Tabip odaları ne yapar?

Fotoğraf: AA

Bildiğiniz gibi bu dönem küresel salgın koşullarında yaşanan ihlalleri de gözeterek insan hakları mücadelesinde daha özel bir boyuta, sağlık hakkı mücadelesine odaklanma ihtiyacı nedeniyle meslek örgütümüz Türk Tabipleri Birliği içinde sorumluluk aldım. Devletin kamusal alanda yerine getirmesi beklenen yükümlülüğünü göz ardı edip salgınla mücadeleyi bireysel sorumluluğa indirgemesi ve tanımladığı bireysel sorumluluğun toplumdaki karşılığı, halk sağlığının korunmasını görev olarak yasasında tanımlamış meslek örgütümüzün alanda çok daha yüksek sesle doğruları işaret etmesini zorunlu kıldı. Seçilmiş her üç delegelerimizden ikisinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz seçim sonucunda oy kullanan her beş delegeden dördünün oyunu alan heyetlerimiz bu dönemde yaşanan sorunları, sağlık çalışanlarının haklarından halk sağlığının olmazsa olmazlarına bir dizi mücadele hattını sahadaki meslektaşlarımızdan, gönüllü emek veren kollar, kurullar, çalışma gruplarından gelen güç ve dayanışmayla oluşturup, sürecin sonunda toplum için kazanımlarımızla çıkmayı hedefliyor. Zor olacağı belli bir mücadele bu… Türk Tabipleri Birliği ve illerde tabip odaları tarihi boyunca Türkiye’de demokratik ve kitlesel tüm mücadelelerde olduğu gibi bir avuç gönüllünün omuzlarında sürdürür çalışmalarını. Yetemediği de çok olur. Yetip dokunduğu daha çok olsa bile duyuramadığı da …

Temel çabası alanın tüm bileşenlerini katmak, ortak aklı üretmektir ama son 40 yıllık tarihinde emek örgütlerinde örgütlenmenin onda bire düştüğü, örgütlü mücadele dinamiklerinin suça tahvil edildiği bir ülkenin sınırlılıkları tabip odalarından Türk Tabipleri Birliği bütünselliğine yansır kaçınılmaz olarak. Daha öğrenciliklerinden başlayıp meslek örgütlerinde ortak çalışmaya katılan, Türk Tabipleri Birliği Tıp Öğrencileri Kolunda emek veren meslektaşlarımıza bedel ödetmeye çalışır iktidar, atamasını yapmamak için kırk takla atar. Korkuyu çoğaltmak, yan yana durup üretme çabasını engellemektir amaç. Korku hızla yayılır ama bilginin yayılma hızı düşüktür bu topraklarda. Türk Tabipleri Birliği ve tabip odalarımız hukukçuları ile birlikte bu baskıyı yener ama insanlarımız duymaz. Geride korkunun tortusu kalır.

Üye olsun olmasın hangi meslektaşımız sahada sorun yaşasa yetişmeye çalışır tabip odalarının gönüllü emek verenleri, kimi zaman sevinçle karşılanır ama birçoğunda da aynı karede görünmek korkutur insanları. Geride durmayı da bilir bu örgütün emekçileri. Tüm o kara propagandalara, bilgisiz fikir sahibi olmalara rağmen, 1980 darbesi ile birlikte yalnız devlet memuru olarak çalışan hekimler için üye olma zorunluluğu kaldırılan meslek örgütlerine gelip üye olurlar. Türkiye’de her üç hekimden ikisi meslek örgütüne üyedir.

Önümüz kış, grip salgını kapıda. Sağlık Bakanlığını birçok defa, influenza mevsiminin yaklaşmakta olduğu ve yeterli aşı stoku için gerekli hazırlıkları yapması gerektiği yönünde uyarmışız. En son Sağlık Bakanına 7 Ağustos 2020 tarihinde gönderdiğimiz mektubumuzda “…her yıl Eylül ile başlayan ve Ekim-Mart ayları, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye için de influenza (grip) vakalarının arttığı bir dönem olup, bu yıl farklı olarak COVID-19 pandemisi ile influenza aynı zaman diliminde bir arada görülecektir.  Dolayısıyla tanı, tedavi, aşı, kişisel koruyucu malzeme kullanımı, surveyans ve sağlık hizmetlerinin organizasyonu başlıklarına ilişkin sağlık otoritesince yürütülecek kapsamlı hazırlıklara gereksinim vardır.”, “…İnfluenza aşısı çok yaygın yapılmalı ve kamusal bir sorumlulukla ücretsiz temini üstlenilmelidir.”, “…Aşı sadece risk grubuna değil, endike olduğu 6 ay üzeri herkes için önerilmelidir.”,  “…Yeterli aşı stoku erken olarak sağlanıp, aşının mümkün olan en erken dönemde yapılması sağlanmalıdır.” , uyarısında bulunmuşuz. Yalnız hekimlerin değil, halk sağlığının da temel alındığı bir hattı kurmaya çaba göstermişiz. Sağlık Bakanına yeniden sorduk: “Kaç doz aşı temin ettiniz ve DSÖ kriterlerine göre yaşı 6 ay üzeri olan her birey aşılanabilecek mi? Bir diğer önemli soru da şudur: Neden Türkiye kendi aşısını üretememektedir? Koruyucu sağlık hizmetleri her yurttaşın hakkıdır ve aşı bunun vazgeçilmezlerindendir. Bilimsel olarak anlaşılamaz bu puanlama sistemi, hekimlerin toplumla karşı karşıya getirilmesinden ve sağlıkta yeni bir şiddet dalgasının körüklenmesinden başka bir şeye yaramayacaktır.” Bir kez daha hatırlatalım:

  • Dünya Sağlık Örgütünün söylemiyle “Riski olsun olmasın yaşı 6 ay üzerinde olan her yurttaşımıza aşı” temin edilmelidir.
  • Aşı işlemleri toplum sağlığını korumanın önemli adımlarındandır ve bir yaşam hakkıdır. Herkese gecikmeksizin ücretsiz influenza aşısının sağlanması devletin görevidir.
  • En önemli risk grubu olan sağlık çalışanlarının tümüne, ivedilikle influenza aşısı yapılmalıdır.
  • Güney Yarıkürede grip salgınının görece hafif geçirilmesinde maske takmanın etkisi tartışılırken, toplumda nitelikli maskenin ücretsiz temin edilmesi de devletin yükümlülüğüdür.

Ne yaptığımızı anlatabildiğimi umuyorum.

Bu yazı ilk olarak Evrensel'de yayımlanmıştır.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR