Ezgi Mola ve adalet arayan toplum

Fotoğraf: Instagram / @ezomola

Ezgi Mola'ya masumiyet karinesini gözetmediği için hapis cezası istemiyle dava açılabiliyorsa, Recep Tayyip Erdoğan hakkında da yüzlerce fezleke düzenlenmesi gerekiyordu. Kanun önünde her vatandaşın eşit olması da Anayasa'nın buyruğu değil mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son "yargı reformu" müjdesini verdiğinde tarih 30 Mayıs 2019 idi.

O müjde günü açıklanan "Yargı Reformu Strateji Belgesi" çerçevesinde hazırlanan dördüncü yargı paketi ile ilgili çalışmalar da tamamlandı, yakında TBMM'de kaldır parmak, indir parmak oylanacak.

Bu, Erdoğan'ın daha adil bir yargı düzeni için verdiği kaçıncı müjde, açtığı kaçıncı paket; sayamadığım için bilmiyorum.

Ancak kaba bir hesaplamayla aşağı yukarı 20 adalet reformu paketi açıklayarak iktidar dönemini bitirmiş olacak.

Adında "adalet" olan bir partinin döneminde, bunca yargı reformuna rağmen elimizde olan şey ise toplumun çarpılmış adalet anlayışından başka bir şey değil.

Çünkü bu iktidar döneminde toplum olarak, adalet adına yapıldığı iddia edilen o kadar çok adaletsiz uygulama gördük ki hukukun temel kavramlarıyla ilişkimiz de çarpıldı.

Ezgi Mola'nın başına gelenleri takip etmiş olmalısınız, iki gündür hem sosyal medyada hem de geleneksel medyada bu konuya toplumumuzun gösterdiği tepki ile ilgili haberler yayımlanıyor.

Ezgi Mola'nın, geçen yıl Batman'da intihar eden İpek Er'e "cinsel saldırı" suçundan tutuksuz yargılanan eski uzman çavuş Musa Orhan'a hakaret ettiği gerekçesiyle hapsi isteniyor.

İstenilen cezanın üst sınırı 2 yıl 4 ay. Mola'ya yöneltilen suçlama, Musa Orhan'a "tecavüzcü" demiş olması.

Hukukun tüm kurum ve kurallarıyla geçerli olduğu bir ülkede yaşıyor olsak, "bu konunun nesini tartışıyoruz" diye merak ederdik.

Çünkü ceza hukukunun evrensel temel ilkelerinden birisi "aksi bir mahkeme kararıyla kanıtlanana kadar herkesin masum olduğunun kabul edilmesi" ilkesidir.

Buna "masumiyet karinesi" deniliyor.

Musa Orhan'ın yargılanması henüz bitmiş değil, hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararı yok; dolayısıyla ona "tecavüzcü" derseniz, kişilik haklarına zarar vermiş olursunuz.

Tabii Büyük Britanya'da yaşamıyoruz, yaşadığımız yer AKP Türkiye'si.

Fethullahçılar ile el ele verip, sokaktan muhalif toplamaya başladıkları günden beri on yıldan fazla zaman geçti.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu çete tarafından ele geçirilmesini sağlayan yargılamalara tanıklık ettik. Birbiriyle alakası olmayan insanların, aynı örgüte üyeler diye senelerce hapiste tutulduklarını gördük. Say say bitmeyecek kadar olaya tanıklık ettik.

Bakın Osman Kavala hâlâ hapiste, aleyhinde tek bir delil olmadan, sırf Cumhurbaşkanı öyle istiyor diye suçlu muamelesi görüyor.

Bir mesaj attı diye insanların aylarca hapiste tutulduklarını biliyoruz.

Bütün AKP medyası, bu tür yargısız infaz haberleriyle dolup taşıyor. Hapse girerken birinci sayfadan gösteriyorlar, suçsuz bulunduğunuzda haber bile olamıyorsunuz.

AKP medyasını takip ediyorsanız, Büyükada'da casuslar ele geçirildiğini biliyorsunuz ama beraat ettiklerinden haberiniz olmuyor.

"Masumiyet karinesini" en başta Cumhurbaşkanı takmıyor.

Gözüne iyi görünmüyorsanız, meydanlarda suçlu ilan edilebiliyorsunuz.

Sosyal medya, bir tür temyiz mercii olmuş durumda.

Toplumda infiale neden olan olaylarda sanık tutuklanmazsa kıyamet kopuyor, bir de bakıyorsunuz ki o kişi tutuklanıp, hapse atılmış. Niye? Hangi kanun gereğince?

Niyesi yok, "tepki", o an için onu gerektiriyor; kanun kimin umurunda?

Bütün bunların nedeni toplumumuzun adalet duygusunun, adalet algısının çarpılmış olması.

Bunu yaratan da başımızda, devleti yönetiyor.

Onun "masumiyet karinesini" tanımadığı bir ülkede, sıradan vatandaşların böyle bir derdi neden olsun?

Adaletin doğru tecelli etmeyeceğine olan inanç yaygınlaştıkça, toplumdaki bireyler de kendi vicdanlarında adaleti tesis etmeye yöneliyorlar.

Sessiz kalırlarsa, o vahşi suçu işleyen kişilerin bu işlerden kolayca paçalarını sıyırabileceklerini çok iyi biliyorlar çünkü. Bunu, bu ülkede yaşayarak öğrendiler!

Onun için Ezgi Mola, vicdanlı bir insan olarak kendi adaletini arıyor.

Masumiyet karinesinin Cumhurbaşkanı'nın bir işaretine göre var ya da yok olacağını bilenler de Mola'ya yönelen ceza tehdidine isyan ediyorlar.

Onlar da kendi vicdanlarındaki adaletin peşindeler.

Ezgi Mola'ya masumiyet karinesini gözetmediği için hapis cezası istemiyle dava açılabiliyorsa, Recep Tayyip Erdoğan hakkında da yüzlerce fezleke düzenlenmesi gerekiyordu.

Kanun önünde her vatandaşın eşit olması da Anayasa'nın buyruğu değil mi?

Bu yazı ilk olarak T24'te yayımlanmıştır. Tamamını okumak için tıklayın.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR