Mülteciler ne zaman aşı olacak?

Türkiye’de yaşayan ve “geçici koruma” kapsamında olan Suriyelilerin sayısı 3 milyon 639 bin 572. Resmi rakam bu şekilde. 1 milyon civarında diğer ülkelerden kayıtlı göçmen ve mülteciyi de not düşelim. Ama biliyoruz ki kaydı olmayanlarla birlikte bu rakamlar çok daha fazla.

Resmi rakamlar üzerinden gidersek Suriyeliler içinde 65-69 yaş grubunda olan kişi sayısı 30 bin 742. Biraz daha yukarı çıkalım: 70-74 yaş aralığındaki kişi sayısı 17 bin 579 iken 75 yaş ve üzerinde olanların sayısı da 21 bin 350. Peki, kovid-19 salgını karşısında risk grubu altında olduğu ifade edilen 65 yaş ve üstü mülteciler nasıl aşı olacak? Bu soru koca bir muamma. Çünkü şu ana kadar aşı konusunda mültecilere dair devlet katından gelen somut bir açıklama yok. 

Sağlık Bakanı Koca tarafından yapılan açıklamada sadece şu ifadeler var: “İlk aşamada sağlık çalışanları, 65 yaş üstü vatandaşlarımız ile yaşlı, engelli, koruma evlerinde kalanlar gibi toplu ve kalabalık yerlerde yaşayan yetişkinler aşılanacaktır. İkinci aşamada toplumun işleyişi için gerekli sektörlerde ve yüksek riskli ortamlarda bulunan ve kritik işlerde çalışan kişiler ile 50 yaş ve üzeri en az bir kronik hastalığı bulunan kişiler aşılanacaktır. Üçüncü aşama, 50 yaş altı en az bir kronik hastalığı bulunan vatandaşları, genç yetişkinleri, ilk iki grupta yer almayan sektör ve mesleklerde çalışanları kapsamaktadır.”

Peki ya mülteciler, göçmenler? Onların şimdilik adı yok. İyimser bir tahminle onlara sıra 4’üncü ve son aşamada gelecek.

Oysa Almanya’da planlanan aşı sıralamasında mülteciler 2’nci grupta. AFP’nin haberine göre Almanya ilk aşamada 8 milyon kişiyi aşılayacak. Birinci grupta 80 yaş ve üzeri, yanı sıra sağlık çalışanları aşı olacak. İkinci grupta sığınmacılar, sığınma ve bakımevi çalışanları ve 70 yaş üstündekiler var. Sıra 3’ncü gruba gelince demnas, trizomi 21 hastaları, nakiller, fazla kilolu kişiler, böbrek ve karaciğer hastaları, bağışıklık yetersizliği olanlar aşı olacak. Bu grupta memurlar, silahlı kuvvetler ve polisler de bulunuyor. Yani Almanya’da polislerden önce mülteciler aşı olacak. Bu sürecin ardından sağlıklı vatandaşların aşılanmasına geçilecek.

Artı not: Almanya’da yapılacak aşılarda domuz etine dair bir ürün kullanılmadığı açıklandı. Ki, bu bilgi Müslüman inanca sahip göçmenlerin aşıya dair tereddütlerini gidermek bakımından önemli.

Almanya’da mültecilerin ve göçmenlerin aşı için kayıt sistemine girmesi, randevu alması zorunlu. Bu, eleştirilmesi gereken bir karar. Çünkü statü almamış mobilize mülteci grupların ya da kaçak çalışan göçmenlerin bu durumda aşı olmaya yanaşması mümkün değil. Eleştirilecek yönleri olsa da Almanya mültecilerin ne zaman aşılanacağı konusunda net bir plan açıkladı. Türkiye’de ise henüz ne yapılacağı belli değil. Keşke mesele bu kadarla sınırlı olsa!

Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı unvanıyla “Avrupa Hareketlilik Haftası”na katılan Fatma Şahin, Hürriyet gazetesi muhabirinin “Gaziantep’te 500 bin Suriyeli arasında koronavirüs oranı nedir?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Bu oran 7’de 1. Bundan da çok memnunuz. Hakikaten yüksek olsa çok daha farklı bir sorunla karşı karşıya kalırız. Bunun bana nedenini soruyorlar. Bir teori, ‘Suriyelilere girişte aşı yapıldı.’ Bu aşılar onları koronaya karşı koruyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İkinci bir nedeni yaşam şekilleri, yedikleri yiyecekler olabilir. Nedeninin bulunması için bilimsel çalışma yapılması gerekiyor.”

Reklam

Güler misin ağlar mısın?

Oysa ekonomik krizin ardından pandemiye yakalanan mültecilerin porsiyonu küçüldü, insanlar açlık tehlikesi yaşıyor. Maske ve hijyen malzemeye zaten erişemiyorlar. Fatma Şahin kalkmış onların yiyeceklerini örnek gösteriyor! Ayrıca mülteciler, işini kaybetme korkusu nedeniyle kovid-19 testine yanaşmıyor. Dolayısıyla bu tür beyanlar devlet sorumluluğunu hepten ortadan kaldırıyor.

İşin bir de şu yanı var: Türkiye’de ve diğer ülkelerde aşı sırası ancak randevu sistemi ile alınabiliyor. Bizde Sağlık Bakanlığı randevunun e-nabız ve MHRS sistemi üzerinden verileceğini açıkladı. HES kodu uygulaması da özellikle kaçak göçmenleri sıkıştırıyor. Çünkü bu uygulamaların bir mantığı olsa da kayda girme korkusu göçmenlerin gönüllü olarak aşıya yönelmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle göç ve iltica politikalarının insani çerçeveye oturtulması gerek.

Toparlarsak…

Dünyanın “göçmen deposu” yapılan Türkiye, Libya gibi ülkelerde mültecilere nasıl aşı ulaşacağı belli değil. Bu durum şimdilik BM gibi şemsiye örgütlerin de umurunda değil. Onlar merkez kapitalist ülkelerin çıkarı için üç maymunu oynamaya devam ediyor. Ekonomik açıdan gelişmiş ülkeler ile yoksul ülkeler arasında aşıya erişim konusunda yaşanan eşitsizlik, zaten yaman bir çelişki. Mülteci ve göçmenler ise pandemide ne görünüyor ne de onlara el uzatılıyor.

Beş milyona yakın mülteci ve göçmenin yaşadığı ülkemizde, Sağlık Bakanlığı aşı ve mülteciler konusunda şeffaf davranmalı, acilen açıklama yapmalı. TTB, sağlık örgütleri, emek ve demokrasi güçleri bu konuyu gündemde tutmalı.

Bu yazı Evrensel'den alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR