TGS Başkanı Durmuş: Uzaktan çalışma düzenlemesi çalışanı kaderine terk ediyor

Fotoğraf: AA

TÜKENMEZ HABER -  Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS) 12 ay boyunca 19 şehirde 1206 gazeteci ve basın çalışanıyla sahada yaptığı görüşmelerin sonuçlarına yer verdiği rapora göre, gazeteciler pandemi boyunca pek çok hak ihlaliyle karşılaştı.

Rapora göre salgın, gazetecilerin ekonomik ve sosyal sorunlarını derinleştirdi. Birçok işveren, kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin gibi uygulamaları suistimal etti, yasağa rağmen tazminatsız işten çıkarmanın aracı hâline getirilen ‘Kod 29’ ise çalışanlar üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldı.

Raporda salgının işsizlik sorununu büyüttüğü belirtilerek, yaşanan sorunlardan bazıları şöyle sıralandı;

"Kısa çalışma ödeneğine başvurulan işletmelerde çalışan gazetecilerin gelirlerinde düşüş yaşandı. Kısa çalışma ödeneği kapsamında olmasına rağmen işveren tarafından tam zamanlı çalışmaya zorlandı. Ücretsiz izne çıkarılma nedeniyle gelir düştü, ‘Kod-29’ ile işten çıkarma baskısı kuruldu, evden çalışmaya geçilen işletmelerde iş yükü arttı. Yol ve/veya yemek parası ödemelerinde gecikmeler ya da iptaller yaşandı.”

Raporu Tükenmez Haber’e değerlendiren TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uygulamalarının gazeteciler üzerinde baskı yarattığının altını çizdi. Durmuş, "Çalışma sürelerinin uzaması, ücret ve fazla mesai ödemelerinde aksama, kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasının suistimal edilmesi bunların başında geliyor" ifadelerini kullandı.

Geçtiğimiz günlerde açıklanan ‘Uzaktan çalışma yönetmeliğini’ değerlendiren TGS Başkanı Durmuş, "Beklentileri karşıladığını söyleyemeyiz. Çözüm üretmek yerine topu kurulacak iş sözleşmesine atıyor. Haliyle işveren karşısında pazarlık gücü zayıf olan çalışanı kaderine terk ediyor" değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş

'GAZETECİLER, HALKIN HABER ALMA HAKKI İÇİN SALGINDA DA ÇALIŞTI'

- Koronavirüs salgınında bir yıl geride kaldı. Pandemiden en fazla etkilenen kesimlerden biri de gazeteciler oldu. TGS, bir yıl boyunca gazetecilerle yaptığı görüşmelerden hazırladığı raporu geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaştı. Öncelikle bu rapor fikri nasıl ortaya çıktı? Nasıl bir yol izlendi?

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) kurulduğu 1952 yılından beri gazetecilerin her türlü sorununu çözmek için mücadele veriyor. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterli düzeyde uygulanmasını sağlamak da TGS’nin görev ve sorumluluklarından birisi. Koronavirüs nedeniyle dünya genelinde yüzbinlerce insan hayatını kaybetti. Salgına karşı hem sağlık hem de ekonomik tedbirler bağlamında yeterli önlemlerin alınamaması nedeniyle, ülkemiz insanı da kendini bu virüse karşı koruyamadı. Salgının ülkemizde görüldüğünün ilanı sonrası fırsatı olanlar evlerine kapandı. Evlerimizde ise hem Türkiye’de hem dünyada neler olduğunu öğrenmek için televizyonları, gazeteleri, internet sitelerini daha fazla takip etmeye başladık. Halkın doğru bilgilenmesi amacıyla gazeteciler, salgın koşullarında dahi çalışmaya devam etti. TGS olarak bu dönemde meslektaşlarımızın sağlığını ve kazanılmış haklarını korumak birinci önceliğimiz oldu.

Örgütlü olduğumuz medya kuruluşlarında gazetecilerin sağlığını öncelik alan bir çalışma düzenine geçilmesi için girişimlerde bulunduk. Örgütlü olmadığımız işyerlerinde de benzer tedbirlerin alınmasını sağlamak için sık sık görüşmeler, basın açıklamaları yoluyla çağrılar yaptık. Diğer sektörlere kıyasla en hızlı evden/uzaktan çalışma ya da vardiyalı çalışma biçimine geçen sektörlerin başında yer aldık. Eş zamanlı olarak gazetecilerin sorunlarını tespit etmek ve çözüm üretmek üzere sendika yönetici ve kadroları sahada olmayı sürdürdü. Tüm bu süreçte elde ettiğimiz verileri derli toplu bir hale getirmek ve kamuoyu ile paylaşmak istedik. Sonuçta bu rapor ortaya çıktı.

Şunu da belirtmek isterim; Raporun kapsamı salgının, medya çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarında ne gibi kayıplara sebep olduğunu ortaya koymayı amaçlıyor. Raporda yer almayan ancak gazetecileri ilgilendiren, basın özgürlüğü ihlalleri gibi sorunların farkındayız ve bu konuda dün oluğu gibi bugün de çalışmalarımız sürdürüyoruz. 

'KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ ALMALARINA RAĞMEN TAM ZAMANLI ÇALIŞMAYA ZORLANDILAR'

- Rapor için alandan birçok gazeteciyle görüştünüz. Pandemi gazetecilerin çalışma koşullarını nasıl etkiledi?

Yaptığımız görüşmelerde ortaya çıkan bir dizi sorun var. Çalışma sürelerinin uzaması, ücret ve fazla mesai ödemelerinde aksama, kısa çalışma ve ücretsiz izin uygulamasının suistimal edilmesi bunların başında geliyor.

Evden çalışma sürecinde mesai sürelerinin belirsizleşmesi gelen şikayetler arasında. Kısa çalışma ödeneği kapsamında ya da ücretsiz izinde olmasına rağmen tam zamanlı çalışmaya zorlanma, ilgili mevzuatın suistimal edildiğini bizlere gösteriyor. Kısa çalışma ve ücretsiz izin sürecinde yapılan ödemenin, temel ihtiyaçları dahi karşılamaktan uzak olması yine sık karşılaştığımız sorunlardan biri oldu. Üstelik gazeteciler bu süreci ciddi işsizlik baskısı altında geçirmek zorunda kaldı. Hak talepleri, örneğin yeni yıl için yeterli bir ücret artışı istekleri çoğu durumda işverenler tarafından geçiştirildi.

'ÖRGÜTLÜ OLDUĞUMUZ YERLERDE EKONOMİK AÇIDAN HAK KAYBI YAŞANMADI'

- Gazeteciler açısından birçok hak kaybının yaşandığı zamanlarda, TGS örgütlü olduğu iş yerlerinde nasıl önlemler aldı? Gazetecilerin hak kayıplarını engellemek için nasıl bir çalışma yürüttünüz?

TGS’nin toplu iş sözleşmesi imzaladığı toplam 8 işyerinde de gazeteciler açısından ekonomik bir kayıp yaşanmadı. İmzaladığımız sözleşmelerin uygulanması konusunda zaman zaman kısa gecikmeler olsa da hızla sorunların çözümü için devreye girdik. Sözleşmemiz olan işyerlerinde hâlâ evden çalışma modeli uygulanmaya devam ediliyor. Üyelerimizin hem sağlığını hem de ekonomik haklarını korumaya çalışıyoruz. İmzalanan toplu iş sözleşmeleri de bir güvence sağlıyor.

- Peki sendikal alanda çalışmalar pandemiden nasıl etkilendi? Özellikle evden çalışmanın yayınlaşmasıyla birlikte üyelerinizle nasıl bir iletişim yöntemi izlediniz? Örgütlenme faaliyetlerinizi nasıl yürüttünüz?

Elbette bu süreçte birçok sendika gibi TGS de sorun yaşadı. Sendikal çalışma için yüz yüze görüşmeler büyük önem arz ediyor. Görüşmeciyi ikna etmek, güven kazanmak ve sorularına ayrıntılı olarak yanıt vermek için yüz yüze görüşmeler çok önemli. Salgının ülkemizde görülmesinden hemen sonra hızla çalışma biçimimizi yeniden düzenledik. Eğitimler, toplantılar, görüşmeler online olarak gerçekleştirilmeye başlandı. Ancak salgının fırsat verdiği her durumda sahada bulunmaya özen gösterdik. Eskisi gibi kalabalık toplantılar düzenlemek yerine ufak gruplarla görüşmeler organize ettik. Bu sayede örgütlenme faaliyetlerimizde çok geriye düşmedik. Hatta bu dönemde örgütlenme sürecini başarıyla tamamladığımız iş yerleri oldu.

'İŞVEREN KARŞISINDA PAZARLIK GÜCÜ ZAYIF OLAN ÇALIŞAN KADERİNE TERK EDİLİYOR'

- Uzaktan Çalışma Yönetmeliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Yönetmelik aynı zamanda eleştirilere neden oldu? Siz yönetmeliği nasıl buldunuz? Sendikanınız evde çalışmayı nasıl değerlendiriyor ve hak kayıplarını engellemek için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Evden ya da uzaktan çalışmada önemli ilk nokta, gönüllülük esasına dayanmasıdır. Bu yönetmelik, 4857 sayılı kanunun 14. Maddesinin tekrarı niteliğinde. Beklentileri karşıladığını söyleyemeyiz. Çözüm üretmek yerine topu kurulacak iş sözleşmesine atıyor. Haliyle işveren karşısında pazarlık gücü zayıf çalışanı kaderine terk ediyor. Hazırladığımız raporun bir özelliği de çözüm konusunda tıkanan meslektaşlarımızın neredeyse tamamımın sendikasız işletmelerde çalışıyor olmasıdır. Sizin vesilenizle bir kez daha meslektaşlarımıza TGS çatısı altında sendikalaşma çağrımızı yineliyorum. Toplu iş sözleşmeleri, adil bir çalışma düzeni ve insan onuruna yaraşır bir iş için belirli standartlar inşa eder. Sendikalaşma ile elde edilen toplu iş sözleşmeleri, gazetecilerin ekonomik ve sosyal alanda birebir de aşamadığı sorunlara karşı adeta aşı görevi görüyor.

Uzaktan ya da evden çalışma ile ilgili uluslararası sendikalar ITUC ve UNI’nin bir dizi tavsiyesi var. Yine IFJ’nin bu hususta tavsiye kararları var. Bu tavsiye kararlarında ILO standartlarına uyum, altı çizilen ortak nokta. Normal mesai saatleri ve ara dinlenme sürelerinin suistimal edilmemesi; mesai sonrası çalışanın, ulaşılamama hakkına saygı gösterilmesi; iş gereği kullanılan gözetim araçlarının sınırlandırılması ve çalışanın özel hayatının gizliliğine saygı gösterilmesi gibi bir dizi ilke sıralanıyor. TGS olarak bu ilke ve tavsiye kararlarının ülkemiz medya sektöründe hayat bulması için mücadele ediyoruz. 

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR