Diploma neden gereklidir, nasıl alınır?

Görsel: Pixabay

Belli meslekleri icra edebilmek için belli eğitim kurumlarından diploma almak gerekiyor.

Uygulama kesindir: Misal, tıp fakültesi bitirmemiş kimse hekimlik yapamaz.

Elbette bizde her şeyin sahtesi olabiliyor. Zaman zaman medyaya da yansıyan "sahte doktor", "sahte diş hekimi" vakalarına rastlanıyor.

Büyük yazarımız Orhan Kemal’in Müfettişler Müfettişi adlı romanı, bu sahtecilik işlerinin bu topraklarda bir "gelenek" olduğunu gösterse de, günümüzde aldığı boyut cumhuriyetin geçen yüzyıldaki yıllarıyla karşılaştırılamayacak kadar büyük.

Her şeyin sahtesi yaygınlaştı.

Aslına bakarsanız, sahte üniversite bile var…

Bu ciddi sorunu biraz tartışmamız gerekiyor.

İktidarın en tepesinden yapılan açıklamaya göre Türkiye’de 8 milyon üniversite öğrencisi var.

Hatırlarsınız, bu açıklama, "sadece" 2 milyon yüksek öğrenim öğrencisi olan Almanya’dan ne kadar üstün olduğumuzu ifade etmek üzere yapılmıştı.

Aslında bu açıklama başlı başına bir soruna işaret ediyor.

Eskiden üniversite sayısı azdı, eğitim kalitesi tartışmasız çok daha yüksekti ve üniversite diploması bir anlam, bir "ehliyet" ifade ediyordu.

Bu nedenle, devleti yönetme ehliyeti için de üniversite diploması şartı koşuluyordu.

Şimdi artık "diploma" zorunu çözüldü. Genç işsizlik oranını gizlemekten, gençlerin "tescilli işsiz" sıfatını kazanmasını geciktirmekten başka bir işe yaramayan bir "üniversite öğrenciliği" statüsü yaratıldı.

Dağa taşa "üniversite" kurdular.

Sınavı "eksi net" ile tamamlayan bir öğrenci bile pekala üniversiteye girebiliyor. Biraz para harcayınca diploma da ardından geliyor…

"İntihalci üniversite hocaları" Türkiye’nin utanç verici bir gerçeği. Aşırma yayınlarla profesörlük alan isimler koca koca "kariyerler" elde ediyor.

Bu ülke öyle bir yer ki, intihalciliği ispatlanmış bir Milli Eğitim Bakanı bile gördük.

Dolayısıyla, aslında bilimsel ve entelektüel bir üretim merkezi olarak üniversitelerden söz etmemiz mümkün değil.

Bilakis, üniversitelerin kendisi birer cehalet yeniden üretim merkezi haline gelmiş vaziyette.

Hiçbir üniversitede, üniversitenin yönetimi için bilimsel ehliyet şartına bakılmıyor. Siyasi iradeye bağlı üniversite yöneticileri, aracılık yapan hatırlı tanıdıklar, ailecek elde edilen akademik kariyerler, ülkemizde bilimi bitiriyor.

Hiç abartısız söylüyorum, ABD’nin Newport Üniversitesi’nden mezun olduğunu ama orta derecede İngilizce bildiğini özgeçmişinden öğrendiğimiz AKP İstanbul milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı pekala bir üniversiteyi de yönetebilir.

Nitekim kendisi daha evvel İzcilik Federasyonu ve Atletizm Federasyonu’nda yöneticilik yaptı. Gerçi atletizm alemimiz de dünyada doping skandallarıyla tanınıyor ama olsun. Önemli bir kariyer.

Yine diploması konusunda çok sıkıntılı iddialar ortada dolaşan bir eski milli güreşçimiz ve yeni milletvekilimiz bir kamu bankasının yönetimine atanabiliyor.

Evet, seviye tam olarak budur.

Türkiye’nin temel sorunu da budur.

Artık Türkiye’de diploma gerekli değildir, zaten her yerden de alınabilmektedir. İşte başlıkta sorulan sorunun cevabı böyle…

Ve işin daha vahimi, son 20 yılda sadece üniversitelerde değil, bir bütün olarak kamuda ehliyet ortadan kalkmıştır.

Devlet örgütlenmesinde cehalet her kademeye egemen olmuştur.

Sahtecilik, intihal, ehliyetsizlik, tam bir "saadet zinciri" gibi, tepeden tırnağa her yere sirayet etmiş, mevcut rejimin varlık sebebi haline gelmiştir.

İşin acı tarafı, "cehalet zinciri" diye de tabir edebileceğimiz bu fiili durumun parçası haline gelenler, kendilerine otomatik bir "dokunulmazlık" zırhı giyebiliyor.

Hukuk zincirden azade değil.

Böyle bir ortamda iktisadi düzelme olabilir mi?

Senelerce "ekonomik plan" diye acayip acayip laflar dinledik. O lafları edenlerden biri, sabık Bakan, gayriciddi bir sosyal medya platformu üzerinden yine acayip bir istifa açıklaması yaptı.

Bakın burası çok önemli: Ne oldu bizim yitip giden senelerimize?

Türkiye’de ekonominin düzelmesi, halkın yarı yarıya düşen yaşam standardının biraz olsun iyileşebilmesi için mevcut "cehalet zinciri"nin kırılması, kamunun baştan aşağı yeniden inşası şarttır.

Başkaca bir yol yoktur.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR