10 Ekim davası yeni heyetle görülecek: 'Bu heyete de her delili tek tek anlatacağız'

TÜKENMEZ HABER - 10 Ekim 2015'te Ankara Garı'nda gerçekleşen bombalı saldırıda kendisi de miting alanında bulunan 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu Üyesi İlke Işık, yıllardır mağdurların aileleriyle birlikte tüm sorumluların açığa çıkması için mücadele veren isimlerden.

Mahkeme heyetinin değişmesinin ardından 10 Mart’ta yeni heyetle görülecek dava öncesi Tükenmez Haber’e konuşan Avukat İlke Işık, yeni mahkeme heyetinden beklentilerini anlattı.

10 Ekim katliamının firari sanıklar yönünden devam eden davasına bakan heyetin değişmesine tepki gösteren Işık, "Bu heyete de günlerce süreci anlatabiliriz, her bir delili tek tek konuşabiliriz, katliamın aydınlatılması, firari sanıkların yakalanmaları için yapılması gerekenleri sıralayabiliriz. Bu konuda bir kuşku olmasın, beş yıldır yaptığımızı yapmaya devam edeceğiz, adalet mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Ankara Katliamı’na dair hala etkin bir kovuşturma yapılmadığını belirten Işık, “Sınırlar teslim edilmese, Ankara’ya girişte ve alandaki polis önlemi bu kadar yetersiz olmasa, bu katliam kesinlikle gerçekleşmezdi” dedi.


10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu Üyesi İlke Işık

'YÜZLERCE DOSYAYA BAKAN MAHKEME HEYETİNİN DEĞİŞMESİ BÜYÜK BİR SORUN'

- Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ankara Katliamı davasına bakan mahkeme heyeti değişti. Mahkeme devam ederken heyetin değiştirilme kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

10 Ekim Ankara Katliamına ilişkin yargılama 2016 yılı kasım ayında başlamıştı. O günden bu yana devam eden 4 yılı aşmış bir yargılama sürecinden, yüzlerce klasörden oluşan bir dosyadan söz ediyoruz. Sonuç olarak 10 Mart 2021 tarihinde görülecek olan duruşmaya bu süreçlerin hiç birinde yer almayan bir mahkeme heyeti çıkacak.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin tüm heyeti değişti, yeni heyetin dosyayı bilmesi ve hâkim olabilmesi olanaklı değil doğal olarak. Bu durum ülkenin en büyük katliamına ilişkin dava için elbette büyük bir sorun. Adalete ulaşma açısından da büyük bir problem yaratıyor. Mahkeme heyetlerinin değişmesi, hakimlerin başka mahkemelere verilmesi gibi durumları ne yazık ki bir süredir çok sık yaşıyoruz. Bu durum 10 Ekim Ankara Katliamı dosyası açısından da gerçekleşmiş olmasını süreç açısından sıkıntılı buluyoruz.

'YENİ HEYETTEN BEKLENTİLERİMİZ KATLİAMIN TÜM BAĞLANTILARININ AYDINLATILMASI'

- Heyetin değiştirilmesi, davanın seyrini nasıl etkiler? Avukat Komisyonu olarak yeni heyetten beklentileriniz nedir?

4 yılı aşkın yargılama süreci boyunca Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinden çok sayıda talepte bulunduk. Bulunmak durumundaydık çünkü dosyayı aydınlatma gayesinden uzak, son derece baştan savma hazırlanmış bir iddianame ile açıldı bu dava. Bu nedenle tutuklu ya da firari sanıkların pozisyonlarından, IŞİD hücresinin katliamı planlama hazırlıklarına, incelenmeyen telefon, HTS kayıtlarından, bilirkişi raporlarına kadar her şeyi neredeyse yeni baştan talep ettik.

Dosya bu sayede çok sayıda belge ve bilgiye ulaştı. Katliamın nasıl göz göre örgütlendiği, engellemesi gerekenlerin nasıl görevlerini yapmadığı, sanıkların nasıl rahatlıkla faaliyet yürüttüğü, 10 Ekim günü gerçekleşecek mitingde önlemlerin nasıl alınmadığı, haklarında teknik ve fiziki takipler olan sanıkların nasıl yakalanmadığı hepsi bu dosyalarda mevcut.

Ağustos 2018’de tutuklu sanıklar için karar verilmiş olsa da dosya firari sanıklar için devam ediyor. Katliamın aydınlatılması ve firari sanıkların yakalanmaları konusunda taleplerimiz sürdü ve elimizde halen talep edeceğimiz çok sayıda nokta var.

Öte yandan devam eden dosya ülkede insanlığa karşı suç kapsamında açılmış ilk dava. Biliyorsunuz sanıklardan Erman Ekici insanlığa karşı suçtan yargılanıyor bu nedenle çok önemli bir dosyadır söz konusu olan.

‘BU HEYETE DE SÜRECİ TEK TEK ANLATACAĞIZ’

Tüm bu nedenlerle yeni heyetten beklentimiz katliamın tüm bağlantıları ile aydınlatılması ve firari sanıkların yakalanmaları konusunda çaba harcaması ve taleplerimizi değerlendirmesidir. Heyet değişikliği eğer dosyayı yılda birkaç kez açılıp kapanan herhangi bir dosyaya dönüştürmeyi hedefliyorsa buna izin vermeyeceğimizi de belirtmek isteriz. Bu heyete de günlerce süreci anlatabiliriz, her bir delili tek tek konuşabiliriz, katliamın aydınlatılması, firari sanıkların yakalanmaları için yapılması gerekenleri sıralayabiliriz. Bu konuda bir kuşku olmasın, beş yıldır yaptığımızı yapmaya devam edeceğiz, adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. 

‘IŞİD SANIKLARI CEZA BİLE VERİLMEDEN SERBEST BIRAKILIYOR’

- Mahkemede devam eden bir diğer tartışma ise ‘El Hol kampında serbest bırakılan sanıklar ve eşlerine’ ilişkin. Bu kişilerin Ankara Katliamıyla nasıl bir ilişkisi bulunuyor?

Çatışmalı dönemde IŞİD kamplarında kalan sanıkların eşleri ülkeye dönüyor bir bir. Hiçbir sorun yaşamadan geliyorlar. Etkin pişmanlıktan yararlanacağız diyorlar. Bir süre tutuklu kalıp sonra tahliye ediliyorlar. Hatta bazılarının hiç tutuklanmamış olması bile muhtemel. Bilgi saklayan, samimi hiçbir itirafta bulunmayan, IŞİD’e aktif katılımı olduğu gayet açık olan kadınlar bunlar. Haklarında cezalandırmaya ilişkin kararlar bile veriliyor, etkin pişmanlık nedeniyle serbest bırakılıyorlar. Yani IŞİD’lilerin ödüllendirilmeleri bir şekilde devam ediyor.

Bu süreçte sık sık firari sanıkların nerede olduğunu, yakalanmaları konusunda ne gibi çalışmalar yapıldığını sorduk. Çünkü bu konuda bize bilgi veren hiçbir kurum yoktu. Israrlı taleplerimiz neticesinde, firari sanıklardan Mustafa Delibaşlar ve Cebrail Kaya’nın SDG, Mustafa Delibaşlar’ın eşi Fadile Delibaşlar’ın Roj kamplarında, İlhami Balı’nın ise adı bildirilmeyen bir kampta olduğu tespit edildi. Bu bilgiler neden şimdiye kadar verilmedi? ‘Biz sormasaydık gönderilecek miydi?’ gibi soruları Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine sorduk tabii. İlhami Balı’nın bulunduğu kampın neden gizlendiği, hangi kampta bulunduğu konusunda açıklama yapılması gerektiğini de…

'3 SANIĞIN YERİ BİLİNİYOR, FAKAT GETİRİLMİYOR'

Bu arada İlhami Balı’nın ilginç bir isim olduğunu da ifade etmeliyim. Sınırları uzun süre kontrol etmiş, giriş çıkışları denetlemiş biri. Yaptığı tüm bu işler teknik ve fiziki takiple tespit edilmesine karşın katliam öncesi de sonrasında yakalanmamış, firari olması sağlanmış bir IŞİD’li. Ayrıca 2016 yılında Ankara’da bir otelde MİT’le bir görüşme yaptığına ilişkin haberler çıktığını da hatırlatmak gerekir. O açıdan baktığımızda, bulunduğu kampın adının gizlenmesini manidar buluyoruz.

Üç sanığın nerde olduğu biliniyor artık, getirtilmeleri konusundaki taleplerimize sesiz kalındığını, bu durumun da anlaşılır olmadığını belirtmek gerekir. Bu konudaki taleplerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.

'HER BİRİMİZİN HAYATI O GÜN KIRILDI VE HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMADI'

- Bir hukukçu olarak yaklaşık dört yıldır davayı takip ediyorsunuz, bu süreç sizi nasıl etkiledi?

Evet dört yıldır bu davayı takip ediyoruz. Aslında 10 Ekim 2015 günü katliam anından bu yana, savcılılık soruşturmasını da eklediğimizde 5 buçuk yıla yaklaştık neredeyse.

Çok zor bir süreç olduğunu belirtmek gerekir, zorluğu en çok da benim ve tüm avukat arkadaşlarımın da bu katliamın aslında tanıkları mağdurları olmamızdan. Hepimiz oradaydık o mitingin katılımcılarıydık, o gün yaşanan her şeye tanıklık ettik ve bir şekilde sağ kaldık. Mesleğimiz nedeniyle avukat sıralarındayız. Bu nedenle bir dosya değil bu benim için de avukat arkadaşlarım için de. adalet mücadelesi esas olan. Biz mücadelenin avukat kısmındayız sadece. Yalnız olmadığını bilmek ve her türlü acıya ve zorluğa karşın birlikte yol yürüyebilmenin gücüyle ayakta kaldığımızı hissettim her bir anında.

Memleketin olduğu kadar her birimizin hayatları da o gün kırıldı, hiçbir şey eskisi gibi olmadı. O nedenle eskisi gibi olmamayı kabullendiğimiz ama mücadeleden vazgeçmediğimiz bir zaman dilimini yaşadığımızı bilerek her yeni günü yaşadık sanırım. Bu nedenle de adalet talebimizi müvekkillerimizle birlikte bir dayanışma içerisinde sürdürebiliyoruz sanırım. Beş yıldan fazla bu şekilde yaşamak aksi takdirde mümkün olmazdı, birbirimizden güç alarak, birbirimizin elini tutarak yürüdüğümüz bir yol bizimki.

'ADALET MÜCADELEMİZİN EN SAĞLAM DAYANAĞI EKİP ÇALIŞMASI'

- 10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu’nun çalışmalarıyla birçok gerçek ortaya çıkarıldı. Tarihin en büyük katliamlarından birini takip eden komisyon, nasıl bir araya geldi? Çalışmalarınızı nasıl sürdürüyorsunuz?

Komisyonumuz katliamın hemen arkasında, aslında katliam anında oluştu diyebiliriz. Ülkenin en büyük katliamı yaşanmış, 103 insan hayatını kaybetmiş, yüzlerce insan yaralanmış, on binlerce kişi tanıklık etmişti.

Üstelik Haziran 2015 seçimlerinde alınan sonuçların hesabının sorulacağı açıkça ilan edilmiş ve Kasım seçimlerinin hemen öncesinde gerçekleşmişti. Siyasi bir katliam ve siyasi sorumlukları en başta bile açıktı bu yönüyle bakarsanız. O nedenle bir ekip çalışması olmaksızın yapılamayacak bir dosya çalışması olduğunun farkındaydık ve bu şekilde planladık, her bir duruşmayı yapılan her biri işi.

Halen bir dilekçe için bile saatlerce toplantı yapıyor, gelen giden her şeyi okuyor, tasnif ediyor, hatta geriye dönüp elimizdeki mevcut belge ve kayıtlara yeniden göz atıyoruz. Adalet mücadelemizin en sağlam dayanağı da bu ekip çalışması ve dayanışma ağı. Kolektif üretim, birlikte çalışma, bir ekip olarak bütün dosyayı planlama yapmaya çalıştığımız şey bu. Beş yılı geçtiğimiz şu zaman diliminde bunu halen sürdürüyoruz.

'SINIRLAR TESLİM EDİLMESE BU KATLİAM GERÇEKLEŞMEZDİ'

Öte yandan 10 Ekim Ankara katliamı ülkenin çok önemli bir yerinde duruyor, asla unutulmayacak, asla oldu bitti geçti diye üzerinden geçilmeyecek bir gün. Ankara’nın orta yerinde göz göre göre gerçekleştirilen bu katliam asla sadece bir IŞİD katliamı olarak değerlendirilemez.

Komisyomuzun çalışmaları büyük zincirleme, kapsamlı bir sorumluluğu ortaya çıkarmış durumda aslında. Dosya kapsamı ile bu durum açık ve net.  Yaşadığımız katliam sadece sorumlu tuttukları sanıkların becerebileceği türden bir katliam değil. Gaziantep örgütlenmesi olmasa, sınırlar teslim edilmese, Ankara’ya girişte ve alandaki polis önlemi bu kadar yetersiz olmasa, bu katliam kesinlikle gerçekleşmezdi.

Bu duruma yargının ısrarla gözünü kapamasının gerçeği değiştirmediğini de belirtmek isteriz. Ülkedeki herkes o gün aslında neler olduğunun farkında, kimse o günü unutmadı, aileler davayı takip etmekten vazgeçmedi, yıldönümlerinde anmalar polis eziyetlerine karşın büyük kalabalıklarla yapıldı. O yüzden bu katliamda payı/sorumluluğu olan herkesin yargılanması için verdiğimiz mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz ve buna her koşulda devam edeceğiz.

- Ankara Katliamında katledilen Korkmaz Tedik'in isminin parka verilmesine karşı imza kampanyası başlatan, Konyaaltı Belediyesi’nin AKP’li ve MHP’li üyelerine büyük tepki vardı. Devlet tarafından 'terör mağduru' kabul edilen bir vatandaşın üzerinden sürdürülen bu polemiği nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu durum aslında baştan beri, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarına, yaralılara ilişkin sürdürülmüş tavrın bir parçası. Cenazelere katılanlar tutuklandı biliyorsunuz, işinden olanlar oldu, haklarında davalar açıldı, ailelerden tutuklananlar oldu. Devlet mağdur olarak bakmadı müvekkillerimize, 'IŞİD’i, IŞİD’lileri anlamaya çalışanlardı' onlar sonuçta. 

Ülkenin en büyük katliamında yaşamını yitirenlerin anılarına yapılan çok sayıdaki saygısızlıktan biri Korkmaz Tedik Parkı ile ilgili yaşananlar. Bu kampanyanın bizzat AKP örgütü tarafından yürütülmüş olması ise önemli bir nokta. Bu durum 10 Ekim katliamına ve aslında tüm IŞİD katliamlarına yaklaşımı gösteriyor, öldürenler değil ölenler 'terörist' ülkeyi yönetenlerin gözünde.


PAYLAŞ