TGS: 10 Ocak kutlanmayı değil, mücadeleyi gerektiriyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle açıkladığı 'İşsizlik sarmalında 10 Ocak' başlığıyla yayınladığı raporda gazetecilerin sorunlarını bir bir gözler önüne serdi. TGS tarafından yapılan açıklamada, "Güvencesiz ve sendikasız çalışmanın yüzde 90’ı aştığı, 67 gazetecinin cezaevinde olduğu medya sektöründe 10 Ocak, kutlanmayı değil, mücadele edilmeyi gerektiriyor" denildi.

TGS açıklamasında “Bugün, 212 Sayılı Kanunu’n devamı olan 5953 Sayılı Basın İş Kanunu ile gazetecilerin yasal hakları belirlenmeye devam ediyor ancak son yıllardaki mahkeme kararları ile bu haklar gün be gün tırpanlanıyor.” dedi ve şöyle devam etti: 

“10 Ocak’ı uzun yıllardır bir ‘mücadele’ günü olarak tanımlıyoruz. Günümüz Türkiye’sinde 10 Ocak’ı sadece ‘Çalışan Gazeteciler’ günü olarak tanımlamak oldukça zor. Çünkü sektördeki işsizliğin ülke ortalamasının iki katı olduğu, güvencesiz ve sendikasız çalışmanın yüzde 90’ı aştığı, 67 gazetecinin cezaevinde olduğu medya sektöründe 10 Ocak, kutlanmayı değil, mücadele edilmeyi gerektiriyor.” TGS ayrıca açıklamasında tüm gazetecileri dayanışmaya, birlikte mücadeleye ve basın sektöründeki orman kanunlarına son vermeye çağırarak şöyle dedi: “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün 60. yılında gazeteciler, işsizlik, güvencesizlik, örgütsüz ve sağlıksız koşullarda çalışmaya zorlanmaktadır. Ayrıca kanunun tanıdığı haklar budanmakta, kalemleri üzerindeki baskılar artmaktadır.”

RSF'NİN DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ENDEKSİNDE TÜRKİYE 154. SIRADA

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın açıkladığı son rapor olan Temmuz 2020 istatistiklerine göre “Basın, yayın ve gazetecilik” iş kolundaki toplam kayıtlı çalışan sayısı 86,505. Ancak Bakanlığın açıkladığı 2013 Ocak Ayı İstatistiklerine göre bu sayı 104.141’dir. İş kolundaki mevcut kayıtlı istihdam oranı %16,94 daralma göstermiş. Ülkenin önemli meselelerinden birisi olan işsizlik sorunu, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik engellerle boğuşan gazeteciler üzerinde daha yakıcı bir tehdit olmaktadır. Gazetecilik bölümü mezunları içinde işsizlik oranı TÜİK işgücü istatistiklerine göre 2016’da %19,2; 2017 yılında %19,1; 2018’de %23,8’dir. 20 Mart 2020’de açıklanan TÜİK işgücü istatistiklerine göre ise 2019 yılında bu oran %21,8. 2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da gazetecilik bölümü mezunları, sosyal hizmet mezunlarının (%24) hemen ardından en yüksek işsizliğe maruz kalan kitle olmakta. Her ne kadar bir önceki yıla göre gazetecilik mezunları içinde resmi işsizlik oranı az da olsa bir düşüş gösterse de gazeteciler arasında işsizlik oranının kayıt dışı istihdam ile birlikte yüzde 25-30 seviyelerinde olduğu da tahmin edilmekte. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün (RSF) dünya basın özgürlüğü endeksinde Türkiye 154. Sırada. Basın ve ifade özgürlüğü önündeki kısıtlamalar, gazetecilerin ekonomik ve sosyal hak mücadelelerini ve sendikal haklarını da baskılayan bir faktör olarak değerlendirilmeli.

'BASIN, YAYIN VE GAZETECİLİK' İŞ KOLUNDAKİ TOPLAM SENDİKALAŞMA ORANI YÜZDE 7,87

Temmuz 2020 verilerine göre “Basın, yayın ve gazetecilik” iş kolundaki toplam sendikalaşma oranı %7,87’dir. Ülkedeki genel sendikalaşma oranının %13,66 olduğu düşünüldüğünde, iş kolu içindeki örgütlenme oranının oldukça düşük olduğu görülecek. Ancak bunun esas nedeni sendikal çalışmanın yetersizliği ya da eksikliği değil, işverenlerin sendika karşıtı tutum ve davranışları, çalışma mevzuatındaki boşluklar ve yukarıda bahsedilen işsizlik baskısı.

KORONAVİRÜS SALGINININ NEDEN OLDUĞU OLUMSUZLUKLAR

2020 yılında dünyayı etkisi altına alan pandemi, gazetecilerin maruz kaldığı hak kayıplarını ve başta iş güvencesi olmak üzere kısmi çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulamasının yasal sınırlılıkları, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yetersizliğini gözler önüne serdi. Pandemi öncesi basın sektörü çalışanlarının daha iyi bir ücret, iş güvencesi ve çalışma koşulları için verdiği mücadele ve sendikalaşma eğiliminde görülen iyimser hava, salgın ile birlikte ekonomik belirsizliklerin artması üzerine kısmen tersine döndü. Sektördeki işsizlik oranının da görece yüksek olması nedeniyle gazetecilerin temel önceliği, ne pahasına olursa olsun işlerini korumak oldu.

TGS’nin yıl içinde yaptığı görüşmeler ve sahada elde ettiği veriler ışığında gazetecilerin temel sorunları şu şekilde özetlenebilir:

  • Kısmi çalışma ödeneğine başvurulan işletmelerde çalışan gazetecilerin gelirlerinde yaşanan düşüş,
  • Kısmi çalışma kapsamında olmasına rağmen tam zamanlı çalıştırılmaya devam etme,
  • Ücretsiz izine çıkartma nedeniyle gelirde düşüş,
  • Ücretsiz izne çıkartılmasına rağmen çalıştırılmaya devam etme,
  • İşten çıkarma yasağı nedeniyle işinden memnun olmayan gazetecilerin yaşadığı sorunlar,
  • Ücret ve kıdem tazminatı alacakları konusunda işverenlerle anlaşmazlıklar,
  • Pandemi ile birlikte evden çalışmaya geçen işletmelerde artan iş yükü,
  • Tatmin etmeyen ücret seviyesi,
  • İş sağlığı ve güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler,
  • Pandemi nedeniyle daralan ekonomik faaliyetler nedeniyle gazetecilerin iş güvencesinde aşınma. Diğer bir deyişle işini kaybetme korkusunun artması,
  • Kayıt dışı çalıştırılma,
  • Farklı iş koluna kayıtlı basın kuruluşlarında istihdamdan dolayı TGS üyesi olamama.

2020 yılı, gazetecilerin yasal haklarını düzenleyen 5953 Sayılı Basın İş Kanunu’nda (212) da olumsuz düzenlemelerin sürdüğü bir yıl olmaya devam etti. Gazetecilerin yıpranma hakkından yararlanması hakkı, resmî basın kartı sahipliği şartına bağlandı ve basın kartı olmayan gazetecilerin yıpranmadan yararlanmasının önüne geçildi. Bu konuda TGS başta olmak üzere meslek örgütlerinin TBMM düzeyinde yürüttüğü görüşmeler ve sunduğu öneriler göz ardı edildi.


PAYLAŞ