Çağın yeni hareketleriyle Marksizm: Marksizm Kılavuzu

Yakın zamanda Dipnot Yayınları’ndan 'Kıyıdan Köşeden Marksizm Kılavuzu' isimli bir kitap çıktı. İnsan tarihinin büyük filozofu, sosyoloğu ve devrimci teorisyeni/önderi Marx’ın çalışmalarında kenarda köşede kalmış kavramlardan ya da çoğu zaman Marksist bakış açısının kıyısında kaldığı düşünülen sosyal gerçeklikler ve teorik başkaldırılardan hareketle onun düşüncesinin özünü incelemeyi hedefleyen bu kitap, ele alınan kavramları eleştirel bir gözle yeniden üretmeye çalışıyor. Bunu yaparken, bugünkü yapıların sarsılmaz doğru olarak kabul ettiği temel kavramları güncellemeyi ve yaşamda siyasi pratikler için öncü bir teori “icat etmeyi” umut eden kitap, fikrin işlevselliği üzerine de düşündürmeyi amaçlıyor.

Bu noktayı ulvi bir başlangıç olarak gören yazarlar, Marx’ın insanlığa sunduğu düşünce ve kavramları öğrenmenin yalnızca bir entelektüel faaliyet alanı olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Onlara göre Marx, birtakım kavramları tanımlarken “giderek küçülen politik gruplara ölü dogmalar dayatan bir basmakalıp kesinlikler” sunmayı hedeflemiyor. Aksine Marx, filizlenmesini umduğu her yeni tohumu ortaya atarken, bu tohumun siyasallaşmasını ve günün sonunda bir politik koridor açmasını umuyor.

Dünyanın pek çok bölgesinden yazarları bir araya getiren ve kitabı oluşturan Krisis üyeleri, alternatif ve kolektif bir sözlük oluşturmanın çabasına girişiyor. Yalnızca Marx dönemi kavramlarına takılıp kalmıyor, çağın en gözde ve karmaşık meselelerini ele alıyor ve Marksizm ışığında yeniden yorumluyor. Queerlik ya da Zapatistalar gibi kavram ve olguları, odakta oldukları makalelerde, yalnızca bir tanım yahut tespit girişiminden öte, bir siyasal yol olarak da sunuyorlar. Bu bağlamda Marksizm’i –düşmanlarının yaptıkları gibi- kuru bir çerçeveye indirgemiyor ve çağın yeni hareketleriyle açıklamaya uğraşıyorlar.

Robin Celikates, kitapta yer alan yazıların ikili bir bakış açısı geliştirdiğini düşünüyor. Celikates’e göre, “Her politik dinamik veya hareketi aynı zamanda toplumsal bir hareket olarak, yani toplumsal bağlamı içinde ele alınması gereken bir hareket olarak kavrayan bir siyaset eleştirisi ile her toplumsal dinamik veya hareketi örgütlenme ve mücadelenin politik biçimlerine bağlayan ve böylece onları politikleştiren bir toplum eleştirisi” olarak görmek gerekiyor. Dolayısıyla Marx’ı ve onun teorilerini bu çağ için değerli yapan kıstas da bu oluyor. Onun kavramsallaştırdığı düşünceler bir ekonomi bilgisi sunma ya da tarihsel bilinç aşılama gibi etkilerin yanında, bir politik örgütlenmeyi ve özne oluşumunu teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu siyasal düzenden radikal bağlamda kopuşun ve yepyeni bir dinamiğin üremesinin yolu da Marx’ın teorilerinin güncellenmesinden ve rehber olarak görülmesinden geçiyor.

Kitap, Marx’ın tarihsel bir figür olduğu gerçeğini gözden kaçırmıyor. Çalışmada yer alan bütün yazılarda, ele alınan kavramlar, eleştirel bir süzgeçten geçiriliyor ve bugün kazandığı anlam üzerinden yeniden üretiliyor. Odakta olan bu kavramlar, Marksizm’in iki yüz yıllık sürecinde pratikle olan bağıntısı üzerinden değerlendiriliyor ve “günahlarıyla sevaplarıyla” tahlil ediliyor. Damıtılanlardan yeni bir dünyanın anahtar kelimeleri meydana çıkıyor.

Öğrenci olmasını bilen için Marksizm bir okuldur. Bugün, insanlığın içinde bulunduğu bu zor zamanlarda, Marx’ın öğretilerinin önemi bir kez daha ayyuka çıkıyor. İşçilerin periyodik aralıklarla iş cinayetlerine kurban gittiği, erkek sisteminden dolayı her geçen gün daha çok kadının öldürüldüğü, doğanın kâr hırsıyla yok edildiği ve ardından birilerine peşkeş çekildiği, sömürge altındaki ulusların kıyıma uğradığı ve egemen uluslar tarafından katledildiği, özgürlüğün ve adaletin ayaklar altına alınmaya çalışıldığı günümüzde Marksizm bir kılavuzdur. Yol göstericidir, aydınlatıcıdır, rehberdir.

Bu yazı Duvar'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR