Avesta Yayınları, Shakespeare'in tüm eserlerini Kürtçe’ye çeviriyor

Avesta Yayınları’nın girişimiyle, William Shakespeare'e ait tüm eserleri Kürtçe yayınlanacak.  Shakespeare'in "Hamlet", "Macbeth" ve "Bir Yaz Gecesi Rüyası" gibi birkaç eseri yazar, şair ve çevirmen Kawa Nemir tarafından Kürtçe'ye çevrilmişti.

Independent Türkçe’den Abdulhakim Günaydın’ın haberine göre, 14 yaşında çevirmenliğe başlayan Nemir, yaklaşık 30 yıldır Shekaspeare, William Butler Yeats, James Joyce gibi Birleşik Krallık, İrlanda ve Amerika gibi dünya edebiyatından çeviriler yaptı.

Nemir, şu ana kadar 100'den fazla eseri Kürtçe'ye çevirdi. Bunlardan 30'a yakını yayımlandı.

Yayınlanan şöyleşinin bir bölümü şöyle;

Kaç yıldır çeviri yapıyorsunuz? Şu ana kadar kaç kitabı Kürtçe'ye çevirdiniz?

Aslında 14 yaşından beri pratik olarak çeviri yapıyorum. İlk başta Kürtçe'yi daha iyi öğrenmek için bir araç olarak kullandım. Ben de asimile olmuştum ve 13 yaşıma kadar Kürtçe'yi yok denecek kadar az biliyordum. 14 yaşında İstanbul'da koleje başlarken Shekaspeare, William Butler Yeats, James Joyce gibi İngiliz, İrlandalı ve Amerikan edebiyatına vuruldum. Bir yandan daha iyi anlamak için okurken, bir yandan da neredeyse olmayan Kürtçem ile çeviri yapmaya gayret ettim. Yani 30 yıldır çeviri yapıyorum. Amerika, Birleşik Krallık, İrlanda, Kanada ve Avustralya başta olmak üzere İngilizce'den şimdiye kadar 103 kitap çevirdim. Bunlardan 30'a yakını yayınlandı.

Bir eserin çevirisine başlarken yönteminiz nedir? Çeviri için nasıl bir ön çalışma yapıyorsunuz?

Bir çevirmen için en önemlisi çeviri yapacağı kitabın tarihini bilmesidir. Çeviriye başlamadan önce metnin kültürel kodları analiz edilmeli. Bir metni en az 2-3 defa o gözle okurum. Yazarın tahlil yönü, kültürel dünyası, ülkesini, kültürel kodlarını ve ona has dilini iyi tanımak başarılı çevirinin şartlarındandır. Tüm bu hazırlık aşamalarından sonra metni analiz ve çözümlemesi daha kolay hale gelir ve çevirmen çeviriye başlayabilir.

Şu ana kadar 100'den fazla eser çevirdiğinizi söylediniz. Hangi türde eserlerin çevirisi daha zordur? Şiir ve düzyazı arasında fark nedir?

Şüphesiz en zor çeviri şiirdir. Ki benim en başta bulaştığım alandır. İlk çevirim 19 yüzyıl İngiliz romantik şiirinden yıldızlarla ilgili kafiyeli bir şiir kitabıydı. Kafamı gözümü yara yara çevirmeye çalışmıştım. Dediğim gibi şiir çevirisi çok zor. Tabii yazardan yazara değişiyor ama romanda çok zor sayılmaz. En kolayı düz yazı çevirmektir. Öykü çok daha kolay. Ama şiir çevirisi ciddi bir emek ve birikim isteyen bir alan. En riskli alandır ama aynı zamanda en öğretici alandır da. Çevirirken hem dil öğreniyorsun hem kültürel yatırım yapıyorsun hem de şiir öğreniyorsun. Şairliğimden ötürü şiir çevirisi her zaman benim için daha önemli olmuştur.

Çeviri eserlerin, iki dilin toplumlarını birbirine yaklaştırma, kaynaştırma gibi bir etkisi var mı?

Çeviri, diller arasında bir geçişkenlik yaratıyor. Ben biraz bileşimsel yaklaşıyorum. Sentetik dediğim bir kavram bu. Kültürler alıyor, veriyor ve transfer yapıyor. Çeviri evrensel bir değer ve alan olarak insanın ortak dilidir. Bu hep böyle kabul edilmiştir. Mukaddes kitapların çevirisi ile çeviri tarihi başlıyor. Bu da çok eski bir tarihe dayanıyor. Yazının bulunmasıyla beraber kültürler arası çatışma, tanışma ve temas olmuş. Sonra çeviri mecburi hale gelmiş. Örneğin Gılgamış gibi bir destanı Sümerlerden daha önce Babilce'ye, Akadça'ya yüzbinlerce tableti çözerek günümüze ulaştırmış. Çevirinin insanın ortak dili olma gibi bir vasfı var. Şairler ‘şiir insanların ortak dilidir' der. Ben de aynı şeyi çeviri için söylüyorum. Çeviri tüm toplumları birbirine yaklaştıran, kaynaştıran ve birleştiren temel araçtır.

‘ESERLER KÜRTÇE’Yİ YEN EVRELERE TAŞIYOR’

Avesta Yayınevi Shekaspeare ait tüm külliyatı Kürtçe'ye çevirme kararı almış ve çeviriyi de siz yapıyorsunuz. Eser çeviri Kürtçe'ye nasıl bir zenginlik katacak?

Shekaspeare çevirilerim yıllardır yayınlanıyor. 2013 yılında Hamlet yayınlandı. Sahnelendi ve çok ilgi gördü. Tüm soneler 2010 yılında yayınlandı. 30 yıldır Joyce ve Shekaspeare gibi klasikleri çeviriyorum. Bu daha kolej yıllarımdan devam eden bir süreç. Yayınlanan birçok eserin yanında basılmayı bekleyen onlarca eser var. Shekaspeare benim kişisel maceramda bir mihenk taşıdır. Kürtçe yazma isteği bende doğduğunda ilk fark ettiğim şey Kürtçe'yi bilmememdi. Eğitimini aldığım için İngilizcem çok iyiydi ama Kürtçe bilmiyordum. Shekaspeare ile çeviriye başladım ve onun sayesinde tersinden Kürtçe'yi öğrendim. Shekaspeare bir nevi benim uzmanlık alanım. Çünkü ömrümü verdim. Shekaspeare ve diğer yazarlar sayesinde Kürtçe'mi geri aldım. İğne ile kuyu kazar gibi. Çevirdikçe, okudukça öğürendim. Bu Kürtçe'nin Kurmanci lehçesinde çok büyük genişleme sağladı. Örneğin Kral Lear'ın basılıp sahnelendiğini düşünün. Bu Kürtçe'yi inanılmaz bir evreye, yeni anlatım biçimleri ile tanıştıracak. Shekaspeare zorlu bir yazar. Okuyucu ve izleyici tanıdıkça Kürtçe'nin diğer diller gibi ne kadar büyük bir dil olduğunu çok daha net görebilecektir. Daha önce bunun örneğini yaşadık. Mesela soneler sevildi ve çok kısa sürede tüketildi. Kürtçe'ye yapılmış çeviriler içinde bu sık rastlanan bir durum değil. Dolayısıyla birçok açıdan dile büyük katkıları oluyor diyebiliriz.

 


PAYLAŞ