Sayın Kayyım Bey'fendi

Muhterem okurlar, hatırlarsınız, işbu köşedeki münafık neşriyat üzerine köşenin yazarı görevden alınarak yerine sayın Şanmaz Kurdatapan kayyım olarak atanmış ve o anda göreve başlamıştı. 

Aynen şöyle oluşmuştu oluşumlar:

…. Derken paldır küldür, ortalık kararır…

Şanar- (Karanlıkta) Ne oluyor, siz de kimsiniz, ne işiniz var burda?

Bir ses: Terörle mücadele… Gözaltına alındınız.

Bir başka ses: Bu programın yapımcılığı ve sunuculuğu görevinden alındınız, yerinize kayyım tayin olundu.

Kayyım: Selamın aleyküm muhterem seyirciler. Ben bu programa kayyım tayin olunan Şanmaz Kurdatapan..

Önümüzdeki hafta sakın bu programdan ayrılmayın, bakın size neler anlatacağım. 
Ama şimdi önemli bir işim var, önce -malum, itibardan tasarruf olmaz- bana layık bir makam aracı almak, olmadı kiralamak elzem, onsuz zinhar olmaz. 

İşte bu vahim eksikliği gidermek üzere harekete geçen sayın Kayyım beyefendi, yorucu bir çalışma sonunda menzil-i maksuduna erişti. Yeni makam aracıyla stüdyomuza teşrifi münasebetiyle, bu tarihi anı sizlere dakikası dakikasına nakletmek üzere canlı yayına bağlanıyoruz. Muhabirimiz Sabite Fikrisabit kapı önünde karşılıyor Makam arabasını. Söz sende Sabite..

Muhabir: ….(Bağıra bağıra) … Ve beklenen o an geldi çattı, muhterem seyirciler. 
Sayın Kayyıp bey hazretleri, gıcır gıcır makam arabalarıyla stüdyomuza giriiiş yapıyorlar.

Lüks makam otosu, sinyaller çalarak girer…

Kayyım- Ben geldim… Artık bu programın eski dönemi kapanmıştır. Herkese yerli ve milli bir programın nasıl olacağını göstermek, benim vazife-i evvelim oluptur.  

A-aaaa… Bu ne biçim makam odası? Tiz değiştirile…
(Fon değişir, saray odası olur) 

Hah şöyle, şimdi makam makamına benzedi. Effendiiim, ne diyorduk?

Türkiye, yıllar yılı ihmal edilmişliğin ardından her alanda müthiş bir atılıma ve açılıma şahit oluyor. TÜİK’in ayarladığı istatistiklere göre, milli gelirimiz arttıkça artıyor, artıyor da artıyor. Enflasyon düştükçe düşüyor, düşüyor da düşüyor.

… Hayatta en hakiki mürşid kimdir?

“Kilim”dir, üstünde secde edilir.

Münafıkların naçiz bedenleri inşallah tez zamanda toprak olacak lakin İttifak- Cumhur ilelebet payidar kalacaktır.

(Kayyım pirelenir, görünmeyen birine efelenir)

Bu lafları bir yerden hatırlar gibiyim, nerden arakladınız lan?
Bak, bir terslik çıkar da başım belaya girerse bilirim ben size yapacağımı

*******
Ey muhterem kaarii, 
Bakın, halkın sesi Karagöz ile Hacivat ne diyorlar bu konuda?

Hacivat:  Karagözüm, müjde. TÜİK ilan etmiş ki enflasyon düşüyormuş, Tünelin ucunda ışık görünmüş.
Karagöz:   (Ağzında Türkuvaz bir tıkaç, homurdanıyor) Amoug dolargh rrekkorg krrrryogh
Hacivat:  Yaa Karagözüm, görülmedik bir refah içinde, mesut ve müreffeh yaşıyormuşuz. 
Karagöz:   (Ağzı tıkalı, sadece homurdanabiliyor) Yaugh dcüzdangh nedengh boşşşghy?


 

Hacivat: Lakin yüce milletimize bir tatlı huzuru çok gören münafıklar bu sayıları görmezden geliyor, inkar ediyorlar
Karagöz: (Ağzı tıkalı, sadece homurdanabiliyor) asgariuu ucrothh açççlığğğğ ssnınnnngddah
Hacivat: Gelelim hayat-ı içtimaiyye’ye. Karı kısmısı yine azıtmış. Neymiş efendim? Müsavat istiyormuş. Yahu hiç öyle şey olur mu? Bir kere fıkratları farklıdır. 
Karagöz: (Ağzı tıkalı, sadece homurdanabiliyor) Moggh phogggkh 
Hacivat: Bak, Prof. Dr. Ali Edizer ne demiş? Neden ayrılıyorsunuz karınızdan yahu, alın 2.ciyi, 3.cüyü, 4’e kadar cevaz var.

Kayyım: Ama maalesef görevinden alındı, doktorluktan da el çektirildi.  
Nerde kaldı fikir ve beyan hürriyeti? Bunların hepsi Tabip Odasının başının altından çıkıyor, zinhar ve behemahal kapatılmaları gerekir.

Kayyım: (Rejiye sorar) Doldu mu zaman, kapatalım mı? 
Yok yahu? Daha yarı bile mi olmadı? 
Amma da zor işmiş. 
Neyse, ben çok çalıştım, yoruldum artık. 
Başka bir kanala bağlanıp ordan naklen yayınla doldurun zamanı... 

Hangi kanala mı? Ne biliy’m, bağlanın birine işte. 
ATV, AR TV, MAR TV, kanal mı yok?

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan son genel seçim öncesi miting meydanlarında, çıktığı televizyon ekranlarında koskocaman bir yalanı üstüne basa basa söylüyordu:

“7 Haziran seçimlerinden sonra Diyarbakır’da 53 tane Kürt kardeşimi öldüren bunlar değil mi!”

YALAN. Erdoğan’ın kastettiği 6-8 Ekim olayları 7 Haziran seçimlerinden sonra değil, önce meydana geldi. Seçimler 2015 yılındaydı, 6-8 Ekim olayları ise 2014 yılında.

O olaylarda Diyarbakır’da 53 kişinin öldüğü de doğru değil.

6-8 Ekim olaylarında Diyarbakır, Muş, Batman, Van, Gaziantep, Şanlıurfa, Siirt, Mardin, Bingöl, İstanbul, İzmir, Adana’daki protesto gösterilerinde ölenlerin toplamı 53. Diyarbakır’da ölenlerin toplamı ise 10.

Erdoğan’ın “bunlar” diyerek 6-8 Ekim olaylarının sorumluluğunu yıkmak istediği Selahattin Demirtaş ve HDP.

İŞİD, Kobane’ye saldırırken dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de protesto gösterileri başlamıştı.

6 Ekim’deki gösterilerde yer yer gerginlik yaşansa da bir çatışma, kundaklama ya da linç olayı gerçekleşmemişti. Tek bir şiddet olayı yaşanmamıştı.

Saat 20.00 gibi partinin resmi sosyal medya hesabından Kobane ile dayanışma gösterileri için destek çağrısı yapıldı.

O gece ve ertesi gün hiçbir şiddet olayı yaşanmadı.

7 Ekim günü saat 14.00 sıralarında Erdoğan, Gaziantep’ten adeta müjde verir gibi seslendi: “Kobane düştü, düşüyor”.

Bu açıklamanın hemen ardından Varto’da bir gösterici, özel harekat polisleri tarafından açılan ateşle öldürüldü. 

İşte Varto’da yaşanan bu olay 6-8 Ekim gösterilerindeki ilk ölümdür. 
Ardından iki gün boyunca ülkenin dört bir yanından ölüm haberleri geliyordu. 

2018’de yapılan bir duruşmada Demirtaş dedi ki:

“Ayın 8’inde bizi suçlayan yok, çünkü gece gündüz temastayız. 9’unda bizi suçlayan yok. Bırakın suçlamayı, beraber hareket ediyoruz, şiddeti durdurmaya çalışıyoruz, Ayın 10’u oluyor suçlayan yok. Ayın 11’inde pattadanak bir açıklama yapılıyor: ‘Demirtaş’ın açıklamasıyla sokağa dökülen halk 54 kişiyi katletti. Katil Demirtaş’. ‘Demirtaş’ın çağrısıyla sokağa çıkanlar…’ 

… Peki Demirtaş’ın çağrısı nerede, dosyanızda var mı? Böyle bir şey yok. 
Ortada olan gerçek, vahşice ve sinsice katledilmiş 52 insanımız var, yüzlerce yaralı var, yakılmış yıkılmış işyerleri, evler var. Bunların yüzde 90’ı HDP’lidir. Yani doğrudan HDP’li kitle hedeflenmiştir”. 

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan o süreçte yaşananlara dikkat çekti:

“Heyetimiz özellikle olaylar sırasında 48 saat boyunca İçişleri Bakanlığındaydı. Dönemin Başbakanı, İçişleri Bakanı, Kamu Güvenliği Müsteşarı bunun canlı tanıklarıdır. Olayların durdurulmasından sonra hükümet temsilcileri tarafından bizzat partimize teşekkür edilmiştir”. 

Saray iktidarı ömrünü uzatabilmek için yıllardır söylediği yalanı bir üst aşamaya taşıyıp 82 HDP yöneticisi hakkında gözaltı kararı çıkardı, 17’sini tutukladı.

Saray’ın en büyük korkusu muhalefet bloğunda HDP’nin yer alması. Çünkü bütün anketler de gösteriyor ki, muhalefet bloğu parçalanmadıkça AKP-MHP ortaklığının bir daha iktidarı kazanma şansı yok. Bu yüzden HDP’ye operasyon çekerek muhalefeti parçalamak istiyorlar.

PARAZİTLER, yayın kesilir…

Ben geldim yine.

Nasıl mı oldu?

Kayyım bey, daha ilk programında her şeyi yüzüne, gözüne bulaştırıp süreyi doldurmayı bile beceremeyip, “Bağlanın işte bir kanalın canlı yayınına, A TV mi AR TV mi, bulun birini” demişti. Yardımcısı da bu emri ARTI-TV anlayıp oraya bağlanmaz mı?

Biraz geç fark etti AK Troller ve uzunca bir süre Celal Başlangıç’ın yayınını izledik.

Tabii durum fark edilince Kayyım hemen görevden alındı, yerine yeni kayyım da tayin edilmeyince iş gene başa düştü.

Bir gece saat 3’te 4’te ansızın gelip tutuklamazlarsa, haftaya yine burada buluşuruz.

Yanlış anlaşılmasın, kendimi kastetmedim, hepimizi kastettim.

Not: Bu yazının video halini izlemek için tıklayınız.

 *Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR