'Yarım kapanma yetmez, tam kapanma şart'

Fotoğraf: Evrensel

İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu ve İTO Covid-19 İzleme Kurulu, pandemi günlerinde İstanbul Kasım ayı raporunu açıkladı. Tabipler, "İstanbul salgının başkenti konumunu korumaya devam etmekte ve durum her geçen gün daha da vahimleşmektedir" ifadelerini kullandı.

Çağaloğlu'nda bulunan İTO Şube Binasında gerçekleşen açıklamaya İstanbul Tabip Odası (İTO) Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Murat Ekmez, Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Recep Koç ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu katıldı.

'SAĞLIK BAKANLIĞI 28 TEMMUZ'DAN BU YANA GİZLEDİĞİ VAKA SAYILARINI 25 KASIM'DA AÇIKLAMAYA BAŞLADI'

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu adına basın açıklamasını Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Rukiye Eker Ömeroğlu gerçekleştirdi. Türkiye’de sekiz aydır kontrol altına alınmayan Kovid-19 pandemisinin 2020 kasımında daha da hızlandığını aktaran Ömeroğlu, "Ne yazık ki, Sağlık Bakanlığının açıkladığı ve gerçeğin ancak bir bölümünü yansıtan ölüm sayıları bile her geçen gün artmakta. Sağlık Bakanlığı 28 Temmuz’dan bu yana gizlediği vaka sayılarını 25 Kasım’da açıklamaya başladı ve Türkiye’nin yeni vaka sayılarında tüm Avrupa’da birinci, dünyada ise dördüncü sırada olduğu görüldü" diye konuştu.  Ömeroğlu, öte yandan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünün de kayıtlarındaki bulaşıcı hastalıktan ölüm sayılarını paylaşmaya başladığını ve Kovid-19’a bağlı ölümlerin Sağlık Bakanlığının açıkladığı sayıların birkaç misliyle daha fazla olduğunu belirtti. Ömeroğlu, bugün Türkiye’de binlerce Kovid-19 hastasının hastaneye yatması gerektiği halde yatak bulamadığına ve bir yoğun bakım yatağının “boşalması” ve böylece sıranın kendisine gelmesini beklediğine dikkat çekti. Ömeroğlu, "Türkiye’de yaklaşık 35 bin insanın hayatını kaybettiği bu salgın sürecinin ‘birincil derecede sorumlu’su yetkisiz Bilim Kurulu değil, bu süreçten ‘başarı hikayesi’ çıkararak politik rant elde etmeye çalışan AKP iktidarıdır" dedi.

"İstanbul salgının başkenti konumunu korumaya devam etmekte ve durum her geçen gün daha da vahimleşmektedir" diyen Ömeroğlu kasım ayında İstanbul’daki mevcut duruma ilişkin bilgiler ve gözlemlerini şu şekilde sıraladı:

  • Kovid-19 salgını İstanbul’da geçmiş aylardan daha büyük bir hızla devam etmektedir ve İstanbul’un sağlık altyapısı mevcut hasta yükünü taşıyamamaktadır.
  • Şu anda alınan önlemler çok yetersizdir ve bu haliyle sağlık kurumlarının bu yükü taşıması mümkün değildir.
  • İstanbul’da birçok hastanede hastalar acil servislerde yatış sırası beklerken can vermekte, hekimler ise hastalar arasında seçim yapmaya zorlanmaktadır.
  • Sağlık Bakanı’nın geçmişte yaptığı açıklamaların aksine İstanbul’da çok ciddi yoğun bakım yatak sıkıntısı yaşanmaktadır.
  • Özel hastane patronları bu salgın günlerinde dahi kendi kârlarının peşinde koşmakta; bu “Pandemi Piyasası”ndan pay kapmak için bir yandan SGK’dan ödeme alırken öte yandan can derdindeki vatandaşlardan para almaya devam etmektedir.
  • Kamu sağlık kurumları ihtiyaca cevap veremez ve özel hastane patronları para ödeyemeyen vatandaşları hastanelerine kabul etmezken kendisi de hastane patronu olan Sağlık Bakanı duruma seyirci kalmakta,  özel hastane yataklarını kamusal kullanıma açmaktan ideolojik, politik saiklerle kaçınmaktadır.
  • İstanbul’daki sağlık kurumlarının düştüğü bu büyük yetmezlik durumu Kovid-19 dışı hastaları da etkilemekte; bir yandan hastanelerdeki yoğunluk, öte yandan salgın korkusu nedeniyle sağlık hizmeti alamamaktadır.
  • Bu süreçte hastanelerden sağlık hizmeti alamayan yurttaşlar aile sağlığı merkezlerine yönelmekte, iş yükü giderek daha fazla artmaktadır.
  • İlçe Sağlık Müdürlüklerine bağlı filyasyon ekipleri geceli gündüzlü çalışmalarına rağmen devasa sayılara ulaşan temaslı takiplerini yapmaya yetişememektedir.
  • Salgındaki büyük artış bu süreçte izin, istifa ve emeklilik hakları da ellerinden alınan hekimlere, sağlık çalışanlarına büyük bir iş yükü olarak yansımakta, çok sayıda sağlık çalışanı hastalanmakta, ölmektedir.

Ömeroğlu, son olarak şunları söyledi: 

"Baştan bu yana ısrarla vurguladığımız gibi iki ila dört hafta boyunca temel/zorunlu/acil mal ve hizmetler dışındaki bütün işlerde üretim durdurulmadan vaka ve ölüm sayılarının istenilen ölçüde düşürülüp salgının kontrol altına alınması mümkün değildir. Dün açıklanan tedbirlerde ise üretimin durdurulmasından söz dahi edilmemekte, dahası ‘üretim, tedarik, lojistik gibi genelgede yer alacak sektörler’in kapsam dışında olduğu belirtilmektedir. Başta hafta içi saat 21.00-05.00 arası, hafta sonu tam gün uygulanacak sokağa çıkma yasağı olmak üzere bu tedbirler daha öncekilerden daha kapsamlı görünmektedir. Ancak ne yazık ki salgının ulaştığı durum karşısında yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Sonuç olarak; yarım tedbir yetmez, ‘tam kapanma’ şart." 

Evrensel


ttb

PAYLAŞ