Demirtaş'ın başvurusuna Anayasa Mahkemesi'nden ret

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, "Cezaevindeki 9 tutuklu ile sosyal faaliyetlerde bulunma talebinin gerekçesiz reddedildiği” gerekçesiyle yaptığı başvuruyu karara bağladı. Başvuruyu değerlendiren AİHM, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Demirtaş'ın başvurusunu oy birliğiyle kabul edilemez buldu.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklandığı 4 Kasım 2016'dan bir süre sonra HDP'li Abdullah Zeydan ile aynı koğuşa alındı.

Bir süre sonra cezaevi yönetimine başvuran Demirtaş, koğuş arkadaşı ve isimlerini belirttiği diğer 8 tutuklu ile sosyal faaliyette bulunma talebinde bulundu.

Talep, cezaevi idaresince "güvenlik gerekçeleri, kişilerin güvenliği ve diğer tutuklu ve hükümlülerle görüştürülmeyen bu tutukluların statüsü" dikkate alınarak reddedildi.

Cezaevi idaresinin ret gerekçesinde, Adalet Bakanlığının 45/1 sayılı Genelgesi'nin 3. bölümüne atıfta bulunularak, Demirtaş'ın, koğuş arkadaşıyla sosyal etkinlikte bulunmaya devam edebileceği belirtildi.

Selahattin Demirtaş, cezaevi idaresinin ret kararına itiraz etti. İnfaz hakimliği ve ağır ceza mahkemesince itirazı reddedilen Demirtaş, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.

.

AİHM kararında şunlara yer verildi:

“Mahkeme, ulusal makamların ilke olarak yerel ihtiyaçlar ve bağlam hakkında karar vermek için uluslararası hakime göre daha iyi bir konumda bulunduğunu yinelemektedir. Mahkeme somut olayda, yetkili cezaevi idaresinin, güvenlik tehditleri hakkında karar verirken, başvuranın ve başvuranın tutulduğu cezaevinde bulunan diğer tutukluların profilini dikkate aldığını gözlemlemektedir. Ulusal mahkemeler diğer taraftan, yetkili cezaevi idaresinin değerlendirmesinin yöntem ve esaslarını bir denetime tabi tutmuşlar ve somut olayda keyfi veya açıkça dayanaktan yoksun olmadığı anlaşılan kararlarla, başvuranın talebini reddetmişlerdir."

AİHM kararında, "masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasıyla ilgili ise cezaevi rejimi hakkında ileri sürülen olaylara ilişkin koşulların tek başına, masumiyet karinesinin ihlalini teşkil ettiği şeklinde değerlendirilemeyeceği" kaydedildi.

MA


PAYLAŞ