Yeni yıla AİHM kararı ile girerken, 'Amaç sadece muhalefeti susturmak' (1)

Fotoğraf: Birartıbir / Selahattin Demirtaş

Yeni yıla, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir hukuk devleti olma iddiasından adeta vazgeçtiği, mahkemelerin bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, hâkim teminatı gibi yurttaş hukukunu koruyucu kavramların tamamen rafa kaldırılmak istendiği siyasete hızlandırılmış bir süreçle girdik…

İç ve dış hukukun, Cumhurbaşkanlığı sistemine uyumunun hızla tamamlanması sürecidir bu!

AİHM kararı ve iktidar

İktidar, 'Anayasa'nın 90'ncı maddesini tanımadıklarını ve gereğini yapmayacaklarını' açıkladı.

Birincisi, iktidarın bu tutumu yanlıştır, anayasa ve hukuk karşıtlığına tekabül eder.

Toplumun ortak yaşam sözleşmesi olan Anayasayı ve toplumsal yaşamı düzenleyen kurallar bütünü olan hukuku çiğnemektir bu!

Anayasa ve hukuk, devlet gücünü dengeler ama devletin teminatı altındadır.

Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) devleti kabul ederek teminat altına aldığı hukuku tanımazsa, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü, Anayasa, demokrasi yerini bir tür kaosa bırakır.

Kısacası ortak hukuksal ve toplumsal yaşamın zaafa uğramasının ağır sonuçları vardır.

İkincisi, Türkiye Avrupa Konseyi üyesi bir ülkedir.  

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa Konseyi'ne bağlı ulus üstü bir yargı merciidir.

AİHM'in zorunlu yargı yetkisini 28 Ocak 1990'da kabul eden Türkiye, 2004 yılında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki özgürlük tanımlarının yerli hukuktan üstün olduğunu da kabul etmiş, Anayasasında 90'ncı madde olarak yer vermiştir.

AİHM Büyük Dairesi, Selahattin Demirtaş'ın yargılamasında "hak ihlali yapıldığı" iddiası ile "derhal tahliye edilmeli" kararını verdi ve bunu gerekçeleri ile açıkladı.

Anayasamızın 90'ncı maddesine göre de AİHM'nin bu kararı kesindir, iç hukukumuzun üstündedir ve bağlayıcıdır… Bu kazanılmış, dokunulmaz ve devredilmez bir "vatandaş hukukudur".
 

Selahattin Demirtaş.jpg

Selahattin Demirtaş / Fotoğraf: AA

Üçüncüsü, iktidar, 'yabancı mahkemenin siyasi davrandığı' gibi gerekçelerle "milli" duyguları köpürtme üzerinden durum açıklaması yapıyor.

Hatırlayalım, T.C. yerel mahkemelerinin, "Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karara uymuyorum" diyerek Anayasa'nın 138'nci maddesini tanımayacaklarını ilan ettiklerini, Anayasa'nın 83, 138 ve 153'üncü maddelerini uygulamadıklarını, apaçık ve resmen "Anayasayı ihlal" ettiklerini, hatırlayalım…

Sorun yabancılar değil, insanına yabancılaşanlardır. Gerçek budur.
 

Başbakan Erdoğan.jpg

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan / Fotoğraf: AA

 "HDP lideri bunun bedelini ödeyecek" (Temmuz 2015)

AİHM kararına göre, 'HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında yargının soruşturma süreci Başbakan Erdoğan'ın bu açıklamasından sonra başlıyor.'

AİHM kararında, Kobani olaylarının eksen alındığı soruşturma sürecinde, 'sosyal medya mesajlarından başka bir delil bulunamadığını, bu mesajlarla eylemler arasında direk bağlantı kurulamayacağını' ayrıca 'şiddet eylemlerinin sadece HDP'nin attığı sosyal medya mesajlarıyla açıklanamayacağını, sosyal medya mesajlarının Türkiye'nin üçüncü büyük siyasi partisinin siyasi faaliyetleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini' yazıyor.

AİHM kararında, 'Türkiye yargısının örgüt üyeliği suçlamasını çok geniş yorumladığını, makul şüphe olmadan Demirtaş'ı tutukladığı' belirtiliyor.

AİHM kararında, 'mahkemelerin aslında Demirtaş'ın Kobane konusunda ne yaptığıyla ilgilenmediğini, sadece Cumhurbaşkanının talimatıyla onu içeride tutmak için çabaladığı' ifade ediliyor.

AİHM kararında, "Demirtaş'ın hukuki değil siyasi nedenlerle tutuklu" olduğu vurgulanıyor.

"Tüm bu süreçler belirli bir örüntü izlemiştir" (AİHM kararı)

AİHM kararında, 2015-2020 sürecini belirli bir 'örüntü' içinde ele alıyor. Bu bütünlük içinde Demirtaş'ın tutukluluğunun 'münferit bir olay olmadığını', Cumhurbaşkanının Demirtaş'ı işaretleyerek yaptığı 'Temmuz 2015 tarihli konuşmasından sonra HDP'li belediye başkanlarının tutuklandığını, HDP'li belediyelere kayyum atandığını, çok sayıda HDP üyesinin tutuklandığını' yazıyor.  
 

-.jpg

Peşpeşe görevden alınarak yerlerine kayyım atanan tutuklu Diyarbakır Belediye Başkanları Gültan Kışanak ve Dr. Selçuk Mızraklı

AİHM kararında, 'milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıran Anayasa değişikliğinin kötüye kullanıldığına, Anayasa değişikliği gerekçe gösterilerek vekillikleri düşürülen milletvekillerinin büyük bir çoğunluğunun yaptığı konuşmalar nedeniyle vekilliklerinin düşürüldüğüne, Anayasanın kürsü dokunulmazlığını koruduğuna, Anayasa değişikliği ile kürsü dokunulmazlığının kaldırılmadığına' ve 'vekilliklerin düşürülmesine şerh koyduğuna' işaret ediliyor.

Hangi vekillerin Anayasa değişiklik sonucu vekil dokunulmazlığının kaldırılması kapsamına girdiğini araştırıyor. 

Leyla Güven - Enis Berberoğlu.jpg

Milletvekilliği düşürülen ve yeniden tutuklanan Leyla Güven ile Enis Berberoğlu

Gelen resmî belgelerde '2015 Genel Seçimlerinde seçilen vekiller içinde HDP'den 54, CHP'den 9, MHP'den 1 vekilin olduğu, AK Parti'den hiç olmadığı' yazıyor.

AİHM kararında, bu sonuçtan hareketle, 'Anayasa değişikliğinin sadece muhalefeti susturmak için kullanıldığı' belirtiliyor.

AİHM kararında, bütün bu haksız hukuksuz uygulamalarda 'amaç demokrasiyi aşağı çekmekti' ifadeleri kullanılıyor.

Böylece 'tüm topluma, özgür demokratik tartışmanın kapsamını daraltan tehlikeli bir mesaj verilmiştir' deniliyor.

"Tüm bu süreçler belirli bir örüntü izlemiştir" yazıyor.

AİHM kararına direniliyor, neden ki?

AİHM kararı, Selahattin Demirtaş davasından öte, demokrasi mücadelesi veren, vekilliği düşürülen, yerine kayyum atanan, hapse atılan, yasaklanan halkın yurtsever devrimci evlatlarının ortak adalet ve hukuk davası olduğunu ortaya koyuyor.

AİHM Kararı, Türkiye toplumunun ve halkının önüne, 2015-2020 yılları arasında bu ülkenin ismi yok hükmünde bir bölgesinde neler yaşandığını gösterip, bununla yüzleşme fırsatını da ortaya koyuyor…

İç ve dış hukukun Cumhurbaşkanlığı sistemine uyumunun hızla tamamlanması süreciyle beraber düşünüldüğünde,

AİHM kararını kabul etmemekte neden direnildiği daha iyi anlaşılıyor.

Sözün özü: Hayat boşuna yaşanmış deneyler demeti değildir, söz ders çıkarmasını bilene…

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR