'Türkiye'nin artık yeni bir denkleme bakması lazım'

TÜKENMEZ HABER-  Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin başını çektiği Körfez ülkeleri, bir süre önce vardıkları anlaşmayla, Katar'la aralarındaki gerilimi sonlandıran adımlar atmaya başladı. 

Körfez ülkelerinde yaşanan gelişmelerin ne anlama geldiğini ve bu gelişmelerin Türkiye'yi nasıl etkileyeceğini, Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut'la konuştuk. 

'ASIL HEDEF KATAR'ıN KİK'TEKİ BABA OCAĞINA DÖNMESİYDİ' 

- Üç buçuk yıl süren diplomatik krizin ardından Katar ile diğer Körfez ülkeleri ilişkilerin normalleştirmesi yönünde resmi adım attı.Anlaşmanın ardından Türkiye’nin nasıl bundan nasıl etkileneceği merak konusu oldu. Hükümete yakın çevrelerde ‘kazanan Türkiye oldu’ yorumları da yapıldı. Siz Türkiye’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Körfez ülkelerinin arasında yaşanan krizin sonlanması için varılan mutabakatla beraber birden fazla denklem bozuldu. Yeni denklemlerin kurulma süreci başladı. Resmi söylem göz önüne alındığında, Türkiye’nin bakış açısı elbette ‘kazanan biziz’ şeklinde olacaktı.

Katar’a bu süreçte Libya, Mısır, Suriye ve Sudan’daki iç çekişmelerde Türkiye’yle birlikte hareket etti. İki ülke, Müslüman Kardeşler’in desteklenmesi konusunda ortak politika yürüttü. Dahası, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’ın başını çektiği KİK’lerin (Körfez İşbirliği Konseyi) politikalarına karşı, Türkiye’yle ittifak yaptı.

El Ul şehrindeki gerçekleşeh KİK üyeleri arasındaki anlaşmada, güncel tabirle Katar kendi açısından bir tık daha kazançlı çıktı. Ulaşım, ekonomik ve ticari anlamda ablukanın kaldırılmasını sağladı. Katar’ı ekonomik olarak abluka altına alan 13 madde yayınlanmıştı ancak bu maddeleri şimdilik dayatmadılar. Katar, ciddi bir taviz vermedi.

Çünkü maddeler aynı zamanda, Katar’ın Türkiye’yle ittifakının bir şekilde gevşetilmesini de öngörüyordu. Katar’ın Türkiye’den tümüyle koparılması imkânsız gibiydi ancak Ankara ile daha sıkı işbirliği içine girmesini önlemeye yönelik şartlar söz konusuydu.

Öte yandan asıl hedef Katar-Türkiye ilişkileri değildi; bizzat Katar’ın KİK’teki baba ocağına dönmesiydi ki, ancak bu şekilde 'ailenin yaramaz çocuğu' Katar, sadece bu yolla kontrol alına alınabilirdi.

Çünkü Körfez ülkelerine göre, Türkiye-Katar muhabbetinin arasına girmek ikincil olaydır, esas amaç değildir.  Katar’ı pasifize edilip BAE-Suudi çizgisine getirirlerse, bu sefer Katar ile Türkiye’nin Müslüman Kardeşler (Ihvan) politikası değişkenlik gösterebilir. KİK ülkeleri, şunu demiş olabilirler: “Müslüman Kardeşler üyeleri sizin ülkelerinizde sığınmacı olarak kalabilirler.  Ancak bizim ülkemizdeki faaliyetlerden uzak tutulmaları şarttır!”


Ortadoğu Uzmanı Faik Bulut

'TÜRKİYE'NİN ARTIK YENİ BİR DENKLEME BAKMASI LAZIM'

- Bu krizin sonlanmasının ardından Türkiye’nin dış politikası nasıl bir değişkenlik gösterebilir?

Türkiye’nin Katar üzerinden yaptığı hesaplar bir ölçüde bozulmuş sayılır; artık yeni bir denkleme bakması lazım. Bunun yansımaları Filistin üzerinden olabilir.

Bu sürece Independent Türkçe gazetesinde yayımlanan son makalemde değindim. Türkiye, Filistin meselesinde, Hamas’ı tutuyor. Mısır, geçtiğimiz günlerde hem Filistin hem de  Hamas yönetimini uzlaşmaları için bir araya getirdi. Yani Mısır, sırtını Türkiye’ye dayamış olan Hamas’ı Türkiye’nin etki alanından çıkarma gayretinde. Tartışmanın bir diğer boyutu da Mısır ve Filistin olabilir.

Diğer bir cephe ise Amerika ve Körfez ülkeleri. KİK devletleri arasındaki bu uzlaşı, Amerika’nın nezaretinde gerçekleşti. Donald Trump'ın damadı Jared Kushner zaman zaman teşvik ederek bazen  bastırarak  Körfez ülkelerini bir araya getirdi. Burada amaç.  İsrail ve Körfez ülkeleriyle, İran’a karşı bir baskı oluşturmaktı. Bu baskı grubunu oluştururken, ilişkileri gergin olan İsrail ile Türkiye devreye giriyor. Türkiye, İsrail’in Filistinlilere yönelik bazı politikalarına eleştirebilir fakat artık ‘Ey Netanyahu’ üst perdeden diyerek bağırmayabilir. Zaten denklemin bozulması sonucunda İsrail-Türkiye ilişkilerinin normalleşmesi için şart öne süren, adeta dayatan Türk tarafı değil, bizzat İsrail tarafıdır şimdilik.

'TÜRKİYE KÖRFEZ ÜLKELERİYLE ARASINI DÜZELTMEK İSTEYECEKTİR'

- Körfez ülkeleri barıştığına göre Türkiye, Suudi Arabistan’la nasıl bir ilişki kurmak isteyecek?

Hem Cemal Kaşıkçı cinayeti hem de Suriye üzerinden Türkiye’nin arası Suudi Arabistan ve BAE ile iyi değildi. Özellikle iki ülkenin medyası birbirine karşı ciddi suçlamalarda bulunuyorlar. Hatta Suudi Arabistan tarafından Türk mallarına ilan edilmemiş ambargo uygulandı. BAE medyası da bunun propagandasını yapıp alkışladı. Türkiye, bu koşullarda ilişkileri bozuk olan Körfez ülkeleriyle arasını düzeltmek isteyecektir.

Özetle artık ülkeler yeniden bir köşe kapmaca işine girecekler. Şöyle ki; değişen denkleme uygun olabilecek İsrail ve Amerika’nın bölgedeki çıkar faaliyetleri, Mısır’ın ve KİK üyelerinin kendi menfaatlerini esas olan politikaları, Avrupa Birliği’nin yeni taktikleri ve Rusya’nın bölgedeki denge arayışlarına yönelik açık ve gizli diplomasinin ışığında, hem Türkiye, hem de bölge yöneticileri eski siyasetlerini tekrar gözden geçirecekler. Gidişatı etkileyebilecek olan Suriye’deki iç ve dış dengeleri de buna ilave etmek lazım. Ankara’daki diplomasiyi yakından izleyen gazeteci Murat Yetkin’in, kendi adını taşıyan sitede 'Türkiye, dış politikasını değiştiriyor' başlıklı Türkçe ve İngilizce bir analizi buna işarettir. Keza Biden’in gelmesiyle birlikte, Türkiye’deki bazı deneyimli gazetecilerle söyleşisi yapan T24 TV’deki değerlendirmeler de benzer bir değişiklikten söz ediyorlar.

‘TÜRKİYE’NİN MÜSLÜMAN KARDEŞLER’İ DURDURMASI, İZLENEN DİPLOMATİK ANLAYIŞA TERS DÜŞMEZ’

- Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Gargaş "Ankara’nın Müslüman Kardeşler’in ana destekçisi olmasından vazgeçmesini istiyoruz" demişti. Bu mümkün mü? Türkiye’nin Müslüman Kardeşler politikası değişir mi?

Birleşik Arap Emirlikleri’nin iki yöneticisi, ‘Türkiye’yle bir problemimiz yok ancak Türkiye Müslüman Kardeşler’i destekleyerek Körfez ülkelerinin içişlerine karışıyor’ açıklaması yaptı. BAE, elbette direk olarak ‘Müslüman Kardeşleri ülkede barındırma’ demiyor.

Ancak burada bir nokta var: BAE, Katar ve Türkiye’nin hem lojistik hem de diplomatik destek verdiği Müslüman Kardeşler’in, Körfez ülkelerine zarar veren faaliyetlerinin durdurulmasını talep ediyor.

Şöyle bir iddia var: İstanbul ve Ankara’da bulunan bazı Müslüman Kardeşler üyelerinin, Avrupa’da bulunan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri elçiliklerinin sitelerine siber saldırılar düzenlediklerine dair haberler yer aldı yabancı basında. İşte KİK üyeleri, bu tür faaliyetlerin sonlanmasını istiyorlar.

AKP, dış politikada pragmatist bir strateji izliyor. Bir anda politikasını değiştirebiliyor. Hatırlıyorsanız Mavi Marmara’yı da sonuna kadar destekledi ancak İsrail’le araları düzelince, ‘ Size, oraya gidin diyen olmadı’ açıklaması yapıldı. Türkiye kâr zarar hesabı yapacaktır bu durumda. Kanımca pusulayı ve rotayı şimdilik “değişiklik denklemi üzerine” kurmuş.

Bu durumda Türkiye’nin İhvan’ı yani Müslüman Kardeşler’i durdurması, izlenen diplomatik anlayışa ters düşmez, anormal sayılmaz. Hemen her devletin normal görüp yapacağı tutumlar olarak kabul edilir. Mesela Suriye’deki Kürt hareketini bırakıp o zamanki jepolitik dengeler gereği, Afrin’i Türkiye’ye armağan eden Putin ile benzer biçimde Barış Pınarı operasyonuna izin veren Trump’ın yaptıkları bir çerçevede görülebilir. 1974’de Irak’ta Saddam yönetimine karşı Molla Mustafa Barzani isyanını destekleyen ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, bir yıl sonra, onları Baas rejiminin insafına terk etmiş oldu. Dolayısıyla icap ettiğinde, hem Katar hem de Türkiye, Müslüman Kardeşler’e verdiği desteğin önemli bir kısmını geri çekebilirler. Onlara bazı sınırlamalar da getirebilirler.

'TÜRKİYE HEM KATAR'I HEM DE SUUDİ ARABİSTAN'I KAZANMAK İSTEYECEKTİR'

- Sizce Katar’la sağlanan anlaşma, bu ülkenin Türkiye’yle bağlarını kesmesine mi neden olur yoksa Türkiye’nin de Suudi-BAE blokuna yakınlaşmasına mı yol açar?

Türkiye, Katar’ı elden bırakmaz. Bunun birinci nedeni finans ve ekonomi. Çünkü Katar, Türkiye’de önemli yatırımlar yaptı. Türkiye, şu anda ekonomik kriz nedeniyle Katar’dan vazgeçemez ama Katar’ı vesile ederek KİK üyeleriyle uzlaşmaya çalışır. Zaten bu adımlar da başladı.

Öte yandan Suudi Arabistan her zaman Milli Görüş geleneğinin gözdesi olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı cinayetinde bile Suudi Arabistan veliaht prensini eleştirdi ancak Kral Selman’ı asla karşısına almadı. Hatta bir zamanlar diplomatik teamülün dışına çıkarak Kral Salman ile ondan önceki Kral Abdullah’a aşırı iltifatlarla bulunmuştu.

Dolayısıyla, Türkiye Körfez ülkeleri arasında bir tercih yapacaksa Katar’ı kendine yakın bir uydu yapmak ister; Suudileri bir uydu yapamayacağına göre, hem Katar’ı hem de Suudi Arabistan’ı kazanmak isteyecektir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR