Danzikyan: Hrant'ın ölümü Türkiye halkları için büyük kayıp

Gazeteci Hrant Dink’in Agos gazetesinin önünde öldürülmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Hrant Dink anması, bu yıl online olarak yapılacak.

Evrensel’den Meltem Akyol’a konuşan Agos'un Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, “Hrant sadece bizim için bir kayıp değil Türkiye için bir kayıp” sözleriyle anlattı Hrant’ın öldürülmesini

Evrensel’de yayımlanan haberin bir ölümü şöyle;

“Hrant’ın yapmaya çalıştıklarını yapmaya çalışıyoruz” diyor Danzikyan ama ekliyor da: “Tabii onun yaptığı gibi yapamayız ama ona çalışıyoruz.”

Çok şey oldu, yaşandı bu 14 yılda ancak Hrant’ın yokluğunun yeri hâlâ doldurulamıyor. Bu süreci “Bizim dünyamızda Hrant’sız geçen her gün bir kayıp, onu aramayla geçen bir süreç” diye tanımlıyor Danzikyan. Ama burada dikkat çektiği bir başka nokta da var. Hrant’ın kaybının sadece Agos’un kaybı olmadığını belirterek, “Evet, bizim için Hrant’sız bir dönemi anlatmak zor. Ama Hrant sadece bizim için bir kayıp değil Türkiye için bir kayıp. Türkiye halkları için büyük kayıp aslında” diyor.

Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin dava da devam ediyor. Hatta sona doğru da yaklaşıyoruz.   Sona yaklaştık ancak adalete yaklaştık mı? Bu soruya “evet” yanıtını vermek çok güç bugün. Kamu görevlilerinin yargılandığı dava hükümet ile Gülen Cemaati arasındaki savaşın patladığı dönemin arkasından geldi. Bu savaş patlak vermeden önce AKP’ye yakın medya bu cinayetten Ergenekon’u sorumlu tutuyordu, hatta bu medya Rahip Santoro cinayeti ve Malatya katliamı ile birlikte Hrant Dink cinayetinin Ergenekon tarafından AKP’nin devrilmesini hızlandırmak için işlendiğini öne sürüyordu. Ve AKP-Cemaat arasında savaştan sonra aynı medya cinayetin yine AKP’nin devrilmesini hızlandırmak için ama bu kez Fethullah Gülen Cemaati tarafından işlendiğini iddia ediyordu. Yani failler değişti ama iki dosyada da iddiaya göre hedef AKP hükümetiydi.

“Oysa devletin bütün kanatları iştirak etmiş bu cinayete” diyerek davaya ilişkin değerlendirmesine başlayan Danzikyan, dava sürecindeki eksiklerin bir bölümünü sıralıyor: “Bilhassa kamu görevlilerinin yargılandığı davada Hrant’ın hedef haline getirilmesi dava konusu yapılmadı. 2004-2007 yılları arasında Hrant Dink hakkında davalar açıldı, mahkeme, yargılama konusu yapılan yazı için bilirkişi raporu ‘Suç yoktur’ demesine rağmen ‘Suç vardır’ dedi ve Hrant’ı mahkum etti. Üstüne Yargıtay bunu onadı. Yani Hrant’ın hedef haline gelmesinde yargının bir payı var. Çok yıllar sonra Agos Muhabiri Funda Tosun bu Yargıtay üyeleriyle bunu konuştuğunda, ‘Öyle dememiz gerekiyordu, yoksa yükselemezdik’ yanıtını alacaktı. Yine Hrant’ın İstanbul Valiliğinde vali yardımcısı eşliğinde 2 MİT görevlisinin olduğu görüşmeye dair hiçbir şey öğrenemedik. ‘Bir tehdit toplantısıydı’ diyecekti. Bu MİT görevlilerinin bırakın yargılanmasını tanık olarak dinlenmesi bile yapılmadı. Yapılan eylemler, duruşmalarda Hrant’a yönelen saldırılar, ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’li pankartların açıldığı gösteriler… Bir bütün olarak Hrant’ın hedef haline getirilmesi ve bunu yapan çevreler soruşturulmadı.”

 


PAYLAŞ