10 yılda Türkiye'den Katar'a neler geçti?

Fotoğraf: AA

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, "Kardeşim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile başarılı bir görüşme turu gerçekleştirdim" diyerek tamamladığı "Yüksek Stratejik Komite" toplantısından 10 anlaşma ile ayrıldı. 

26 Kasım'da Ankara'da gerçekleşen toplantı, 2014 yılında tesis edilen "Yüksek Stratejik Komite (YSK) mekanizması"nın altıncı görüşmesiydi.

İlki 2015'te Doha'da gerçekleşen yıllık toplantılar serisinin ikincisi, 2016'da Trabzon'da, üçüncüsü 2017'de Doha'da, dördüncüsü 2018'de İstanbul'da ve beşincisi 2019'da yine Doha'da düzenlenmişti.

Borsa İstanbul'un yüzde 10'unun, İstinye Park ve Antalya Liman İşletmeleri'nin Katar'a devredilmesi, iki ülke arasında su yönetimi alanında işbirliği, Katar'ın İstanbul Haliç Altın Boynuz Projesi'ne yapacağı potansiyel yatırım gibi 10 farklı anlaşmanın imzalanması, yıllardır bu ülke ile devam eden benzeri satışları yeniden gündeme taşıdı. 

Dışişleri Bakanlığı'nın "köklü dostluk ve kardeşlik bağlarımızın bulunduğu" ülke olarak tanımladığı Katar ile mevcut durumda 1,4 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacmi için konulan hedefler öncelikle 3 milyar dolar, daha sonra ise 5 milyar dolar. 

Independent Türkçe'den Gökçen Tuncer'in haberine göre iki ülke arasında yapılan silah, inşaat, demir-çelik, gıda anlaşmalarının yanı sıra Türkiye'nin, dünyanın en büyük üçüncü doğalgaz rezervlerine sahip ülkesi Katar'a yaptığı devir ve satış işlemlerinin geçmişi şöyle:

MEMORİAL VE ENGLİSH HOME'DAN HİSSELER

Tekstilden sağlığa ve gıda perakendesine kadar pek çok farklı alanda yatırımı olan Turgut Aydın Holding'in sahibi, Trabzonlu iş insanı Turgut Aydın, 1996'da Memorial Hastaneleri'nin kurucu ortakları arasındaydı. 

Tüm hisseleri Aydın ailesi tarafından 2006'da satın alınan Memorial Sağlık Grubu'nun yüzde 40 hissesi Ağustos 2010'da İngiliz özel yatırım fonu Argus Capital ve Katar Yatırım Bankası'na (Qatar First Investment Bank) devredildi. 

Hastanelerin hisse dağılımı yüzde 60 Aydın ailesi, yüzde 20 Katar Yatırım Bankası, yüzde 20 de Argus Capital olarak şekillendi.

Satış sonrası bir açıklama yapan Turgut Aydın Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Yaşar Aydın, satış sonrası yaptığı açıklamada elde edilecek kaynağın Aydın ailesine ait başta A101 indirim mağazaları ile ev tekstili perakende zinciri English Home'da olmak üzere yeni yatırımlarında kullanılacağını söylemişti. 

Henüz üç mağazası varken 2008'de Aydın ailesi tarafından satın alınan ev tekstili zinciri English Home'un yüzde 40'ı da 2012 yılında Katar Yatırım Bankası'na satıldı. Turgut Aydın Grubu, yüzde 60 oranla English Home'un çoğunluk hissedarı ve 200'den fazla mağazaya ulaşılmış durumda. 

 Turgut Aydın Holding, yaklaşık 3 bin marketi bulunun A101 şirketindeki payını 2014 yılında yüzde 78'e yükseltti. 

A BANK

1992 yılında kurulan Alternatif Bank'ı (ABank) 1996'da bünyesine katan Anadolu Grubu, tarihler 2013'ü gösterdiğinde Katar'ın ilk özel bankası The Commercial Bank (P.S.Q.C) ile bir anlaşma imzaladı. 

Anlaşmayla Alternatif Bank'ın yüzde 75'i The Commercial Bank'a satıldı. Üç yıllık ortaklığın ardından 2016 yılı sonunda The Commercial Bank, ABank'ın yüzde 100'üne sahip oldu. 

Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, 2013'teki yaptığı satış sonrasında "Bizim için hüzünlenecek bir durum yok. Bir kere karar verdiniz mi, hüzün olmuyor. Bizde çocuk çok. Ayrıca bankayı çok iyi bir yere verdik. İçimiz rahat, Katar Commercial Bank, çok büyük ve güçlü bir kuruluş. Türkiye'de özellikle büyük projeleri finanse etmek istiyorlar. Bu nedenle de Türkiye pazarına girmekte çok kararlıydılar" demişti.

Fiyat konusunda çetin bir pazarlık yapmalarına gerek kalmadığını söyleyen Özilhan, "Bize fiyat konusunda ‘3-5 rakamın önemi yok. Biz Türkiye'ye girmeyi çok istiyoruz, yardımcı olun. Siz de bankada kalın, Türkiye'yi siz daha iyi tanıyorsunuz' dediler. Biz de kabul ettik. Ben bankanın yönetim kurulu başkanı olarak faaliyet göstermeye devam edeceğim" demişti. 

2013'teki satış için yaklaşık 460 milyon dolar ödeyen The Commercial Bank'ın üç yıl sonra yaptığı ödeme ise yaklaşık 225 milyon dolardı. 

BMC

Bugün Türkiye'nin en büyük ticari ve askeri araç üreticileri arasında yer alan BMC, 1964 yılında İzmir'de İngiliz British Motors Corporations (BMC) lisansı altında kamyon, kamyonet, minibüs, traktör ve motor üremek üzere kurulmuştu. 

Tüm hisseleri 1989'da  Çukurova Holding ve Mehmet Emin Karamehmet tarafından satın alınan BMC, Türkiye'nin ilk dizel motorunu, fikri ve sınai mülkiyeti bir Türk firmasına ait ilk kamyon ve hafif ticari aracı, "Kirpi" ve "Amazon" adlı zırhlı araçları üreten kurum oldu. 

2013 yılına gelindiğinde ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Çukurova Grubu'ndan olan alacaklarını tahsil etmek amacıyla el koyduğu Akşam Gazetesi, Digitürk, Show TV gibi şirketler arasında BMC de vardı.

Bir süre TMSF'nin elinde varlığını sürdüren BMC, Mayıs 2014'te yapılan ihaleyle Ethem Sancak'ın şirketi ES Mali Yatırım ve Danışmanlık'a satıldı. 

O dönem Star ve Akşam gazetelerinin de patronu olan Sancak, BMC için 751 milyon lira ödediğinde şirketin sadece arsası bile 1,5 milyar lira ediyordu. Başlangıçta BMC'nin satışı için belirlenen muhammen bedel 935 milyon liraydı. 

KATAR'IN BMC'YE İHALESİZ ORTAK OLMASI

Katar'ın BMC'ye ortak olması ise ihale yoluyla değil, ES Mali Yatırım ve Danışmanlık'a ortak olmasıyla gerçekleşti. 

Zira o dönem, BMC gibi büyük bir sektörün önemli bir parçasını yönetmek isteyen Ethem Sancak yerli ve yabancı ortak arayışına girmişti. 

Haziran 2014'te ES Mali Yatırım ve Danışmanlık'ın sermayesinin yüzde 191 artırılarak 300 milyon liraya çıkarılmasına Katar Silahlı Kuvvetleri Endüstri Komitesi yaklaşık 150 milyon lira ile iştirak etmişti. Böylelikle Katar'ın ES Mali Yatırımdaki ve BMC'deki payı yüzde 49 olmuştu. 

'GÜNEYSU'DAKİ HERKES BİRBİRİNİN AKRABASI'

Ağustos 2014'te Rekabet Kurumu'ndan yapılan açıklamada ise Ethem Sancak'ın, ES Mali Yatırım içindeki yüzde 50 oranınındaki hissesinin bir kısmının Talip Öztürk ve Ahmet Öztürk'e devredileceği duyurulmuştu. 

Ethem Sancak'ın daha sonra yaptığı açıklamasına göre Talip Öztürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önerdiği bir isimdi. 

Metro Turizm'in başındaki isim, Rize Güneysulu Talip Öztürk'ün Erdoğan'ın akrabası olduğu yönündeki yorumlara Sancak, "Güneysu'daki herkes birbirinin akrabası ne olmuş yani" yanıtını vermişti. 

'BU BİR ÜLKE GÖREVİYDİ'

Nisan 2018'de yaptığı bir açıklamada BMC'yi almadan önce Doğu Avrupa ve Asya pazarında sağlık sektöründe pazarın en büyük aktörü olduğunu ancak "milli dava" uğruna hepsini tasfiye ettiğini söyleyen Sancak şöyle konuşmuştu: 
 

5 milyar dolar ciro ve 11 bin çalışanla yedi ülkede ilaç dağıtımı yapıyordum. Bunun yanı sıra yine özel hastanecilikte bir dünya markasına dönüşen Medical Park'ın kurucusu ve sahibiydim. Onu da sattım. Bir kısmını biz geniş bir aileyiz, kardeşlerime bıraktım. Onlarla da işlerimi ayırdım. Çünkü onlar kendilerince böyle bir maceraya hazır değildi. Ama bu bir ülke göreviydi. Bunu benim yapmam lazımdı ve çok şükür BMC'yi sırtlandım. 


"Katar emiri de cumhurbaşkanımızın da isteği ve talebi doğrultusunda BMC'nin yüzde 49'unu aldı" diyen Sancak, "Milli kalabilmek için yüzde 51'i kimseye veremezdim" ifadesini kullanmıştı.

'ALLAH GANİ GANİ PARA VERMİŞ KATAR'A'

Aynı yılın aralık ayında gerçekleşen Birinci Türk Savunma Sanayii Zirvesi'nde de konuşan Ethem Sancak BMC'nin satış sürecini şöyle anlatmıştı: 

Liderimiz bana, "Ne yaparız?" dedi. Sizin büyük ferasetinizle Arapların onurlu bir bölümünü kendine getirttiniz. Katar'la neredeyse tek millet iki devlet haline geldik. Allah da gani gani para vermiş Katar'a. Emir de sizi kırmaz. Katar devletini ve silahlı kuvvetlerini bana ortak ederseniz bu işin altından kalkarız. 

Sağ olsun sayın Emir'i aradı o da kırmadı. BMC'nin yüzde 50 eksi birini Katar ordusuna sattım. Tek başına yapmak istemiyordum. Benim gibi deli bir Laz ortak da önerdi bana Sayın Cumhurbaşkanım. Onu da yanıma aldım; Talip Öztürk, eşit bölüştük.

BEYMEN KATAR'DA, ALTINYILDIZ BOYNER'DE KALDI

Hazır giyim sektörüne 1969'da Beymen markasıyla adım atan, 1971'de ilk Beymen mağazasını, 1981'de "Çarşı" mağazasını açarak faaliyete başlayan Boyner Holding, 2013'te YKM'nin hisselerini alarak sektördeki konumunu güçlendirmişti. 

Boyner Holding ve Katarlı Mayhoola fonunun finansal ortaklıkları Mayıs 2015'te başladı. O dönem Mayhoola, Boyner Grubu'nun yüzde 30,7 hissesini 885 milyon liraya satın almıştı. Ardından 2017'de yüzde 12'lik hisse daha 173 milyon dolara Mayhoola For Investments Opc şirketine devredildi.
 

Beymen-Club-İstinyePark-Erkek.jpg


2019'a gelindiğinde ise iki şirket, Boyner Perakende ve Tekstil Yatırımları A.Ş.'nin şirket portföyünü paylaşarak ortaklıklarını sonlandırdı. 

Buna göre Türkiye'de lüks moda perakendeciliğini başlatan Beymen ile Network ve Divarese'in çatı şirketi AY Marka'nın yüzde 97'si Mayhoola'da kaldı. 

Boyner Grup ise yola, Boyner Büyük Mağazacılık, Altınyıldız Tekstil, e-ticaret şirketi Morhipo, online ödeme sistemi Hopi ile devam etti. 

FİNANSBANK

2015'te Katar'a gerçekleşen bir büyük satış da Finansbank'tı. 

Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin'in 1987'de kurduğu Finansbank, 2005'te National Bank Of Greece'e (NBG) satılmıştı. 

Bu satıştan tam 10 yıl sonra, Aralık 2015'te NBG'nin Finansbank'taki yüzde 99,81'lik payın tamamı 2,7 milyar euroya Qatar National Bank'a (QNB) satışı konusunda anlaşıldı. Düzenleyici kurumlardan onay alınmasının ardından satın alma işlemi, Haziran 2016'da tamamlandı. 

1964'te kurulan ve 2014'te Ortadoğu ve Afrika'nın en büyük ikinci bankası konumuna yükselen QNB, bir dönem Denizbank'a da talip olmuştu. 

Mevcut durumda yüzde 99,88'i Qatar National Bank'a ait olan Finansbank'ın yüzde 0,12'lik payı da halka açık.

TÜRKİYE'NİN EN PAHALI YALISI

2015'in bir başka önemli gelişmesi ise Türkiye'nin en pahalı yalısı iş insanı Abdülhadi Mana Ash Al-Hajri'ye satılmasıydı. Al-Hajri, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani'nin kayınpederi. 

Abdülhadi Mana Ash Al-Hajri, aynı zamanda dünyanın en pahalı dördüncü evi olarak da bilinen Erbilgin Yalısı'nı 100 milyon euroya satın aldı. 

Erbilgin Yalısı, Türkiye'nin en pahalı yalısı, dünyanın en pahalı dördüncü evi

1880'lerde yaptırılan Şehzade Burhanettin Efendi Yalısı'nın ilk sahibi dönemin ünlü sarraflarından Varki Vartaks'tı. 

Vartaks ölünce 1887'de yalıyı Teşkilat-ı Umumiye Nazırı Ahmet Münir Paşa aldı. 

1911 yılında İkinci Abdülhamid, yalıyı oğlu Burhanettin Efendi için almıştı. 

Cumhuriyet'in kurulması ve Osmanlı hanedanının elindeki mülkleri kaybetmesiyle, yalının yeni sahibi Mısırlı Ahmet İhsan Bey oldu. 

Baraj, havalimanı, termik santral gibi büyük inşaat projeleri gerçekleştiren Erg İnşaat'ın sahibi olan Erbilgin Ailesi, yalıyı 1984'te satın almıştı. 

2005'te satışa çıkarılan yalıya 10 yıl boyunca farklı teklifler yapılmış ancak hiçbir teklif uygun görülmemişti. 

Bir dönem Katar Başkonsolosluğu'nun da talip olduğu yalının 64 odası ve 60 metrelik rıhtımı bulunuyor.

DİGİTÜRK

TMSF'nin 16 Mayıs 2013'te Çukurova Holding'e ait 40 borçlu şirket ile beş gerçek kişiye haciz bildiriminde bulunulduğunu açıklamasından yaklaşık 10 gün sonra Digitürk'ün çatı şirketi KREA İçerik Hizmetleri Ve Prodüksiyon A.Ş.'ye el konulmuştu. 

Üç yıl boyunca TMSF kontrolünde kalan Digitürk, Haziran 2016'da Katarlı iş insanı Nasser Al-Khelaifi'nin şirketi BeIN Sports'a satıldı. 

O dönem imza atılan satış değeri açıklanmamış ancak piyasada satışın, 1 milyar doların üzerinde bir rakama gerçekleştiği ifade edilmişti. 

'TRABZON'A OTEL YAPMAK İÇİN HAZIRIZ'

Türkiye- Katar Yüksek Stratejik Komite'sinin 2016'daki adresi Trabzon'du. Trabzon'a iki uçak, 55 lüks VIP araç ve 100 kisilik heyetle gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'la birlikte helikopterle Rize'deki kış turizmi alanlarını havadan incelemişti. 

Toplantının açılığında konuşan Erdoğan, Katar Emiri'nin karlı dağlara hayran kaldığını söylemiş, "Hele hele bugün helikopterle Trabzon'un üstünde dolaşırken, kar dolu dağları dolaşırken kendisi de hayran kaldı. ‘Niye burada kayak tesisleri yapmıyorsunuz' diye de sordu. Temenni ederim ki onlara da kavuşuruz. Onun alt yapılarını da yapmalıyız tabi. Onun için oteller yapmaya da hazır olduklarının müjdesini de ayrıca verdiler" demişti. 

ERGO PORTFÖY

Ergo Portföy Yönetimi A.Ş., 2000 yılında İsviçre Sigorta ve EVG Grupları'nın ortaklığı ile İsviçre Portföy Yönetimi A.Ş. adıyla kurulmuştu. 

2006 yılı sonunda Ergo International AG'nin İsviçre Sigorta Grubunu satın almasıyla Ergo bünyesine katılan şirketin, İslami finans kuruluşları arasında yer alan Katarlı QInvest'e satılması ise 2016'da gerçekleşti. 

Satın alım sonrasında Ergo Portföy'ün adı Qinvest Portföy olarak değişti.

QInvest İcra Kurulu Başkanı (CEO) Tamim Hamad Al-Kawari, o dönem yaptığı açıklamada, "Bu bizim QInvest içindeki üç ana faaliyet kolundan biri olan Portföy Yönetimi bölümümüzün geliştirilmesine yönelik uzun vadeli stratejimiz doğrultusunda ve konumumuzu önde gelen global İslami Yatırım Kuruluşu olarak koruma misyonumuzun önemli bir kilometre taşıdır" demişti. 

BANVİT'E BREZİLYALI-KATARLI PATRON

1968'de "Bandırma Vitaminli Yem Sanayi ve Ticaret A.Ş." adıyla, Bandırma'da yem üreticisi olarak faaliyete başlayan Banvit, aradan geçen 56 yılda Türkiye'deki kanatlı et sektörünün lideri oldu. 

Banvit'in, yüzde 79,5 hissesinin Brezilya ve Katar ortaklı TBQ Foods'a devri ise Mayıs 2017'de tamamlandı. TBQ Foods, Brezilyalı tavuk üretici BRF'nin yüzde 60, Katar Holding'in yüzde 40 pay sahibi olacağı şekilde Ocak 2017'de kurulmuştu. 

İnşaat, alt yapı ve mühendislik gibi alanlarda faaliyet gösteren Ankara merkezli şirket Ankas, Katarlı Hamad Bin Khalid tarafından Nisan 2017'de devralınmıştı. 

MUNAMAR OTEL

Katar Kraliyet Ailesi mensubu Şeyh Nasser Ahmed Ali Al-Sani, 2009'da mavi turda görüp beğendiği 15'i suit 180 odalı Munamar Oteli, 7 Ocak 2010'da sahibi olduğu Al Maselah İnşaat ve Sanayi Turizm Ticaret Şirketi aracılığıyla 15 milyon dolara satın almıştı. 

Bu yatırımdan beş yıl sonra Al-Sani, Munamar Otel'e 100 metre mesafedeki 28 odalı, 5 kat ve iki bloktan oluşan Kontes Beach Otel'i 7 milyon euroya satın aldı. 

TANK PALET FABRİKASININ İŞLETME HAKKI

45 yıl boyunca milli tecrübe ve bilgi birikimle zırhlı araç üreten Sakarya Tank Palet Fabrikası'nın 2019'da Katar ve Ethem Sancak ortaklı BMC'ye devredilmesi ise Türkiye-Katar anlaşmaları arasında en fazla tepki çeken oldu. 

O dönem CHP kanadından, "Türkiye'nin savunma sanayisini, yüzde 49,9 hissesi Katar ordusuna ait olan bir şirkete 25 yıllığına teslim ediyorsunuz. Bu ne millidir ne yerlidir" eleştirisi gelirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun bir özelleştirme değil "işletme hakkının devredilmesi" olduğunu söylemişti. 

O dönem Independent Türkçe'ye konuşan savunma sanayiine yakın kaynaklar, kararı "Geri dönülmez bir hata zincirinin başlangıcı" olarak nitelemiş ve şu ifadeleri kullanmışlardı: 

10 yıldır sadece prototipi için ALTAY tankına, ülkemizin kaynaklarından 1 milyar dolar üzerinde harcanırken, ALTAY tankını az bir yatırımla, 100 kadar yeni işçi alımı yapılarak 6 ayda seri üretime geçilebilecekken, devletin elindeki tank üretme kapasitesi ve tecrübesi olan tek fabrikamız, hiçbir tank ve OBÜS üretme yeteneği ve kapasitesi olmayan, adrese teslim olarak alacağı kesin olan Ethem Sancak ve Katar girişimine havale edilmesi kabul edilemez.


KANAL İSTANBUL GÜZERGAHINDA ARAZİ

Katar Emiri'nin annesi Şeyha Moza'nın Başakşehir'de 100 bin lira sermayeli şirket kurup 1,5 ay kadar sonra Kanal İstanbul güzergahında 44 dönüm arazi satın aldığı iddiası da 2019'un son ayında gündeme oturmuştu. 

O dönem Sözcü'de yayımlanan habere göre Şeyha Moza, 8 Kasım 2018'de 100 bin lira sermaye ile Başakşehir'de Triple M Gayrimenkul Turizm Ticaret Anonim Şirketi'ni kurdu. 

100 bin paya bölünen şirket hisselerinin yüzde 45,45'ini Şeyha Moza alırken, Eski Katar Başbakan Yardımcısı Abdullah bin Hamad el Attiyah'ın eşi Munira bint Nasır el Misnad yüzde 31,82'sini, Shanna Nasır el-Misned ise yüzde 22,73'ünü aldı.

Habere göre Arnavutköy ilçesi Baklalı Köyü'nde 136 ada 39 parselde bulunan taşınmazın devir işlemi 27 Aralık 2018'de gerçekleşti.

Konuyla ilgili açıklamayı Malezya'ya 20 Aralık'ta gerçekleştirdiği gezi sırasında yapan Erdoğan, iddiaları yalanlamamış ve  "Kanal İstanbul'la ilgili bir defa çok çirkin olan şey şu; Katar Emirinin annesinin gelip buradan yer alması vesaire... Bunu söyleyen insanlara sormak lazım; ‘Devletten hangi desteği alarak böyle bir yeri almış?' Bu dedikoduları duydum. Katar Emirinin annesinin ülkemizden gayrimenkul satın almasına mani yasal olarak herhangi bir şey söz konusu mu?" demişti. 


PAYLAŞ