Uzaya giderken intihar etmek...

AA

Son günlerde medya ve sosyal medyaya yansıyan gündemi dehşetle izliyoruz. Malum, keskin bir biçimde bölünmüş olan medyanın büyük çoğunluğu iktidar yanlısı.

İktidarın "Uzaya gidiyoruz" çıkışından sonra "yandaş" medyada inanılmaz bir "uzay" tantanası koptu.

Onları anlayabiliyoruz.

Lakin muhalif medya kanalları da saatlerce önümüze atılan bu "uzay" balonunu konuştu.

Yanlış anlama olmasın, aynı gün içinde yoksulluk ve işsizlik sebebiyle dört kişinin intihar ettiği ülkede geçiyor olay!..

İstihdam azalırken işsizlik oranının da düştüğü açıklanan tuhaf bir ülke!..

Şimdilerde pek dile getirilmeyen Kanal İstanbul vakasında da benzer bir akıldışılık yaşanmıştı.

Ülkenin mevcut haliyle kaynak yaratamayacağı bir proje günler, hatta haftalarca tartışılmıştı.

İş öyle komik bir hal aldı ki, uluslararası dolandırıcılar bile Türkiye'ye üşüşüp finansman açıklamaları yaptı!

Şimdi Kanal İstanbul'dan söz eden yok. Belki yarın öbür gün yine gündem ihtiyacı ortaya çıkar, günlerce konuşulur, sonra yine buzdolabına kaldırılır...

Bu uyduruk gündemler, ülkedeki utanma duygusunun ortadan kalktığına işaret ediyor, daha fazlası değil.

2018'de kurulan, 2021 bütçesi 38 milyon lira olan Türkiye Uzay Ajansı'nın web sitesi bile daha düne kadar 

"yapım aşamasında"ydı, şimdi girdiğinizde ise kapkara bir sayfa çıkıyor karşınıza.

Uzaydaki "kara delik" gibi bir şey.

Üç sene sonra nihayet açılan web sitesine bakıp Uzay Ajansı'nın ne yaptığına dair pek bir şey anlamanız mümkün değil.

Acayip bir organizasyon şeması var, yapılan bir şey yok.

Bir buçuk yıl kadar önce Independent Türkçe'de 

çıkan habere göre, Türkiye Uzay Ajansı'nda bir başkan, iki başkan yardımcısı, bir hukuk müşaviri, altı daire başkanı, dört başkanlık müşaviri, 20 uzay teknolojileri uzmanı, 10 uzay teknolojileri uzman yardımcısı, 12 şube müdürü, bir iç denetçi, üç avukat, 20 mühendis, altı fizikçi, altı matematikçi, 12 astronom, üç grafiker, 10 memur, altı sekreter istihdam ediliyor ve bu kadar kişi üç yılda ancak başarısız bir web sitesi yapmış.

Kim bilir kaç makam aracı, ne kadarlık harcırah, kaç paralık toplantı ve temsil bütçesi falan vardır...

Tarımın çöktüğü, su kaynaklarının yağmalandığı, akılcı yatırım ve üretime dönük ciddi projelerden zerre söz edilmeyen bir ülkede uzay yolculuğundan söz ediliyor!

Daha önce milli traktör, uçan milli otomobil, milli uçak yapıyorduk, hepsini bir kenara bıraktık, şimdi kozmosun fethine soyunduk!

Tabii bu "fetih" furyası kısa sürdü. Hızla gerçek gündemimize döndük.

Traktörüne haciz gelen bir köylünün kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği haberini gördük kıyıda köşede bir yerde.

2019 yılında 12 bin liralık kredi borcunu ödeyemediği için hapis yatan Yozgatlı çiftçi Ali İhsan Yılmaz'ın babası Osman Bey, traktörlerine de haciz kararı verilince kalp krizi geçirdi ve sessiz sedasız öldü.

Cumhurbaşkanı'na "Açım!" diye bağıran teyzenin Vilayet makamında, "Yanlış anlaşıldım, 'Acım var' diye seslendim" şeklindeki "düzeltme" açıklamasını izledik...

Her gün yaşanan yoksulluk, açlık, intihar ve ölüm vakaları "vakayı adiye" haline geldi, kimse bunları önemsemiyor, haber bile olmuyor...

Lakin iş bir gerilim ve düşmanlaşma fırsatına dönüşecekse, manşetler yıkılıyor!

Tam olarak ne olduğunu öğrenemediğimiz bir operasyonun ve şehit haberlerinin ardından, yine yükselen bir öfke dalgasının ortasına düştük...

İktisadi olarak dibe vurmuş, işsizliğin katlanılır sınırları aştığı bir ülkede giderek birbirine düşmanlaşan ve uç kutuplarda toplanan büyük yığınlar var.

Çok tehlikeli bir durum bu.

Sanki bir kıvılcım bütün bir ülkeyi tutuşturabilirmiş gibi hissediyor insan.

Tarih, çektiği acıları ve yoksunlukları hemen yanı başındaki komşusundan bilenlerin yarattığı dehşet sahneleriyle doludur.

Umalım da bu ülke bu akıl dışı süreci sağduyuyla atlatsın...

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR