Yeni Düşmanımız Gökkuşağı ve LGBTİ+

Görsel: Pixabay

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektörün öğrenciler ve öğretim üyeleri tarafından kabul görmemesiyle başlayan direniş, İçişleri Bakanı, 12. CB ve İletişim Başkanı tarafından sırasıyla LGBTİ+ karşıtı tiradlar ile kriminize edildi. Boğaziçi Direnişi’nden önce Netflix ve diğer mecralara sansür konusunda da LGBTİ+ kartı iktidar tarafından kullanılmıştı.

BBC Türkçe Servisi’nden Onur Erem iyi bir derlemeyle 2014’e kadar İstiklal Caddesi’ndeki kitlesel Onur Yürüyüş’ünde temsil edilen LGBTİ+ hareketinin bugün iktidar tarafından neden hedef alındığının izini sürüyor.

Hrant Dink Vakfı'nın ‘Medyada Nefret Söylemi ve Ayrımcı Söylem’ raporlarının danışmanlığını yürüten Dr. İdil Engindeniz, Onur Erem’in derlemesinde; Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinselliği hastalık ile eşleştiren konuşmasını, İçişleri Bakanı ile 12. Cumhurbaşkanı’nın LGBTİ’leri hedef alan konuşmalarını nefret söylemi olarak tanımlamıyor. Lümpen grupların Onur Yürüyüşü’ne saldırı girişimleri de örnek olarak veriliyor. Bununla birlikte Twitter, İçişleri Bakanı’nın LGBTİ bireyleri sapkın olarak tarif eden tweetini nefret içeriği tanımıyla kısıtlamıştı.

Dünyada LGBTİ+ karşıtlığı sağ popülist iktidarlar tarafından bir enstrüman olarak kullanılıyor. Macaristan’da, Polonya’da, Brezilya’da iktidar düzeyinden LGBTİ+ karşıtlığı yapılıyor. Rusya’da Putin, Moskova’daki büyükelçiliğine LGBTİ+ sembolü gökkuşağı bayrağını asan ABD’ye cevap verirken “onlar, orada kimlerin çalıştığını gösterdiler”, demişti. 

“Eşcinsel komşu ister miydiniz” sorusuyla ünlü kamuoyu araştırmalarında, eşcinsel komşu istemeyenlerin oranı Türkiye’de her zaman %50’lerin üzerinde oldu. Fakat önem ve sorun sıralamasında eşcinsel komşu hiçbir zaman ekonomik kriz, işsizlik, yoksulluk, terör kadar da yakıcı olmadı toplum için. Buradan aslında komşusunun cinsel yönelimini kendisine dert edinenlerin küçük bir grup olduğunu anlayabiliyoruz. Buna rağmen sağ popülist siyasetçiler yeni düşmanlara ihtiyaç duyuyor; onları dinlediğinizde Gökkuşağı bayraklı LGBTİ+ işgal kuvvetlerinin ülke sınırına dayandığını düşünebilirsiniz.

Diyalektik yöntemle düşünen herkes için burada doğal bir sonuç var: Dünya’da ve Türkiye’de özellikle sosyal medya üzerinden yürüyen iletişim süreçlerinde LGBTİ’lerin görünürlüğü önemli ölçüde arttı. Çoğu uluslararası marka, iletişimini yaparken bu grubu destekleyen içerikler üretiyor. Bu durumu aile kurumuna bir saldırı olarak gören muhafazakarlar büyük bir yanılgı içinde. Aile kurumunun bugün eskisi kadar sağlam görünmemesinin, boşanma oranlarının artmasının onlarca sebebi var. Muhafazakarların yer yer hezeyana dönüşen LGBTİ endişesinde kapitalist şehirleşmeye ve hızlanan iletişim teknolojilerine etki edememenin öfkesi de var. Bu öfke elinin uzanabildiğini arıyor. Öfkeyi bazen Netflix’i kapatmak bazen Twitter’ı kapatmak isterken de görebiliyoruz.

Uzun vadede insanların cinsel yönelimlerine aile kurumunu ya da dini söylemleri bahane ederek savaş açmak beyhude bir çaba. Şunu bilmeliyiz ki bugün oy için toplumdaki ilkel eğilimleri kaşıyan sağ popülist/faşist iktidarlar görmezden gelen herkesin önüne çıkacaktır. LGBTİ kümesine dahil olmadığınız için hayatlarının zorlaştırılması sizin için önem teşkil etmiyorsa emin olunuz ki en yakın zamanda sizin de hayatınız zorlaştırılacaktır.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR