Doç Dr. Ceren Sözeri: Bir gazeteci için güven kaybından daha kötü bir ceza yoktur

TÜKENMEZ HABER - Hakkında suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle yakalama kararı çıkarılan Sedat Peker’in yayımladığı her video ve yaptığı açıklamalar gündemdeki yerini koruyor. Peker’in videolarında açıkladığı bazı isimler ‘gazeteci-iktidar' ilişkisini de yeniden tartışmaya açtı.

Peker’in 9 videoda 'karanlık ilişkiler içinde bulunduğunu' öne sürdüğü Veyis Ateş, Habertürk’te ekrana çıkmadı ve izne ayrıldı. Öte yandan Sedat Peker’le görüntülü görüşmesi çıkan ‘Hadi Özışık tv100'deki programından ayrıldığını’ açıklarken ve Süleyman Özışık’ın da Türkiye gazetesindeki yazılarına son verildi.

Peker'İn açıklamalarıyla yeniden gündeme gelen 'gazetecilik' tartışmasını Türkiye Etik Gazetecilik Koalisyonu yürütücülerinden Doç. Dr. Ceren Sözeri’yle konuştuk.

"Bir gazeteci için güven kaybından daha kötü bir ceza yoktur" diyen Sözeri, "Medyada iktidara yakın isimlerin hemen hepsi zenginleştiler, lüks yaşamlara kavuştular. Bu aynı zamanda bu bağımlılık ilişkisini sürdürmenin de nedeni. Yeni kavuştukları bu standartlardan vazgeçmek istemiyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Doç. Dr. Ceren Sözeri

 

‘GAZETECİLERİN DAHA ÖNCEDEN YAZDIĞI KONULAR PEKER’İN İFŞALARIYLA YENİDEN GÜNDEME GELDİ’

- Sedat Peker’in itirafları bazı gazetecilerin mafya ile olan ilişkisini de gözler önüne seriyor… Bu ilişki ağı ilk defa açığa çıkmıyor elbette ama bugün açısından medyanın pozisyonunu nasıl yorumlarsınız?

Gazetecilerin suç örgütleri ve siyasetçilerle ilişkileri dünyanın pek çok yerinde önemli sorunların başında geliyor. Bugün açısından gözlemim şu; Pek çok gazetecinin araştırdığı, defalarca yazdığı konular, onlar işlerini kaybetmiş, kimi soruşturmalarla susturulmaya çalışılmışken, Peker’in ifşaatlarıyla yeniden gündeme geldi. Peker’in anlattıkları ilk kez duyulan şeyler değildi ancak içeriden bir ses olarak Peker bunları birinci tanık hatta fail olarak dile getirdi.

Bu ifşaatlar arasında adı geçen, Peker’le ve geçmişte doğrudan destek verdiği AKP ile gazeteciliğin ötesinde ilişkiler geliştirmiş, çıkar sağlamış kişiler de var. Ancak bu isimlerin gazetecilik alanındaki ilk vukuatları değil bunlar. Gazeteciler de, medya patronları da, hatta okuyucular ve izleyiciler de bu kişilerin gazeteciliği araçsallaştırdığını biliyordu. Bu insanların gazeteci olmadığını ya da meslek etiği açısından çok vahim işlere imza attıklarını yüksek sesle dile getirenler de iktidarın baskısı ile sessiz kalanlar da oldu. Peker yalnızca detaylarını verdi dolayısıyla sessiz kalanlar da cesaret alarak konuşmaya başladı.


Sedat Peker, Gazeteci Hadi Özışık'la görüşmelerini ifşa etmişti

‘Bİ GAZETECİ İÇİN GÜVEN KAYBINDAN DAHA KÖTÜ BİR CEZA YOKTUR’

- Sedat Peker, yurt dışına kaçan Sezgin Baran Korkmaz'a ait Bodrum Paramount Otel’e el konulmasına ilişkin birtakım iddialarda bulunmuştu. Peker, bu otelde ücretsiz kalanların arasında gazeteci Veyis Ateş'in de bulunduğunu ileri sürüyor. Biz, Veysi Ateş’in bu denklemdeki pozisyonunu bilmiyoruz ama Ateş’ten de bir açıklama gelmedi. Öte yandan Habertürk ekranlarına sessizce veda etti. Bu sessizlikten ne anlamalıyız?

Veda etti mi yoksa ortalık durulana kadar geriye mi çekildi bilmiyoruz. Ancak her koşulda toparlanamayacak bir güven kaybı söz konusu. Kamuoyu önünde aklanmadıkça bundan sonra eski konumuna gelebileceğini sanmıyorum, bu iddialar meslek yaşamı boyunca üzerine yapışmış kalacak. İddialar yanlışsa aklanmak isteyecektir doğruysa zaten gazetecilik yerine başka bir konumu tercih ettiği anlaşılmış olacak, bir gazeteci için güven kaybından daha kötü bir ceza yoktur.


Veyis Ateş, Sedat Peker'İn açıklamalarından sonra Haber Türk ekranına çıkmadı

‘HABERTÜRK PEKER’İN İFŞAATLARIYLA GAZETECİNİN İŞİNE SON VERDİĞİNİ KABUL ETMEYECEKTİR’

- Veyis Ateş haber sunan bir isim… HaberTürk ekranın da iddialar dile geldiğinden beri Ateş’i görmüyoruz ama kanala da sosyal medyadan tepkiler geliyor. HaberTürk ise sessiz. Siz kanalın tutumunu nasıl görüyorsunuz.

Habertürk son dönemde ilginç bir yayın politikası izliyor. İktidarın kontrolündeki medyadan farklı olarak Peker’in iddiaları tartışma programlarının konusu haline gelebiliyor. Soylu’nun kendisini aklamak için Habertürk’ü tercih etmesini de buna bağlıyorum. Ancak diğer taraftan MHP liderinin hedef göstermesiyle gazetecileri işten çıkarabiliyor, yani bir tarafıyla da iktidara bağlı bir politika izliyor. Buradan yola çıkarak Veyis Ateş hakkında iktidar ya da ittifak ortağından bir onay almadan kendi başına bir açıklama yapması zor görünüyor. Veyis Ateş’in iddia edilen ilişkilerini de düşünecek olursak, Peker’in ifşaatıyla bir gazetecinin işine son verdiklerini ilan etmek istemeyeceklerdir.

‘VEYSİ ATEŞ’İN GAZETECİLİK ETİĞİNİ ÇİĞNEDİĞİ ÇOK SAYIDA ÖRNEK VAR’

- Peker’in iddiaları doğru mu bilmiyoruz ama bir gazeteci için ‘etik olmayan, meslek ilkeleri ile bağdaşmayan ilişkileri’ gibi yorumlar yapılıyor. Sorun, bir gazetecinin bir otelde ücretsiz kalması mı sadece?

Peker’in ifşa ettiği gazetecilerin hiçbirinin ilişkilenme biçimi gazetecilikle ilgili değil. Başka bir takım pazarlıklarda arabuluculuk yaptıkları iddia ediliyor yani konu gazetecilik etiğinin ötesinde. Ancak kendisini gazeteci olarak tanımlayan bu isimlerin gazetecilik etiğini çiğnediği, örneğin Veyis Ateş’in Afrin’deki röportajındaki skandal çeviri gibi, çok fazla örnek var. Bu olaylar zamanında gazeteciler tarafından gündeme getirilip, özdenetim mekanizmaları yoluyla yaptırıma tabi olsaydı medyada bu güçlü konumları elde etmeleri de mümkün olmayacaktı.

‘MEDYADA İKTİDARA YAKIN İSİMLERİN HEPSİ ZENGİNLEŞTİ’

- Gazeteci ilkeleri açısından bizim asıl konuşmamız gereken nedir?

Gazetecilik ilkeleri açısından konuşmamız gereken en önemli konu Türkiye’de gazetecilik yapmanın koşulları bence. Medyanın çok önemli bir kısmı iktidarın kontrolünde, neyin, nasıl haber yapılacağına, ne konuşulacağına ve kimlerin konuşacağına iktidar karar veriyor. Bu bozuk düzende iktidarla daha yakın ilişki kuran, onun propagandasına halel getirmeyecek isimlerin hem medyada hem medya dışı alanlarda önü açılıyor. Medyada iktidara yakın isimlerin hemen hepsi zenginleştiler, lüks yaşamlara kavuştular. Bu aynı zamanda bu bağımlılık ilişkisini sürdürmenin de nedeni. Yeni kavuştukları bu standartlardan vazgeçmek istemiyorlar. Gazetecilik yapma koşullarının ortadan kalktığı, medya patronlarının kendilerini ticari açıdan sıkıntıya sokmadıkları sürece bir şey talep etmediği ya da iktidarla ilişkilerinde aracı olarak kullandığı isimlerin gazetecilik ilkeleri ile de bir derdi kalmadı. İktidarın bekası dolaylı yoldan onların da bekası haline geldi. Fakat tabi zincirin en zayıf halkası olduklarını unutuyorlar, veren iktidar o zenginliği alabiliyor da. Geçmişte benzer ilişkiler içine girmiş ardından o gücü kaybeden hatta hüküm giyip cezaevinde olanları unutmamak gerek.

 


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR