Çocuklar ve gençler futbola yabancı kalıyor

Fotoğraf: Pixabay

Avrupa'nın en genci sayılır Türkiye. Yıllardır arka mahalledeki gençlerin maçını izleyen, uyumsuz ve içe kapanık bir çocuk gibi sanki. Maçın içine giremeden, hep izlemek ile yetiniyor. 

Yaklaşık 23 milyona yaklaşan 0-18 yaş arası çocuk-genç oranı ile Türkiye, Avrupa'nın tepesinde yer alıyor. Buna rağmen bu çocukların spora ve altyapılara girerek, karşımıza sporcu olarak çıkması çok mümkün olmuyor.

Ham madde açısından Avrupa'nın en zengini olmasına rağmen, hem takım sporlarında hem de bireysel sporlarda kendi spor kültürünü yaratamıyor. 

Bununla beraber amatör sporcuların ve altyapıdaki gençlerin, spor sisteminde kendine yer bulması da sağlanamıyor. Örneğin Süper Lig'in yüzde 52'ye yakını yabancı futbolculardan oluşuyor.

Takımlar saha içi sorunlarına sürekli yabancı oyuncular üzerinden çözüm arıyor. Yine Süper Lig bu transfer sezonunda 33 yaş ve üstünde 23 oyuncu transferi gerçekleştirmiş.

Yine çözüm için, gençlere gidilmemiş. Hem yaşlı hem de yabancı oyuncular ile günü kurtarıyor takımlar.

Milli Takım'ın 24 kişilik aday kadrosunun 7 tanesi yurtdışı merkezli ve altyapılarını yurtdışından almış. Yani Milli Takım'ın yüzde 30'u da Türkiye'de yetişmemiş.

Buna göre, yaklaşık 15 milyar TL'ye yakın borcu olan ve sürekli zarar eden kulüpler, 870 milyon TL geliri olan ama bütçe açığı veren Türkiye Futbol Federasyonu, kendi çocuklarına ve gençlerine cimri davranıyor.
 

- (2).jpg
Türkiye'de çocuklar daha az resmi maç oynuyor

Türkiye Futbol Araştırmaları Grubu TÜFAR'ın raporuna göre; İspanya'nın U12 yaş gruplarındaki çocukların, her yıl Türkiye'de aynı yaş gruptaki çocuklardan 17 resmi maçı daha fazla oynadığı ortaya çıkıyor.

Bunla beraber 5 büyük ligin altyapılardaki antrenman kalitesi ve eğitim kalitesi Türkiye'deki çocuklara sağlanan imkânların üzerinde.

Raporun en dikkat çekici noktası ise Türkiye'de U12 seviyesindeki bir futbolcu adayı, İspanya'daki yaşıtlarına göre yılda en az 100 saat daha az futbol pratiği yapıyor.

Bu çocukların, belki de ileriki yıllarda rekabete gireceği Avrupalı yaşıtları ile aradaki mesafeyi kapatması ve temel eğitim üzerinden fark yaratması kolay değil.

Türk futbolunun başarıya değil, revizyona ihtiyacı var

Türkiye'de uzun zamandır futbol, tüketim aracı olarak oynanan bir gösteriye dönüştü. İçinde çok fazla kaos ve çok fazla paranın konuşulduğu, zaman zaman siyasetin girdiği, gelirini kendine, maliyetini taraftara yükleyen bir sistem oldu.

Bununla beraber ülkenin geneline yayılmayan Türk sporundaki para, hem çocuklar için hem de sistem içerinde yer bulamayan amatör sporcular için bir umut yaratmıyor. 

Pandemi sürecinde amatör sporcuların özellikle de meslek olarak yapmaya çalışan amatör futbolcuların, çok zor şartlarda olduğu bilinen bir gerçek.

Sürekli sadece Süper Lig'in sorunları ve mağdurları varmış gibi yaşayan futbol sistemi de alt liglerde ve amatörlerde yaşanan sorunlara çözüm ve kaynak yaratmaktan uzak duruyor.

Bununla beraber Türk sporu, özellikle hem basketbolda hem de futbolda dışa bağımlı ve takım seviyelerinin yukarı çıkması için sadece ithalata dayalı çözümler peşinde koşuyor.

Tüzüklerinde sporcu yetiştirmek olan kulüpler de tüzüklerine yabancı kalıyor.

Yıllardır başarıya, üretmeye, gelişmeye ve çocuklara umut olmaya uzak bu futbol sistemi, kamu yararından çok, dar bir yapının yararına çalışıyor.

Milli Takımın yüzde 30 başka ülkeden yetişmiş ve Süper Lig'in yarıdan fazlası yabancı oyunculardan oluşan futbol sisteminin, bugüne kadar ne başarısı ne de bir ekolü var. 

Bu yüzden, Türkiye'de kulüplerin ve futbol sisteminin önce başarıya değil, revizyona ihtiyacı var.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR