Kafe ve bar emekçilerinden eylem

Türkiye'yi etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla birlikte iş yerleri kapanan milyonlarca kafe-bar emekçileri, salgının yanı sıra geçim derdiyle de mücadele etmek zorunda kaldı. 

İstanbul, Ankara ve Antalya'da bir araya gelen emekçiler, "Geçinemiyoruz. Tedbirler alınsın, iş yerleri açılsın, yasaklar kalksın" dedi.

İleri'de yer alan habere göre; Kafe ve Bar Çalışanları Dayanışması, Otel ve Turizm İşçileri Sendikası ve istanbul Turizm ve Aşçılar Derneği'nin ortak açıklamasında birçok kafe-bar emekçisinin günlük 39 liraya mahkum edilidiğine dikkat çekilirken, "Hükümet 15 Mart ila 1 Haziran tarihleri arasında; herhangi bir işyerinde 15 Mart'tan önce 60 gün çalışmış olan ve son 3 yıl içinde 450 gün sigorta primi ödenmiş olanlar için aldıkları ücretin yüzde 60'ı kadar Kısa Çalışma Ödeneği (KÇO) desteği sağladı. Ancak çoğu çalışan bu koşulları sağlayamadı. Bu şartları taşımayan personel için ise günlük 39 TL ücretsiz izin ödeneği sağlandı. Kısa çalışma ödeneği alanlar 1.500 TL, ücretsiz izne çıkarılanlar ise 1.170 TL ile geçinmek zorunda bırakıldı" ifadelerine yer verildi. 

İş yerlerinin bir an önce açılmasını isteyen kafe-bar çalışanlarının açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Koronavirüs pandemisi tedbirleri doğrultusunda çalıştığımız iş yerleri 16 Mart 2020’de 75 gün kapatıldı. 20 Kasım’da tekrar kapatılan iş yerleri bugün itibariyle 66 gündür kapalı. 2020’nin neredeyse yarısını işsiz ve gelirsiz geçirdik. Barlarda çalışan arkadaşlarımız ise 315 gündür işsiz ve bir gelirleri yok.

Hükümet bir iş yerinde 15 Mart’tan önce 60 gün çalışmış olan ve son 3 yıl içinde 450 gün sigorta primi ödenmiş olanlar için aldıkları ücretin yüzde 60’ı kadar Kısa Çalışma Ödeneği (KÇÖ) desteği sağladı. Ancak çoğu çalışan bu koşulları sağlayamadı. Bu şartları taşımayan personel için ise günlük 39 TL ücretsiz izin ödeneği sağlandı.  Kısa çalışma ödeneği alanlar 1.500 TL, ücretsiz izne çıkarılanlar ise 1.170 TL ile geçinmek zorunda bırakıldı.

İnsanların net asgari ücretin bile yarısından az olan bir rakamla geçinmesi beklendi. İş yerlerinin kapatıldığı dönemlerde kısa çalışma ödeneğinden ve işsizlik ödeneğinden faydalandırılan işçiler sosyal güvenlik primlerinden de faydalanamıyor. Geçinemiyoruz, güvencemiz de yok. İşçilere bir miktar para veriliyor ama karşılığında sosyal güvenceleri ellerinden alınıyor. Sektörümüzde günlük, yarı zamanlı çalışanların yoğunluğu sebebiyle sigortasız çalışma da oldukça yaygın. Bu süreçte sigortasız çalışan işçiler bu desteklerin hiçbirinden yararlanamadı. Sektörümüzde göçmen işçiler de yoğun bir şekilde çalışıyor. Bu süreçte göçmen işçiler de çok zarar gördü. Ne yazık ki Türkiye’de yaşıyorlar ama çalışma izni alamıyorlar.

İş yerlerimizin kapalı olduğu dönemde, çalışanlara yaşamlarını devam ettirmelerini sağlayacak desteğin sağlanması için yaptığımız eylemleri ve sesimizi hükümet duymadı. Sesimizin duyulmasını istiyoruz: İş yerlerini kapatmak bizi açlığa mahkum etmek demektir. Ya hayatımızı idame ettirecek bir destek sağlayın ya da iş yerlerini açın. İş yerlerinin açılmaması demek, hiçbir gelirimiz olmadan yaşamak zorunda kalmamız demek, sosyal güvencemizin olmaması demek, biz çalışanları açlığa mahkum etmek demek. Milyonlarca insanın içinde olduğu bir sektör yok olma tehlikesiyle karşı karşıya, işçiler ise açlıkla karşı karşıya. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre 180 bin iş yeri kapalı. Bu işletmelerin her birinde 10 kişi çalışsa 2 milyon insan ediyor, aileleriyle birlikte 10 milyon insan açlığa, yoksulluğa mahkum edilmiş durumda.

İş yerlerinin kapatıldığı 20 Kasım tarihinde koronavirüs günlük hasta sayısı 827’ydi,  aktif hasta sayısı ise 40.000’di. Dün itibariyle ise günlük hasta sayısı 684 oldu, aktif hasta sayısı ise 96 bin oldu. Koronavirüs geçirenlerin 94 bini evde, sadece 2 bin kişi hastanelerde tedavi görüyor. Hastanelerdeki yoğun bakım ve normal yatak doluluk oranları da yüksek seviyelerde değil. Aşılama programı da başladı. Eldeki veriler işletmelerin açılmasına engel değildir. Adalet ve Kalkınma Partisinin 13 Ocak’ta kongreleri başladı, kalabalık salonlarda kongreler yapılabiliyor. Özel ve resmi kurslarda yüz yüze eğitim başladı. Sağlık kurumlarındaki yoğunluğun azalmasıyla, sağlık personelinin izin yasağı kaldırıldı. Normalleşme adımları atılıyor, bize öncelik verilmeli iş yerleri açılmalıdır.

HES KODU ile, toplu taşıma araçlarına biniliyor, kapalı yerlere giriliyorsa siyasi partiler kongre yapabiliyorsa kafeye, bara, lokantaya da gidilebilir. İşletmelerin bir an önce açılmasını istiyoruz, bir an önce işimize dönmek istiyoruz. Çalıştığımız iş yerlerinde alınması gereken tüm tedbirleri alalım, işyerleri açılsın, yasaklar kalksın.

Son olarak Kahvehane, lokanta, meyhane, kafe ve bar çalışanları örgütsüz olduğu için bu süreçte hak arama zeminlerinden yoksun kalmıştır. Tüm arkadaşlarımızı; iletişim kanallarımızı arttırmak, yan yana gelişlerimizi çoğaltmak ve  içine düşürüldüğümüz yoksulluğa karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz. . Sektörde çalışan tüm arkadaşlarımızı, Kafe ve Bar Çalışanları Dayanışması, Turizm İşçileri Dayanışması ile Otel ve Turizm İşçileri Sendikası’nda örgütlenmeye davet ediyoruz."


PAYLAŞ