Bilgen: Sadece karşıtlık üzerinden iktidara alternatif olamazsınız

Halkların Demokratik Partisi'ne yönelik 'Kobani soruşturması' adı altında yürütülen operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan Kars Belediyesi eski eş başkanı Ayhan Bilgen, Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan soruları yanıtladı. Bilgen, muhalefetin geleceğe yön verecek demokrasi, hukuk ve ekonomi programını net biçimde açıklaması gerektiğini söyledi. Bilgen, "Aksi taktirde sadece karşıtlılık üzerinden bir araya gelişlerle kendi hikayenizi yazamaz ve iktidara alternatif olamazsınız" ifadelerini kullandı.

'KÜRESEL BİR KRİZLE KARŞI KARŞIYAYIZ'

“Kobani soruşturması” adı altında yürütülen operasyon kapsamında 25 Eylül’de gözaltına alınıp 2 Ekim’de tutuklanan Bilgen, Sincan 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuluyor. HDP'ye yönelik eleştirilerde bulunan Bilgen, Evrensel Gazetesi'nde yer alan söyleşide "Muhalefete yönelikte eleştirileriniz vardı. Muhalefetin iktidara rota belirleyemediğini, üzerinde demokratik basınç uygulamadığını söylediniz. Bu konuyu açar mısınız? Muhalefeti neden eleştiriyorsunuz? Muhalefete önerileriniz nedir?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Küresel bir siyasal krizle karşı karşıyayız. Bu sadece otoriter sağ popülist siyasetin iktidar merkezli krizi değil. Toplumsal dinamiklerin siyasal süreçlere katılımını sağlayamayan muhalefetin de krizi. Siyasete olan güven topyekûn sarsılıyor. Bu demokrasi içinde çözüm üretme inancı ve umudunu darbeler. Muhalefet böyle dönemlerde polemikle gerilim siyasetine taraf olmak yerine kendi alternatif çözüm önerini tartışma sunmalı. Aksi taktirde sadece karşıtlılık üzerinden bir araya gelişlerle kendi hikayenizi yazamaz ve iktidara alternatif olamazsınız. Gittikçe artan yoksullaşma ve gelir dağılımındaki çarpıklık, sadece iktidarın yıpranmasını bekleyerek seçme davranışının değişeceği hesabı yanlış bir hesaptır. Muhalefet geleceğe yön verecek demokrasi, hukuk ve ekonomi programını net biçimde kamuoyu ile tartışmayı açmalı bu anlamda her parti kendi tabanının genişlemesini hedeflemelidir."

'TOPLUMUN SİYASETTE ÖZNE OLABİLMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ TARTIŞMAYA ÇALIŞACAĞIM'

Bilgen, “Tutuklanırsam 3’üncü kitabı yazacağım” demiştiniz. Kitabınız hakkında bilgi verebilir misiniz?" sorusu üzerine ise şöyle dedi:

"Türkiye siyasetinde parti tabanları birbirine karşı daha hoşgörülü ve yukarıdaki gerilimi anlamsız buluyor. 2’nci kitabımda “Adanmış siyaseti yazmıştım. 3’üncü de “Hak temelli siyaseti” çalışacağım. Toplumun siyasette özne olabilmesinin önündeki engelleri tartışmaya çalışacağım."

Söyleşinin tamamı şöyle:

Gözaltı sürecinde sağlığınız ile ilgili bir takım problemler yaşamıştınız? Öncelikle sağlığınız nasıl? Gerekli tedaviye ulaşabiliyor musun ulaşabilecek misiniz?

Gözaltı sonrası Ankara’ya getirilişimin 3’üncü gününde 2 arkadaşımla birlikte aynı şikayetle hastaneye götürüldük. Serum takıldıktan sonra ilaç yazıldı. Başka arkadaşlarında benzer şikayetleri olmasına rağmen Kovid endişe ile hastaneye gitmek istemediler. Yemeklerden kaynaklı bağırsak iltihabı yani gıda zehirlenmesi yaşadık. Ben sonraki 4 gün hiçbir pişmiş gıda alamadım. Sadece sıvı tüketerek atlattım. İlaçlar “tok” kullanılması gerektiği için kullanmadım. Şu an sağlığım yerinde.

Kobanê eylemleri nedeniyle 6 yıl önce tutuklanmanızla ilgili AYM’nin uzun tutululuk nedeniyle tazminat verdiği bir konudan yeniden gözaltına alındınız ve tutuklandınız? Bu durum için ne düşünüyorsunuz?

Gerek emniyet gerekse hakim önündeki ifademde de ifade ettiğim bu noktayı avukatlarım tutukluluğa itiraz dilekçemde de paylaştılar. Aynı fiile dayanan suç istinadında yeni delilere iddiası suçun niteliğini değiştirmez. Kaldıki yeni delil diye  daha önce milletvekilleri ile birlikte yargılanmamız başladığı dosyada be sefer milletvekili olmayan MYK üyeleri ile birlikte yeniden yargılanmaya başladım. Yeniden tutukladığım gün Diyarbakır’da devam eden duruşmadan 16 şubata tarihine erteleme çıktı. Yeni delil diye sunulanlar benimle ilgisi olmayan bir görüşmede bulunduğu iddia edilen itirafçı, sosyal medya mesajlarım ve basın açıklamalarımdan alıntılar. Bu delillerden hangisi karartılabilir? Tahliyemden sonra defalarca yurtdışına çıktım. Hiçbirinde kaçma niyetimin olmadığını herkes biliyor. Ne bu deveyi güdeceğiz, ne de bu diyardan gideceğiz.

Kars’ın seçilmiş belediye başkanıydınız. Tutuklanmanızdan bir dakika sonra yerinize kayyum atandı. Kayyumun ilk işi belediye önünde namaz kılmak oldu. HDP’nin 65 belediyesinden 4 ilçe 2 belde belediyesi kaldı. Bir muhalefet partisinin neredeyse hiç belediyesinin kalmamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Gözaltına alındığımız dönemde ve sonrasında uzun süre haberi takip etme imkanı olmadı. Belediye ile ilgili bir karar yokken belediye başkanları açığa alındığında olması gereken meclisin kendi içinden başkanı seçmesidir. Meclis üyelerine de operasyon yapılarak kayyum ile yönetme Türk idare sisteminin parçası haline geldi. Bu tutumun sebebi başka kavgaların faturasını seçilmişlere ve halka kesmektir.

Gözaltındayken “kayyum atanmazsa istifa edeceğim” diyerek bir açıklama metni yayımladınız, belediye meclisinin yeni başkanı seçmesini önerdiniz. Hatta bu başkan bir kadın olabilir dediniz. Akabinde HDP’li meclis üyeleri gözaltına alındı. 5 partinin uzlaşarak başkan seçmesine izin verilmemesini nasıl değerlendirirsiniz? Bu arada kayyum atamasıyla belediye meclisi feshedildi.

Bir buçuk yıldır Kars meclisinde 5 parti temsil edilmesine rağmen çoğu karar oybirliği ile alınarak, Türkiye’ye örnek oluşturacak bir çalışma kültürü sergilendi. Kars geçmişte de her kesimin temsil edildiği şura ile yönetilmiş yani birlikte yaşamı güçlü bir şehirdir. Belediye meclisinin feshi sadece kişisel olarak benim yada HDP’nin değil tüm Kars’ın iradesinin yok sayıldığını gösteriyor.

Yine gözaltındayken twiter hesabınızdan “Belediyemize kayyım atamayı düşünenler, yüz elli yıl önce Rus askeri valisinin Kars ile ilgili hatıralarını okusunlar. Vali şehri yönetemeyince Şura kurmak zorunda kalmıştı” demiştiniz? Neden böyle bir şey dediniz? Bu durumu anlatır mısınız? Kayyum ataması ne gibi sonuçlar doğuracak?

1870 yetmişlerinin sonunda Kars’ı alan Rus askeri, vali tayin etmişti. Vali bir süre sonra şehri yönetemediği için farklı halkların temsilcilerinden bir heyet oluşturdu. Tek kişilik yönetimin yaptığı ihalenin benzeri yıllar sonra şura yönetiminin döneminde yapılıyor ve çok daha düşük maliyetle şehrin aydınlatma hizmeti sağlanıyor. Katılımcılık demek şeffaflık ve hesap verilebilirlik demektir. Yolsuzluklarla mücadele demektir.

Belediye başkanlığınız döneminde de kentte epey bir şeyle uğraşmak zorunda kalmıştınız. Bunları hatırlatmak adına yeniden anlatabilir misiniz?

Tüm partilerin ve şehrin desteği ile borç batağındaki bir belediyenin hizmet verebilmesinin yollarını açtık. Kendi kaynaklarının farkında kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir şehir için yolsuzlukla mücadele olmazsa olmazdı. Bu belediyeye güveni arttırdı. İnsanlar eski borçlarını ödeme duyarlılığı gösterdi. Kooperatif ve kadın dayanışma merkezi ile ilk defa başlatılan çalışmalar oldu. En önemlisi şehirde kimlik eksenli bir kamplaşma siyaseti boşa çıktı. Eski borçlardan işçilerin alacaklarını ödedik. Diğer borçlardan şaibeli gördüklerimizi yargıya intikal ettirdik. Emekçi arkadaşımız geçmişte 4-5 ay geriden ücret alırken gününü geçirmeden ödemeleri yapılabilen bir bütçe oluşturduk. Kadınların yönetime katılımı konusunda birçok ön yargıyı çalışma arkadaşlarımızla birlikte başardık. Gönüllü dayanışmaları ile birçok kültürel çalışmanın kaynağını oluşturduk.

Muhalefete yönelikte eleştirileriniz vardı. Muhalefetin iktidara rota belirleyemediğini, üzerinde demokratik basınç uygulamadığını söylediniz. Bu konuyu açar mısınız? Muhalefeti neden eleştiriyorsunuz? Muhalefete önerileriniz nedir?

Küresel bir siyasal krizle karşı karşıyayız. Bu sadece otoriter sağ popülist siyasetin iktidar merkezli krizi değil. Toplumsal dinamiklerin siyasal süreçlere katılımını sağlayamayan muhalefetinde krizi. Siyasete olan güven topyekûn sarsılıyor. Bu demokrasi içinde çözüm üretme inancı ve umudunu darbeler. Muhalefet böyle dönemlerde polemikle gerilim siyasetine taraf olmak yerine kendi alternatif çözüm önerini tartışma sunmalı. Aksi taktirde sadece karşıtlılık üzerinden bir araya gelişlerle kendi hikayenizi yazamaz ve iktidara alternatif olamazsınız. Gittikçe artan yoksullaşma ve gelir dağılımındaki çarpıklık, sadece iktidarın yıpranmasını bekleyerek seçme davranışının değişeceği hesabı yanlış bir hesaptır. Muhalefet geleceğe yön verecek demokrasi, hukuk ve ekonomi programını net biçimde kamuoyu ile tartışmayı açmalı bu anlamda her parti kendi tabanının genişlemesini hedeflemelidir.

“Tutuklanırsam 3’üncü kitabı yazacağım” demiştiniz. Kitabınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Türkiye siyasetinde parti tabanları birbirine karşı daha hoşgörülü ve yukarıdaki gerilimi anlamsız buluyor. 2’nci kitabımda “Adanmış siyaseti yazmıştım. 3’üncü de “Hak temelli siyaseti” çalışacağım. Toplumun siyasette özne olabilmesinin önündeki engelleri tartışmaya çalışacağım. 

 


PAYLAŞ