8 Mart'a doğru | KCDP'den çağrı: 5 Mart'ta Beşiktaş'tayız

TÜKENMEZ HABER- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne geri sayım devam ederken, kadın dayanışma örgütleri, 8 Mart'ta bütün kadınları, meydanlara çağırıyor.

Tükenmez Haber'e konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan (KCDP) Esra Ceren Buluş, "5 Mart 18.30'da Beşiktaş'tayız" dedi.

'PANDEMİ SÜRECİNDE AİLE İÇİ ŞİDDET VE BASKI DAHA DA ARTTI'

Kadınlar için pandemi sürecinin daha zor geçtiğini ifade eden Buluş, "Pandemi sürecinde aile içi şiddet ve baskı dahada arttı, kadınlar için pandemi süreci normale göre daha zor geçti. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılar, şiddeti gözle görülür boyutta artırdı" dedi.

'İMZACISI OLDUĞUMUZ BİR SÖZLEŞME VAR AMA UYGULAYAN YOK'

"Kadınların 8 Mart'tan beklentileri nedir? Hangi taleplerle alana çıkıyorlar?" sorusunuz yönelttiğimiz Buluş, şunları söyledi:

"Kadınlar, alanlara geçen senelerden farklı bir sebeple çıkmıyor. Her şeyden önce talebimiz; İstanbul Sözleşmesi'nin etkin uygulanması. İmzacısı olduğumuz bir sözleşme var ama uygulayan yok. Önemli olan İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması. Eşit eğitim... Kadın öğrenciler, Zoom üzerinden eğitim görecekleri zamanlarda bile akademisyenler tarafından taciz ediliyorsa ortada bir sorun vardır. Bu sebeplerle alanlara çıkıyoruz.

Belli bir eşitsizlik zaten var, hem akademide hem de iş hayatında, her alanda. Ve bu her defasında daha da çok yüzümüze çarpıyor. Haklarımızı istediğimiz zaman da yanlış tarafta olan bizmişiz gibi lanse ediliyor. Belli başlı zorluklar yaşıyoruz, belli başlı sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz ve karşımızda muhatap olabileceğimiz kimseyi bulamıyoruz. Kadınlar, şikayet için karakola başvuruyor. Karakolda İstanbul Sözleşmesi'nden bahsetmesi gereken kişi, hiçbir şekilde bahsetmiyor sözleşmeden, "Kocandır, barışırsın. Bizim başımız ağrıyacak boşuna, git evine" diyor, senin görevin orada o sözleşmeyi anlatmak, o sözleşmeyi uygulamak."

KCDP tüm kadınları 5 Mart Cuma günü saat 18.30'da Beşiktaş İskele Meydanı'na çağırıyor.


İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen 'Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi', kadınların yaşam hakkının korunması için oldukça önemli. Peki İstanbul Sözleşmesi nedir?

Türkiye, sözleşmeyi onaylayan ilk ülke oldu

İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele amacıyla 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan bir Avrupa Konseyi sözleşmesi. Mart 2019 itibarıyla toplam 46 devlet ve Avrupa Birliği tarafından imzalandı. Türkiye ise 12 Mart 2012’de sözleşmeyi onaylayan ilk ülke oldu.

İlk defa uluslararası bir sözleşmede 'toplumsal cinsiyet' kavramının bir tanımı yapıldı

İstanbul Sözleşmesi “toplumsal cinsiyet” kavramının tanımını yapan ilk uluslararası sözleşme olma özelliği de taşıyor. Toplumun, kişilere, cinsiyete dayalı olarak biçtiği rollerin varlığına ve bu kapsamda kadınlara yönelik uygulanan şiddete dikkat çekiyor. Kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı ihlali ve ayrımcılık türü olduğunun altını çiziyor.

Şiddetin her türlüsü ile mücadele amaçlanıyor

İstanbul Sözleşmesi’nin en önemli özelliği, biyolojik veya hukuki, ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddetin (örneğin eski veya mevcut eşler, evlilik dışı partnerler, birlikte ikamet edilen aile fertleri, akrabalar veya birlikte ikamet edilen başkaları tarafından yöneltilen şiddetin) ve kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belge olmasıdır.

Kadına yönelik ayrımcılığı da yasaklıyor

Kadınlar ve erkekler arasında hukuki ve fiili eşitliğin gerçekleştirilmesinin kadına yönelik şiddeti önlemede anahtar bir unsur olduğunu benimseyen Sözleşme, kadınlara yönelik ayrımcılığı da yasaklamaktadır.

Ekonomik şiddet tanımlaması

Sözleşme, yalnızca barış dönemlerindeki değil, silahlı çatışma dönemlerindeki ve silahlı çatışma sonrasında devam eden şiddeti de yasaklamaktadır. Sözleşme,“toplumsal cinsiyete dayalı” ayrımcılık ve şiddeti temel almıştır ve toplumsal cinsiyeti tanımlayan ilk uluslararası belgedir. Sözleşme’de, ekonomik zarar veya ekonomik ızdırap da kadına yönelik şid­det biçimlerinden biri (ekonomik şiddet) olarak tanımlanmıştır.

Sözleşme kapsamındaki suçlar

İstanbul Sözleşmesi taraf devletlere aşağıda belirtilen davranışlara yönelik cezai ya da hukuki yaptırım uygulamayı zorunlu kılıyor. Sözleşme kapsamındaki suçlar şu şekilde sıralanıyor:

  • Ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik)
  • Taciz amaçlı takip;
  • Tecavüz dahil, cinsel şiddet;
  • Cinsel taciz;
  • Zorla evlendirme;
  • Kadınların sünnet edilmesi;
  • Kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama.

Sözleşme bu tip şiddet olaylarına sıfır tolerans gösterilmesini, mağdur olan kimse failin eşi, hayat arkadaşı ya da ailenin bir ferdi ise, aile içinde işlenen suçların gizli kalmamasını amaçlıyor.

Kadına yönelik şiddettin önlenmesi için devletten talepler

Sözleşme ayrıca, taraf devletlerden, belli koşullar nedeniyle şiddete açık hale gelmiş olan kadınların özel ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulmasını da talep ediyor. Sözleşmenin kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla devletten talepleri;

  • Kadınlara yönelik şiddetin kabullenilmesine neden olan tutumların, toplumsal cinsiyet rollerinin ve klişelerin değiştirilmesi;
  • Mağdurlar üzerinde çalışan profesyonel kadroların eğitilmesi;
  • Farklı şiddet türleri ve bunların travma yaratıcı özellikleri hakkında farkındalık yaratılması;
  • Eğitimin her kademesinde, eşitliği ele alan konuların ders müfredatına dahil edilmesi;
  • Halka ulaşabilmek için STK’larla, medyayla ve özel sektörle işbirliği yapılması.

Sözleşmenin şiddete uğrayan kadının korunması için devletten talepleri;

  • Tüm tedbirler içinde, mağdurların ihtiyaçlarına ve güven içinde olmalarına en büyük önemin verilmesinin sağlanması;
  • Mağdurlara ve çocuklarına psikolojik ve hukuki danışmanlığın yanı sıra tıbbi yardım da sağlayan özelleşmiş destek hizmetlerinin düzenlenmesi;
  • Yeterli sayıda sığınma evinin tahsis edilmesi ve günün her saati kullanılabilecek ücretsiz telefon yardım hatları sağlanması.

Şiddet uygulayan failin yargılanmasına yönelik devletten talepler;

  • Kadınlara yönelik şiddetin suç sayılmasının ve gerekli cezaların verilmesinin sağlanması;
  • Gelenek, töre, din, yada “namus” gerekçelerinin, herhangi bir şiddet eyleminin bahanesi olarak kabul edilmemesinin sağlanması;
  • Soruşturma ve yargılama sürecinde mağdurların özel koruma tedbirlerinden yararlanmalarının sağlanması;
  • Kolluk kuvvetlerinin yardım isteyenlere anında yardıma gidebilmelerinin ve tehlikeli durumlara yetkinlikle müdahale etmelerinin sağlanması.

Sözleşmenin tamamına buradan ulaşılabilir.

Kaynak: https://listelist.com/istanbul-sozlesmesi-nedir/ 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR