya da Türk futbolunda oyuna yeni bir bakış açısı getiren, cesur, devrimci bir teknik adam olmaması sorun yaratmıyor.

Transfer bağımlısı olan teknik adamlar, bir oyun inşa edip, sistemin içine futbolcu enjekte etmiyorlar. Oyun ile büyüyen, oyun ile gelişen genç futbolcular yerine, çözümü transferlerde arıyorlar.

Federasyonun verdiği Pro Lisanslar, yeterli olabiliyor. Yurtdışında bir futbol eğitimine gitmek yerine, başarısız olmuş, ya da küme düşme potasına girmiş kulüplerden gelecek teklifleri bekliyor teknik adamlar.

Türkiye'de altyapı, yetenek ve başarısız yöneticiler kadar, kronik bir sorun da teknik adamların bakış açısı.

Her açıdan yoksul futbolu var Türkiye'nin.

Altyapısı yok, güzel oyunu yok ve borcu çok….

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR