Mehmet Zeki Çelik sessiz sedasız yükselmeye devam ediyor

Mehmet Zeki Çelik’in en büyük özelliği ne sağdan yaptığı bindirmeler ne savunmadaki dengeli müdahaleler ne birebirde attığı çalımlar ne de orta mesafeli diyagonal paslar. Gerçi bunların hepsini -üstelik kolay göstererek- yapabiliyor, ama Çelik’in en büyük özelliği, konuşmak yerine dinlemeyi tercih etmesi. İstanbulspor’da hocası Yalçın Koşukavak’ı dinlediği için sağ bek pozisyonunda uzmanlaşıp Ligue 1’e gitti; Lille’de teknik direktör Christophe Galtier’yi dinlediği için savunmadaki müdahale tekniğini ve hücumdaki final hareketlerini geliştirdi; eski takım arkadaşı Loïc Rémy’yi dinlediği için özel fizyoterapisti Burak İkinci ile birlikte çalışıyor ve yaşıyor.

İSİMLER VE KİŞİLİKLER
Öte yandan bu itirazsız dinleme ve konuşmama huyu bazen abartılı hale gelebiliyor. Bugün Zeki Çelik olarak tanınan futbolcu, nadir bir röportajında aslında ilk ismi olan Mehmet’i tercih ettiğini anlatıyordu. Zeki isminin hikayesi de ilginç. Babasının “Sâki” olarak koyduğu adı, nüfus memurunun hatasıyla Zeki’ye dönüşmüş. Fransa’da ise soyadının Frenk usulü okunuşuyla “Selik” olarak biliniyor. Yani “Mehmet Sâki Çelik” olması gereken ismi, “Zeki Selik” şekline bürünmüş durumda. Ama saha dışını -kendi ismi söz konusu olsa bile- fazla kafaya takmıyor. Gerçek bir futbol hastasına yakışır biçimde, oyuncuları -ve kendini- isimlerinden önce sahadaki görünüşleri, hareket ediş tarzları ve topla ilişkileri üzerinden tanımayı tercih ediyor.

Futbola takıntı düzeyindeki ilgisinden dolayı oyuncu izleme aplikasyonlarını yakından takip ediyor ve dünyanın her yerinden futbolcuları izlemeye çalışıyor. Bunda kendini geliştirme motivasyonu kadar, oyundan aldığı katıksız keyfin de rolü var. Çelik, yaz tatillerini ekstra antrenmanlarla dolduran ve üç gün oynamayınca futbolu özleyen biri. Yakından takip ettiği aktif oyuncular arasında Kyle Walker ve Thomas Meunier gibi, kendi profiline benzer isimleri anması, nereye bakacağını bildiğini gösteriyor. Farklı kişilik profillerine dair bilgisini, akademik eğitimden ziyade hayat tecrübesine borçlu. Tecrübesiyse kalabalık ailesinden geliyor.

KARİYER YOLU
Mehmet Zeki 1997 yılında Bursa’da doğdu. İki yıl önce Muş’tan göç etmiş ailenin dokuz erkek çocuğundan en küçüğüydü. Babası inşaat ustası, annesi ev hanımıydı. Kulüp bazında sporla ilişkisi, belediyeye bağlı güreş takımında başladı. Futboldaki yeteneği dikkat çekmeye başlayınca önce Yavuzselim Spor, ardından Bursaspor altyapılarında forma giydi. O dönemde Enes Ünal, Ertuğrul Ersoy gibi isimlerle birlikte oynadı. Bursaspor’un şampiyonluk yaşadığı 2009-10 sezonunda saha kenarındaki top toplayıcılardan biriydi.

Henüz 18 yaşında olduğu 2015-16 sezonundan itibaren Türkiye’de 3. Lig (Bursa Nilüferspor), 2. Lig (İstanbulspor) ve 1. Lig’de (İstanbulspor) tam sezonlar oynadı ve hepsinde 30 ve üzeri maça çıktı. 1.80’lik boya ve sağlam bir üst gövdeye sahip olan Çelik’in genç yaştaki devamlılığı, saf yetenekten daha anlamlı bir zihinsel sağlamlığa işaret ediyordu. Eksikleri vardı, ama bu zihniyetiyle her yönünü geliştirebilirdi. Bu yüzden Çelik’e gösteriş ve gürültü bağımlısı üç büyükler yerine, oyuncu geliştirmeye ve sadeliğe odaklanan Lille talip oldu.

Gerçekten de Mehmet Zeki Türkiye’deki alışıldık futbolcu profiline o kadar aykırı ki buralı olduğuna inanamıyoruz. Sessiz, sakin, çalışkan, görevini yapan, iyi bir kariyer için gereken basit ama temel şartları kavramış ve buna göre hareket eden bir oyuncu. Muhtemelen hem bu yüzden hem de Süper Lig’i bypass edip doğrudan Avrupa’ya gittiği için birçokları onun ‘en azından gurbetçi’ olduğunu düşünüyor.

LİLLE
Futbolun en büyüleyici özelliklerinden biri, hayatımız boyunca belki de hiç canlı izlemeyeceğimiz takımlarla güçlü bağlar kurmamızı mümkün kılması. Bu köprü bazen belli bir oyun tarzı, kulüp renkleri ve forması, bazense yurtdışına giden oyuncular üzerinden kuruluyor. Real Sociedad, Blackburn Rovers ve Leicester’dan sonra Lille de bu silsileye eklendi. Son bir aydır Türkiye’de futbol gündeminin zirvesinde dolaşan kuzey Fransa ekibi, planlı bir yapı sayesinde PSG gibi bir devin bile alt edilebileceğini gösteriyor. Yatırımcı Gérard Lopez’in 2017’de kulübü satın alarak başlattığı reform, Barcelona’nın altın çağında Katalan ekibinin yönetiminde yer almış Marc Ingla’nın CEO, Monaco’da harika transferler yapmış Luis Campos’un da sportif direktör olarak göreve getirilmesiyle sadece dört senede hedefe ulaştı.

Lille Ligue 1 şampiyonluğuna uzanırken, Mehmet Zeki her zamanki sessizliği ve biraz da oynadığı mevki sebebiyle, Burak Yılmaz ve Yusuf Yazıcı’nın ardından bir nevi “Üçüncü Adam” gibi görülse de Belçika sınırındaki soğuk ve sakin şehre ilk giden oydu. 2018 yılının Temmuz ayında, henüz 21 yaşındayken 1. Lig ekibi İstanbulspor’dan Lille’e transfer olmuş, başlangıçtaki dil ve üst düzey tecrübe eksiklerini kısa sürede geride bırakarak hızlı bir adaptasyon sağlamış, hatta Yazıcı ve Yılmaz transferleri için referans olmuştu.

Eleştirilebilecek az sayıdaki yönünden biri, gurbetçi derneklerinin ve Türk oyuncuların merkezde olduğu ‘fazla Türk’ bir çevreye kapanma eğilimiydi. Bu yönelimin zaman zaman yurtdışına giden oyuncularda adaptasyonu geciktirdiğine şahit olduk. Ama Çelik bu ortamdan devşirdiği rahatlığı ve motivasyonu olumlu kullanmayı bildi ve Fransa’da geçirdiği üç istikrarlı sezonla takımın en değerli parçalarından biri haline geldi.

BÜYÜK SAHNE
Lille’in şampiyonluğu Çelik’in üzerindeki ilgiyi doğal olarak daha da artıracak. Premier Lig, Serie A ve La Liga’dan teklifler olması şaşırtıcı değil. Önümüzdeki ay oynanacak Euro 2020’de Türkiye formasıyla sergileyeceği performansla profilini daha da yükseltebilir. Henüz 24 yaşında olduğu düşünülürse, bir sezon daha Fransa’da kalıp bir kez daha Şampiyon Ligi macerasına atılması da mümkün ve makul görünüyor.

“Liderlik özelliğim yok, etrafa bağıramıyorum” diyen Mehmet Zeki, sakinlikten gelen gücünü gelişen oyunuyla pekiştirirse, birkaç sezon içinde oynadığı takımların lideri olması için bağırmasına gerek kalmayacak. Avrupa futbolunda Christian Panucci, Gary Neville, Michel Salgado, Kyle Walker gibi, oyunu çok gösterişli olmayan ama her zaman belli bir standardı koruyan bir sağ bekler geleneği var. Bu isimler efsane ekiplerin şampiyonluk fotoğraflarındaki değişmez parçalar olmayı başardılar. Mehmet Zeki Çelik sessiz gelişimine devam ederse bu zincire eklenen yeni bir halka olabilir. İlk fotoğraflar gelmeye başladı bile…

Bu yazı Duvar'dan alınmıştır


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR