Dünyanın en pis ikiyüzlülüğü: Hayırseverlik...

Fotoğraf: Pinterest

İnsanların gezegen üzerinde nasıl dolaşacağı, günün tartışma konusu... Bir biçimde belli aşılar geliştirildi, bu aşılar zengin ülkelerde yaygın olarak tatbik ediliyor ve bu yeni bir olguyu gündeme getiriyor: "Aşı pasaportu"...

Zengin ülkeler ya aşıyı üretti ya da üretilen aşılardan yeterli miktarı satın aldı ve yaygın aşılamayı uzun süre önce başlattı.

Şimdi nüfuslarının tamamını aşılayarak yavaş yavaş normale dönmeyi planlıyorlar.

Ne var ki, dünyanın geri kalanı açısından salgın ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Ve aşıya ulaşan zengin ülkeler, kendilerini dünyanın "sağlıksız çoğunluğu"ndan korumak zorunda.

Evet, sağlıksız çoğunluk...

Dünya nüfusunun sağlığı uzun süredir ilaç şirketlerinin oyuncağı haline geldi. İnsan sağlığı bir "ticari nesne" çünkü.

Aşıyı, ilacı satın alamayanlar ölüyor.

Dünyanın "sağlıklı azınlığı", geri kalan milyarlardan kendini korumak için türlü yöntemler düşünüyor. Şimdi de "aşı pasaportu" uygulamasını tartışıyorlar.

Uygulamayı savunanlara göre, aşı olmayanlar zengin ülkelere giremeyecek. Üstelik her aşıyı da kabul etmiyorlar. Pahalı aşıları geçerli saymaya hazırlanıyorlar.

Haliyle aşılanmış zengin ülkeler turizmi de kendi içlerinde halletmeyi öngörüyor.

Böylelikle, yoksul ve sağlıksız ülkeleri pençesine alan derin ekonomik bunalım daha da katmerlenecek.

Öte yandan, o zengin ülkelerden hiçbiri, "Dünyanın yoksul ve sağlıksız ülkelerine silah satışını durduruyoruz. Önce vatandaşlarının ve insanlığın sağlığını düşünüp sağlığa yatırım yapsınlar" diye bir yaptırım açıklamasında bulunmuyor.

Düşünün, gezegendeki bütün ülkeler, bütçelerine göre bir hiyerarşik sıralamayla, her yıl silahlanmaya trilyonlarca dolar harcıyor ama insan sağlığı her geçen yıl daha "pahalı" bir ihtiyaç haline geliyor!

Ve insanlık bu durumu sindirebiliyor!..

"Zengin" diye tabir ettiğime bakmayın, düpedüz emperyalist olan bahis konusu ülkeler, dünyanın sefalet içinde yaşayan milyarlarca kişilik nüfusuna, bir kısmı itlaf edilmesi gereken "aşırı nüfus" olarak bakıyor.

Bir avuç şirket daha fazla sermaye biriktireceği zaman insaniyet tedavülden kalkıyor...

"İnsaniyet" namına, "Safari"ye gider gibi yoksul ülkelere gidip "hayırseverlik" yapan, sonra da bunun belgesellerini, filmlerini çeken ikiyüzlü uluslararası yardım kuruluşlarıyla yetiniyoruz!

İnsanlık tarihinin en ikiyüzlü işi hayırseverliktir oysa. Sadakaya, önüne atılacak iki lokma, bir battaniyeye muhtaç ettiklerine bahşettikleri kırıntıları lütufmuş gibi gösteren şeytanlar topluluğu...

Ve yoksul, daha da yoksul, sefil ülkelerin halkları bu akıldışı, ahlaksız döngünün içinde yaşamayı yavaş yavaş benimsemiş bir halde, her geçen gün daha büyük bir sefalete batıp yitiyor...

Akıldışılık ve ahlaksızlık toplumları esir alıyor.

Türkiye bu konuda tam bir numune...

Geçtiğimiz günlerde Milli Piyango yılbaşı çekilişinde ikramiye vuran çeyrek biletlerden sadece biri satılmış olduğu için elde kalan 75 milyon liranın SMA hastası çocuklara harcanması tartışması patlak vermişti.

Ne kadar paradan söz ediyoruz? 75 milyon liradan, yani yaklaşık 10 milyon dolardan...

"Bu para ilaçlara harcansın" önerisini ortaya atan popüler simalar neredeyse "vatan haini" ilan ediliyordu.

İyi de, devlet bütçesine giren piyango paraları, vergiler, cezalar, başka gelirler nereye gidiyor?

Çocuklarımızın sağlığına harcanmıyorsa daha mantıklı nerelere, daha akılcı neye harcanıyor?

Misal, yarısı peşin, yarısı Rusya'dan alınan krediyle Türkiye'ye getirilen ve hâlâ faizleri ödenen S400 füzeleri?..

Bu füzeler hiç kullanılmadı, rampaları kurulmadı bile. Rusya'yla yaşanan kriz nedeniyle "özür" niyetine satın alındılar, NATO ve ABD ile yaşanan kriz nedeniyle öyle durdukları yerde duruyorlar.

Bize, yani bu yoksul millete, faizleriyle beraber 3 milyar dolara yakın bir paraya mal oluyor bu füzeler. Öylece yatıyorlar.

Hoş, yatmayıp da atılsalar daha fena ya...

Birileri çıkıp, 'hayatları ailelerinin asla satın alamayacağı ilaçlara bağlı olan çocuklar için 10 milyon dolar harcansın' deyince ise kıyamet kopuyor!

Kimsenin geçmediği köprülere her gün kaç tedavi edilemeyen çocuk gömülüyordur?

O köprülerin garanti ödemeleriyle tedavi edilebilecek ama edilmeyen çocuk miktarını hesaplamak zor olmasa gerek...

Genel Sağlık Sigortası borç ödemelerinin süresi uzatılmış. O süre de dolunca ne olacak?

Ya da "Sigorta'nın karşılamadığı ilaçlar listesi" diye bir liste var, "bazı ilaçlar"ı karşılamayan "Sigorta" niye yapılır?

Ya da bazı pahalı ilaçları karşılamayan "Sigorta" kuruluşunun, onun bağlı bulunduğu bakanlığın, onun bağlı bulunduğu Cumhurbaşkanlığı'nın neden dünya ülkelerinin kat be kat üzerinde lüks makam aracı, helikopteri, binmeye sıra gelmeyecek uçakları vardır?

Vatandaş niye vergi verir?

Sonra o vergiler niye bazı "vakıf"lara aktarılır ve o ikiyüzlü vakıflar, vatandaştan toplanan deve yüküyle parayı iyice bir erittikten sonra göstermelik iyiliklerle "hayır duası" alırlar?

Evet, dünyanın en pis ikiyüzlülüğü işte bu "hayırseverliktir".

Bu ikiyüzlülüğü yaratan ve muhafaza eden düzen ise insaniyet bataklığıdır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR