Kadın işçiler anlattı: Tacize uğrayanlar ceza alma korkusu yaşıyor

Fotoğraf: Evrensel

Ekmek ve Gül; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü öncesinde, 22 ilde, 23 farklı işkolunda ücretli çalışan 680 kadın işçiyle görüştü.

Raporda görüşme yapılan 680 kadının yüzde 77’si evdeki işlerine ayırdıkları zamanın arttığını söyledi.

Kadınların yüzde 34’ü pandemi öncesine göre dinlenme zamanlarının azaldığını belirtti.

Rapora göre, ağır yükler kadınları işi bırakma noktasına getirirken, koşullar çok zor olmasına rağmen çalışmak zorunda kaldıklarını belirtiyor.

Ekmek ve Gül konuyu şöyle özetledi;

“Kadınların yüzde 89’u pandemi öncesine göre evin ihtiyaçlarını karşılamakta daha fazla zorlanıyorlar. Bursa’dan bir tekstil işçisi durumu “Çok istemişimdir işten çıkayım. Ama hiç yapamadım. Bazen kendi banyomu bile geciktiriyorum. Kendime ayırdığım özel bir zamanım yok” diye özetliyor.”

Kadınların çalışmayla ilgili beklentilerini ve ortak duygularını ise İstanbul’dan bir tekstil işçisi kadın ifade ediyor:

“Öyle bir şansım yok. Hiç de işten ayrılmayı düşünmedim. Daha güzel şartlarda çalışmak istedim.”

‘İŞYERİNDEKİ TEMİZLİĞİ BİZ YAPIYORUZ’

Rapora göre, pandemi döneminde işyerlerinde alınan tedbirleri yetersiz bulan kadınların oranı yüzde 57, kısmen yeterli bulanların oranı yüzde 10, “yeterli” diyenlerin oranı ise yüzde 30.

İşyerinde pandemi sürecinde artan temizlik ihtiyacının temizlik için yeni personel istihdam edilerek değil, üretimde çalışan kadın işçiler arasında paylaştırılarak “halledilmeye” çalışıldığını anlatan kadın işçiler, örnekler veriyor:

“Fazla maske verilmesi ve tuvaletlerin daha sık temizlenmesi dışında bir önlem yok. Hatta bu ekstra temizliği de biz işçiler arasında paylaştırdılar, biz yapıyoruz. Yeterli değil yani.” (Ankara, havalandırma sistemleri üreten bir fabrikada taşeron işçi, yaş 50)

“Mutfaklarımız çok pis. Bizim bölümden kadınlar seçildi, onlar mutfakları temizliyor. Çayı bile onlar koyuyor. Pazar günleri de dahil. Temizlik için personel almıyorlar, işçiler hem çalışıyor hem de diğer temizlik işlerini yapıyor. Tuvaletleri bile biz temizliyoruz.” (Bursa, tekstil fabrikasında kalite operatörü, yaş 52)

‘MASKE ALIRKEN BİLE SÖYLENDİLER’

İşyerlerinde temel hijyen malzemelerini kendilerinin sağlanması istenen işçiler, itiraz ettiklerinde aşağılamalarla karşı karşıya kaldıklarını anlatıyor:

“Pandemi başladığında 1 defa ilaçlama yapıldı. Maske alırken bile bir sürü laf söyleyerek aldılar. ‘Yok bir maskeyi bile kendiniz alamıyor musunuz’ diye.” (İstanbul, metal işçisi, yaş 28)

Kadınlar işyerinde pandemi tedbirlerinin yetersizliği konusunda denetimsizlikten, yönetici ile işçiler arasındaki eşitsizlikten şikayet ederken, erkek işçilerle aralarındaki eşitsizliğe de dikkat çekiyor.

“Önlem zaten yok. Müdür patron zaten kendini koruyor ama fabrikanın içinde özellikle erkek işçiler maskesiz bir şekilde geziyorlar. Genel denetim olacağı zaman önceden haber geliyor, herkese maske dağıtıyorlar. Onun dışında fabrika işçilere maske ve dezenfektan desteği yapmıyorlar.” (Bursa, tekstil dokuma operatörü, yaş 47)

‘ÇALIŞIP ÇALIŞMAYACAĞIMIZI SABAH ÖĞRENİYORUZ’

Rapora göre çalışma saatlerinde değişim yaşayan kadınların oranı yüzde 44,8. Kadınlar hafta sonu yasakları nedeniyle çalışma sürelerinin belirsizleştiğini, pandemi tedbiri adı altında uygulamaya konan esnek çalışmanın kadınların çalışma sürelerini uzattığını ortaya koyuyor. Kadınların bir kısmı, çalışıp çalışmayacaklarını sabah işyerine gittiklerinde öğrendiklerini anlatıyor. İstanbul’da büyük bir tekstil markasının deposunda çalışan 35 yaşındaki bir kadın “İnternet satışına çalışan bölümlerde artış oldu. Diğer bölümlerde azalma yaşandı. Pandemi gerekçe gösteriliyor. Çalışma saatlerimiz aynı ama hafta sonu çalışma kalktı. Mesailer kalktı. Sürekli NÜT’e çıkartılıyoruz” diyor.

Sağlık ve bakım hizmetlerinde çalışma saatleri insan bedeninin sınırlarını aşan bir boyuta vardığını örnekleyen “Pandemi sürecinde vardiyalar kurumda kaldığımızdan dolayı 18 saat, bazen bunu da aşan çalışma saatlerimiz söz konusu oluyor” cümlelerinin yanı sıra, büro/ofis emekçilerinin arasında yaygın olan evden çalışma uygulamasının da belirsizliğin kaynaklarından biri olduğu vurgulanıyor.

‘İŞİN AKSAMAMASI İÇİN MOLALA DÜŞÜRÜLDÜ’

Salgın koşullarında daha fazla molaya ihtiyaç duyulduğu açıkken, görüştüğümüz işçi kadınların yüzde 88’i yeterli mola süresinden mahrum olduklarını ortaya koydu. Kadınların bir kısmı ise, zaten pandemi öncesinde de mola sürelerini hiç kullanamadıklarını ya da çok az molaya çıkabildiklerini, fiilen molaya çıkmanın imkansızlaştığı belirtti. Çalışma anında, ayak üstü ya da masa başı karın doyurmak neredeyse normalleşmiş. İzmir’den belediye işçisi bir kadın anlatıyor:

“Öğle yemeği saati yarım saate düştü. Her yer kapalı olduğu için öğle yemeğini de evden getirip işyerinde yiyoruz.”

Aydın’dan tekstil işçisi bir kadın ise şunları söylüyor:

“Sadece yemek molası, devlet zaten yarım saatlik bir mola veriyordu. Fakat 18 saatte bir makinaları birbirimize devretmemiz için, işin aksamaması için molalar 10-15 dakikaya düşürüldü.”

‘DAHA AZ PERSONELLE DAHA ÇOK İŞ YAPILIYOR’

Görüştüğümüz kadınların yüzde 39’u iş yoğunluğunda belirgin bir artış yaşandığını söylüyor. “Az işçi maliyeti-çok kâr”ın özetini İstanbul’dan gıda işçisi bir kadın anlatıyor:

“Daha az personelle daha çok iş yaptırılmaya başlandı, pandemiden önce yapılan iş şu anda neredeyse yarı yarıya kişiyle yapılıyor.” Kadınların bu zor koşulların yüküne katlanmak zorunda kalmasının nedeni ise iş güvencesinin yokluğu ve işten çıkarılma korkusu.

Metal ve elektrik-elektronik işkolunda çalışan kadınların anlatıları ise işçiler arasında Covidli sayısı yükseldikçe, henüz hasta olmayan işçilerin üstüne yük bindirildiğini ortaya seriyor:

“Mesai saatlerimiz artmadı ama iş yükümüz arttı. Pandemiden dolayı rahatsızlanan arkadaşlarımızın yerine biz bakmak durumunda kaldık. İşler yetişmeyince de bir sürü lafa maruz kaldık.” (İstanbul, Esenyurt, elektronik, 28)

Hizmet işkolunda ise “az zamanda daha çok iş” kuralı işliyor. Tekirdağ’dan büro emekçisi 37 yaşındaki bir kadın “Evden de çalışıyoruz. Özellikle belirli bir dönemde çok yoğunluk oluyordu ve bunu normalde 8 saatte yaparken şimdi 4 saatte yapmaya çalıştık. Bu da iş yükümüzü artırdı” diye anlatıyor.

İşçiler ücretsiz izne gönderildikçe, bir yandan da sözleşmeli işçi alımları yapılıyor.

“4 tezgah bakarken artık 6-7 tezgaha bakmaya başladık. [İş yoğunluğu] neredeyse yüzde 30 arttı. Eleman olmadığı için 2-3 kişinin yükünü tek kişiye yıkıyorlar. Sürekli işten çıkanlar, işe girenler değişiyor. Şu an İŞKUR’dan gelenler çok fazla. Son zamanlarda işe girenlerin çoğu İŞKUR’dan geliyor. Patron zaten parasını ödemiyor, onun da lehine oluyor. Biri patronun radarına yakalandığında hemen ücretsiz izine gönderiyorlar, işçi istifa edene kadar ücretsiz izinde bırakıyorlar.” (Bursa, dokuma, yaş 47)

‘TACİZE UĞRAYAN KADINLAR CEZALANDIRMA KORKUSU YAŞIYOR’

Pandemi süresince işyerinde izlenme ve denetlenmenin yaygınlaştığını gösteren rapor, ağır çalışma koşullarına itiraz edildiğinde baskının yoğunlaştığına, kadınlar üzerindeki baskının arttığına işaret ediyor: “İşte hata yaptığımızda bazı ustabaşları azarlıyor.

‘Bunu nasıl böyle yapmayı başardın? Nasıl dikkat etmezsin?’ diyorlar. Kendi üzerindeki baskıyı bizim üzerimize gelerek üzerinden atmaya çalışıyor.” (İstanbul, tekstil, 24)

İşyerinde taciz söz konusu olduğunda ise “tutanak yeme” ve “işten atılma” korkusu belirleyici, tacize uğrayan kadınlar cezalandırma riski altında:

“Çok fazla erkekle çalışıyoruz. İş isterken ‘güzelim bana iş versene’ diyerek iş istiyorlar. Bunun gibi bir sürü olay yaşadım. Kavga ede ede çözüyorum. Geçenlerde bir olay yaşadım. Çalışan arkadaşlardan biri Kürtçe bir şeyler söyledi. Bir diğeri güldü. ‘Sen ne dedin?’ diye sordum. ‘Güzel kardeşim, nasılsın, iyi misin? dedim’ dedi. … zorlayınca söyledi. ‘Sen çok güzel bir kadınsın. Benim sevgilim olsana’ demiş. Küfür ettim, cesaret edip şikâyet edemediler. Şikâyet etse işten atılırdım. O an ben şikâyet etseydim iki tanığım vardı. Ama en fazla tutanak yerdi, işten atılmazlardı, diye düşündüğüm için şikayet etmedim.” (İstanbul, depo, yaş 35)

Tacize karşı en büyük direnç mekanizması ise dayanışma. Sendikalı yerlerde bu olanağa daha çok güven duyulduğu görülüyor. Kocaeli’de bir metal fabrikasında çalışan 32 yaşındaki bir kadın “Ustabaşının böyle şeyleri oluyordu. Şikayet edip bölümden attırdık” diyerek örnek veriyor.

'ÇALIŞMA SÜRELERİ UZADI'

Rapora göre, pandemi döneminde işyerlerinde alınan tedbirleri yetersiz bulan kadınların oranı yüzde 57, kısmen yeterli bulanların oranı yüzde 10, “yeterli” diyenlerin oranı ise yüzde 30.

Kadın işçiler iş yerinde pandemi sürecinde artan temizlik ihtiyacının temizlik için yeni personel istihdam edilerek değil, üretimde çalışan kadın işçiler arasında paylaştırılarak “halledilmeye” çalışıldığını anlatıyor.

Rapora göre çalışma saatlerinde değişim yaşayan kadınların oranı yüzde 44,8. Kadınların anlatımları hafta sonu yasakları nedeniyle çalışma sürelerinin belirsizleştiğini, pandemi tedbiri adı altında uygulamaya konan esnek çalışmanın çalışma sürelerini uzattığını ortaya koyuyor.

Raporda görüşülen kadınların yüzde 39’u iş yoğunluğunda belirgin bir artış yaşandığını söylüyor.

Pandemi süresince işyerinde izlenme ve denetlenmenin yaygınlaştığını gösteren rapor, ağır çalışma koşullarına itiraz edildiğinde baskının yoğunlaştığına işaret ediyor.

 


PAYLAŞ