'Körfez anlaşmasıyla, Türkiye'nin Suriye'deki hareket alanı daralacak’

TÜKENMEZ HABER - Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır ile Katar arasındaki diplomatik kriz, 3,5 yıl aranın ardından sone erdi.

Suudi Arabistan öncülüğünde Katar'a abluka uygulayan dört ülke, hava sahalarını ve sınırlarını Katar'a açacağını duyurdu. Ablukanın kalkması AKP hükümeti tarafından ‘memnuniyetle’ karşılanırken, hükümete yakın çevrelerde ‘Krizden karlı çıkan taraf Türkiye ve Katar oldu’ yorumları yapıldı.

Ortadoğu ve Suriye analizleriyle öne çıkan Evrensel yazarı Yusuf Karataş, ‘Katar’ın ABD eksenine bağlanacağını’ işaret ederek, ‘Başta Suriye olmak üzere bölgede Erdoğan iktidarının hareket alanının sınırlanması sonucuna yol açacak’ yorumunda bulundu.

'TÜRKİYE KAZANÇLI ÇIKTI' DEMEK İÇİN BÖLGEDEKİ ANLAŞMALARA BAKMAK GEREKİYOR'

Körfez ülkelerindeki anlaşmadan ‘Türkiye ve Katar kazançlı çıktı' yorumları için bölgedeki anlaşmalara bakılması gerektiğini işaret eden Karataş şöyle devam etti;

“Körfez ülkelerinin daha önce Katar ile ilişkileri normalleştirme için öne sürdükleri ve aralarında Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünün kapatılması ve İhvan (Müslüman Kardeşler) ile ilişkilerin kesilmesinin de yer aldığı 13 madde yerine getirilmeden ilişkileri normalleştirme kararı almaları, bu anlaşmadan Katar ve Türkiye’nin kazançlı çıktığı yorumlarının yapılmasına neden oluyor.

Ancak böylesi değerlendirmelerin bölgedeki (Ortadoğu) gelişmelere oldukça yüzeysel yaklaşımların bir sonucu olduğunu belirtmek gerekiyor. Çünkü bu anlaşmayı bölgedeki başkaca gelişmelerle birlikte okuduğumuzda karşımıza başka bir tablo çıkıyor.

Burada iki önemli gelişmeye dikkat çekmek gerekiyor. Birincisi, ABD’nin öncülüğünde başlatılan ve Filistin sorununu aradan çıkararak Körfez ülkeleri ile İsrail arasında ‘normalleşme’nin sağlanması yönünde atılan adımlar ve yapılan anlaşmalar. İkincisi de yine S. Arabistan ve BAE’nin Katar ile karşı karşıya geldiği önemli merkezlerden biri olan Libya’da İhvancı Sarrac ve Hafter güçleri arasında AB ve ABD’nin desteği ve BM gözetiminde yürütülen 'barış' süreci.”

 

‘ABD, KÖRFEZ BARIŞIYLA İRAN’A KARŞI CEPHE OLUŞTURMAK İSTİYOR’

ABD’nin Körfez barışında ısrarcı olmasının arkasında İran’la karşı bir cephe oluşturmak istemesin olduğunun altını çizen Karataş, “Katar ve diğer Körfez ülkeleri arasındaki normalleşmede de ABD’nin belirleyici bir rolü olduğunu düşünürsek bütün bu gelişmelerin aynı politik hedefe bağlandığını söyleyebiliriz. ABD bölgedeki müttefiklerini kendi politik ekseninde birleştirmenin önündeki sorunları ortadan kaldırarak zayıflayan hegemonyasını yeniden tesis etmek istiyor. Dolayısıyla Körfez ülkelerinin bir yandan İsrail ve öte yandan Katar ile normalleşme sürecine girmesi, bölgede İran üzerindeki baskının arttırılması ve öte yandan Rusya’nın gücünün/etkisinin sınırlanması hedefiyle bağlantılı gelişmeler olarak okunabilir” yorumunda bulundu.

'TÜRKİYE'NİN SURİYE'DEKİ HAREKET ALANI SINIRLANABİLİR'

Körfez’de gerçekleşen anlaşmanın ardından ‘Türkiye’nin Suriye’deki hareket alanının sınırlanacağını yol açacağını’ söyleyen Karataş ‘Peki, Türkiye’deki iktidar bu tablodan kazançlı mı çıkmıştır?’ sorusuna ise şöyle yanıt verdi;

“İlk bakışta ortada Türkiye’nin Katar’daki askeri üssünün kabulüne dayalı bir uzlaşma olduğu için Erdoğan iktidarının kazançlı olduğu sonucu çıkartılabilir. Ancak uzun vadede bakıldığında Katar’ın Körfez ülkeleri ile uzlaşması, Türkiye’ye duyduğu ihtiyacı önemli oranda ortadan kaldıracak ve daha önemlisi de bölgede ABD eksenine bağlanması yönünde Erdoğan iktidarı üzerindeki baskıların arttırılmasının önünü açacak. Bu durum kaçınılmaz olarak başta Suriye olmak üzere bölgede Erdoğan iktidarının hareket alanının sınırlanması sonucuna yol açacak.”

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR