Türkiye adına ABD’de lobicilik yapan şirket 1 milyon dolarlık kontratı neden iptal etti?

Türkiye hükümetinin ABD'deki lobicilik faaliyetleri için anlaştığı Mercury Public Affairs adlı şirketin  anlaşmayı tek taraflı iptal etmesi tartışmaları beraberinde getirdi. ‘Türkiye’nin diğer lobicilik faaliyetleri de tehlikede mi?’ sorusu tüm yakıcılığıyla ortada duruyor.

Independent Türkçe’den Meriç Şenyüz’ün haberine göre, Lobicilik, ABD’de destek kazanmak için epey önemli bir faaliyet. Bu yüzden hemen her ülkenin dünyanın süper gücüne kendini anlatmaya yönelik lobi faaliyetleri bulunuyor. Yabancı ülkelerin ABD’deki lobi faaliyetlerini raporlayan Foreignlobby.com’a göre sadece 2020 Temmuz’unda farklı ülkelerin ABD’deki lobi faaliyetleri için buradaki lobi kuruluşlarıyla yaptığı yeni kontratların toplamı 12 milyon doları buluyor. Benzer bir site olan Open Secrets'in resmi verilere dayanan rakamları da yabancı devletlerin son 5 yılda ABD'de lobicilik yapmak için harcadığı toplam miktarın 2 milyar doları aştığını gösteriyor.

5 YILDA 20 MİLYON DOLARI BULAN LOBİ FAALİYETİ

ABD basınında çıkan haberlere göre Türkiye özellikle son beş yılda bu ülkedeki lobicilik faaliyetlerini sıklaştırdı. Hukuk bürolarının abone olduğu ve yargı haberleriyle tanınan Courthousenews’te geçen yıl çıkan ayrıntılı bir dosya habere göre Türkiye’nin ABD’deki lobicilik faaliyetleri 17-25 Aralık Operasyonları sonrasında yoğunlaştı.

Habere göre 2014 öncesinde çok düşük düzeydeki Türkiye’nin lobicilik harcamaları 2014 - 2018 arasındaki 5 yıllık dönemde toplam 20 milyon dolar seviyesine çıktı. Bu lobicilik faaliyetinin önemli bir kısmını “FETÖ’yle mücadele” teması oluşturuyordu. Öyle ki, Türkiye’nin ABD’deki lobicilik faaliyetleri ABD’de bir dönem siyaset gündeminin üst sıralarına çıktı. Donald Trump’ın ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in Türkiye adına lobicilik yaptığını Adalet Bakanlığı’na bildirmediği iddiası önce FBI soruşturması sonrasında da davaya konu oldu. Beraatle sonuçlanan iddialar, Türkiye ve ABD kamuoyunu uzun süre meşgul etti.

2016’ya kadar eski Demokrat Kongre Üyesi Dick Gephardt’ın lobi şirketiyle yakın çalışan Türkiye, Trump iktidarından itibaren yeni yönetime yakın lobi şirketleriyle işbirliğini sıkılaştırmaya yöneldi. Türkiye’nin bu bağlamda Mercury Public Affairs, LLC şirketiyle de bir işbirliğine gitmesine dair ilk bilgi 23 Şubat 2018’de Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör’ün köşesinde yer almıştı. Mercury, Güngör’ün köşe yazısında iddia edildiği gibi doğrudan Trump kampanyası direktörü Paul Manafort’a ait değildi. Ancak kendisini partiler üstü bir şirket olarak tanımlayan Mercury’nin, Manafort da dahil olmak üzere Trump’ın yakın çevresiyle güçlü bağlantıları olduğu da bir gerçekti.

ABD’de yürürlükteki yasalara göre lobi kuruluşlarının yabancı devletler ya da şirketlerle yaptığı tüm anlaşmaları ve onlar adına yürüttüğü tüm faaliyetlerini Yabancı Ajanlar Bildirim Yasası (Foreign Agents Registration Act - FARA) çerçevesinde Adalet Bakanlığı’na bildirmesi gerekiyor.

ABD Adalet Bakanlığı’nın FARA sistemi dışarıya da açık. İsteyen ABD’de herhangi bir yabancı ülke adına hangi lobi faaliyetlerinin yürütüldüğünü buradan takip edebiliyor. Buradaki kayıtlara göre Mercury ve Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği arasındaki ilk anlaşma 4 Mayıs 2018’te imzalandı. 866 bin dolar değerindeki anlaşma yıl sonuna kadarki faaliyeti kapsıyordu. Anlaşmanın Şubat 2019’da ve son olarak da Şubat 2020’de yenilendiğini görüyoruz. Şubat 2020’deki anlaşma da 1 milyon dolar karşılığında Mercury’nin yıl sonuna kadar Türkiye adına lobi faaliyeti yürüteceğini gösteriyordu.

TÜRKİYE BU ŞİRKETE 2,5 MİLYON DOLAR ÖDEMİŞTİ

FARA kayıtlarına dayanarak yayın yapan Open Secrets'in verilerine göre, Türkiye, Mercury’ye 2018’de 649 bin 998 dolar, 2019’da 853 bin 333 dolar ve 2020’de 750 bin dolar olmak üzere toplamda yaklaşık 2 milyon 252 bin dolar ödeme yaptı. 2016 ve 2017’de Mercury’nin alt yüklenici olarak Türkiye’ye sunduğu hizmetler de eklenince son 5 yılda Türkiye bu şirkete yaklaşık 2,5 milyon dolar (yaklaşık 20 milyon TL) ödeme yapmış oldu.

Mercury bu süreçte, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın New York Times’ta makalelerinin yayımlanmasının sağlanmasından Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği için sosyal medya materyalleri üretmeye kadar pek çok halkla ilişkiler faaliyetinde bulundu.

Lobi şirketlerinin, ilgili ülke için yaptıkları tüm çalışmaları FARA sistemine bildirmesi gerekiyor. Mercury'nin Türkiye Büyükelçiliği için sosyal medya çalışmalarından bir örnek (FARA)

Ne var ki, şirket 1 milyon dolarlık anlaşmayı süresinin dolmasına aylar kala iptal ettiğini 23 Ekim’de FARA sistemine bildiridi. İptalin gerekçesiyse Amerikan Ermenilerinin şirkete yaptığı yoğun baskıydı.

İPTALİN ARKASINDAKİ İSİM: HAMPARİAN

ABD’nin saygın ve etkili haber sitelerinden Politico’nun aktardığına göre Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (kısa adı ANCA olan kuruluş Taşnak Partisi’nin Amerika kolu olarak da bilinmektedir) İcra Direktörü Aram Hamparian, Türkiye ve Azerbaycan'ın en güçlü silahlardan birinin Washington’taki lobicileri olduğunu öne sürmüş ve 27 Eylül’de Dağlık Karabağ da çatışmaların başlamasının ardından o da Türkiye ve Azerbaycan’ın ABD’deki lobi ortaklarına savaş açmıştı.

Mercury'ye karşı kampanyayı başlatan Hamparian, “Birçok insan Ermenistan hakkında yalan söyleyerek kendilerine yazlıklar aldı ve torunlarını üniversiteye yolladı. Bu artık sona ermeli” diyordu.

ANCA’nın yanı sıra Ermeni Ulusal Asamblesi’nin (AAA) de katılımıyla kampanya büyüdü. İki grup Mercury şirketinin hem Washington hem de Los Angeles’taki merkezlerinin önünde eylemler yaptı. Türkiye’yi IŞİD’e yardım etmekle itham eden protestocu gruplar, sosyal medyada da #MercuryHelpingTerorists (Mercury Teröristlere Yardım Ediyor) etiketiyle kampanya düzenledi.

Ama asıl etkili olan ABD’nin en büyük belediyelerinden olan Los Angeles’tan şirkete gönderilen tehditkar mektuplardı. 20 Ekim’de Ermenilerin yoğun yaşadığı şehrin belediye meclisi üyesi Paul Krekorian öncülüğünde 13 üyenin imzasıyla yollanan mektupta, Mercury’nin tercih yapması gerektiği; Türkiye’yle iş yapmaya devam ederse kendi bölgesindeki ticari faaliyetlerini baltalamak için ellerinden geleni yapacakları açıkça belirtiliyordu. 22 Ekim Perşembe günü Kaliforniya Eyalet Meclisi sözcüsü Anthony Rendon ve 16 eyalet milletvekilinin imzasıyla yollanan benzer bir mektubun ardından şirket kararını verdi ve ertesi gün Türkiye’yle sözleşmesini sona erdirdiğini duyurdu. Şirketin kararı ABD’de Ermenilere ait sitelerde ve sosyal medya hesaparında büyük bir zafer olarak duyuruldu.

TÜRKİYE’NİN LOBİ FAALİYETLERİ BİTMİŞ DEĞİL

Türkiye’nin 5 yılda 2,5 milyon dolar ödeme yaptığı ve 2020 itibariyle lobicilikteki en büyük ortağı haline gelen Mercury Public Affairs’le anlaşmasının sona ermesi hiç kuşkusuz bir kayıp olarak görülebilir. Öte yandan bununla Türkiye’nin ABD’deki lobicilik faaliyetleri sona ermiş değil. Türkiye hükümetinin Washington Büyükelçiliği aracılığıyla Amsterdam & Partner ve Capitol Counsel gibi lobi şirketleriyle imzaladığı şirketler halen yürürlükte.

Öte yandan Türkiye’nin Mercury’yle ilişkisi de belki doğrudan hükümet olarak olmasa da başka bir kanaldan sürüyor. Aydın Doğan’ın damadı Mehmet Ali Yalçındağ’ın başında olduğu Türkiye - ABD İş Konseyi (TAİK) halen Mercury şirketinin en büyük yabancı müşterisi konumunda. Sonuç olarak TAİK’in faaliyetleri de Türkiye’nin yumuşak gücünün (soft power) bir parçası kabul ediliyor ve TAİK, Mercury’yle Ekim başında yeniden sözleşme yeniledi.

 

Hamparian ve Ermeni lobisi de kuşkusuz bunun farkında ama bu grup Mercury’den alabildiğini almış olduğunu düşünüyor olacak ki kendisine hedef olarak Azerbaycan adına lobi faaliyeti yürüten BGR’yi seçmiş durumda. Ama BGR daha zor bir hedef olacak gibi görünüyor zira şirket daha kampanya başlar başlamaz net bir açıklama yaparak “Azerbaycan’ı temsil etmeye devam etme niyetinde olduklarını” vurguladı.

 


PAYLAŞ