Küçük bir adadan başkent Paris'e: Napoleon Bonaparte

İnsanlık tarihinin en dikkate değer komutan ve siyasetçilerinden biri Napoleon Bonaparte. Aristokrasinin ya da hanedanın içinden gelmeden Fransız Hükümeti’nin başına geçmesi, orta halli bir aileden gelip küçük bir adadan başkent Paris’e uzanan trajik bir yaşama sahip olması, savaş meydanlarında geçen ömrü ve neredeyse tüm Avrupa’yı işgal etmesi, kimilerine göre “öncü” reformlar yapması Bonaparte’ı tarihsel bağlamda özel bir konuma yerleştiriyor. Yaşamının sürdüğü dönemden bugüne değin siyasetçiliği, askerliği, stratejistliği, karakter özellikleri ve “yenilikçiliği” ile ilgili 100 binin üzerinde kitap yazılan biri Bonaparte.

Fransız hâkimiyetindeki Korsika adasında 15 Ağustos 1769 yılında hayata gelen Bonaparte, şaşalı günlerini geride bırakan orta direk bir ailenin mensubudur. Ailesinin –kendini garantiye alması umuduyla- Fransa’ya yatılı okula yolladığı Bonaparte, evdekilerin bu isteğini boşa çıkarmaz ve asker olur. Paris’in çalkalandığı o yıllarda peş peşe savaşlara katılan ve ordudaki prestiji günden güne artan Bonaparte, bu alandaki başarısından dolayı kısa sürede rütbe atlar. Şöhreti öylesine yayılır ki Devrim sonrası gerçekleşen darbede (1799) iktidarı ele geçirir. Yaklaşık on beş yıl boyunca iktidara hükmedecek ve Avrupa uluslarına kök söktürecek Napoleon Dönemi başlar.

Avusturya’dan İtalya’ya, Rusya’dan İngiltere’ye kadar uzun bir coğrafyada çarpışan ve bugün askeri okullarda savaş stratejileri öğretilen Bonaparte, tarihin nevi şahsına münhasır isimlerinden biridir. Hırsı, taşradan merkeze gelip iktidarı ele geçirmesi ve dizginlenemeyen kibri yüzünden yüz binlerce insanın hayatını onun tek bir sözüyle kaybetmesi Bonaparte’ı öne çıkarır. Özellikle Tolstoy’un 'Savaş ve Barış' isimli destansı romanında bir tarihsel şahsiyet olarak ete kemiğe bürünür vaziyette yer alması henüz küçük yaşlarımızda zihnimizde bir Napoleon Bonaparte imajının oluşmasına katkı sağlar.

Oxford Üniversitesi’nde Savaş Çalışmaları Birimi’nde ve Kraliyet Askeri Akademisi’nde görev yapan Gregory Fremont-Barnes’in kaleme aldığı Napoleon Bonaparte biyografisi Kronik Kitap’tan çıktı. Fremont-Barnes, büyük komutanın yaşamını bölümlere ayırarak ele alıyor. Doğduğu ortamı ve ilk gençlik yıllarını Fransa Tarihi ile birlikte aktaran yazar, Bonaparte’ın askeri yıllarını ise detaylara inerek açıklıyor. Savaşlarını, stratejilerini, askeri dehasını ve askerleriyle kurduğu ilişkilerini, savaşların siyasal sebep ve sonuçlarını dile getiren yazar, tanık olan bir tarihçi gözünden ziyade, Bonaparte’ın zihnine süzülüyor ve onu anlamaya çalışıyor. Büyük komutanın koşullanışını, hedeflerini ve amaçlarını bir psikolojik araştırma yapar gibi irdelemeye çalışan yazar, Bonaparte’ın insani yanını da anlatmaya gayret ediyor. Bu bağlamda, onun karakter özelliklerini de inceleyen Fremont-Barnes, hafızasının üzerinde özellikle duruyor. “On yıl önce gerçekleşen bir muharebede tanıştığı bir askerin ismi, küçük bir birliğin daha önceki muharebede nerede bulunduğu, herhangi bir tugaya gönderilen tahıl miktarı, kendisi tarafından komuta edilmeyen ve farklı bir harekat alanında bulunan bir birliğin mevcudu ve gücü” hakkında inanılmaz bir bilgiye sahip olan Bonaparte, aynı zamanda bir kitle iletişim uzmanı gibi hareket ediyor. Askerlerine her savaş öncesi, şan ve şeref vaat eden ve içinde bulundukları durumun tarihsel bağlamını hatırlatan komutan, gerçeği çarpıtmaktan ise hiç çekinmez. “…cephede verilen zayiat miktarını hiç utanmadan değiştiriyor, kendi kayıplarını az, düşmanınkini ise yüksek gösteriyordu” diyen yazar, Bonaparte’ın her fırsatta kişilik kültürünü yükseltmek adına propaganda yaptığını söyler. İktidarı ele geçiren hemen her siyasetçi gibi başarıları kendi hanesine, başarısızlıkları ise tebaasına yazan Bonaparte, Rus bozgununu “Ordum zayiat verdi ancak bunun sebebi, mevsimin zorlu koşullarıdır” sözleriyle açıklar.

İçinde pek çok görselin, harita ve resimlerin, bulunduğu kitap, şu günlerde raflarda… Tarihte bir yolculuk yapmak isteyenler için…

Bu yazı Duvar'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR