İcra ve İflas Kanunu'ndaki değişikliğe tepkiler sürüyor

Fotoğraf: Sözcü Gazetesi

İcra ve İflas Kanunu'ndaki değişikliğe tepkiler devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, "Ekonomide bütün sıkıntıyı pandemiye bağlamaya çalışanlar var ama pandemiden önce 2018'de de icra dosyası sayısı 21 milyon 800 bindi. Bu ekonomik sıkıntının en büyük delili. Pandemide bu sayı 25 milyona ulaştı" ifadelerini kullandı. Avukat İhsan Özkan, "Bu düzenlemenin diğer değişiklikler ile beraber düşünüldüğünde, müflis şirketlerin tasfiyesinde TMSF‘nin tasfiye tarzına benzer tasfiye, şirketlerin neyi var neyi yok taşınmazı, menkulü her şeyiyle kül olarak satılmasına yol açacak bir tasfiye yaratması muhtemeldir" dedi.

İcra ve İflas Kanunu'nda 2018 yılında değişikliğe gidildi. Ancak yapılan değişiklik de yeterli gelmedi. Uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilmesi için bazı maddelerde yine değişikliğe gidilmesini öngören kanun teklifi, dün (9 Haziran 2021 Çarşamba) Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kabul edildi. Ne var ki değişiklik kabul edilmeden tartışma başlattı. Tartışmaya neden olan en önemli değişiklik ise konkordato sürecinde zor duruma düşmüş şirketlere destek olan kredi kurumlarının alacaklarının öncelikli olarak ödenmesinin karara bağlanmak istenmesi. İşçiler, "Alacaklarımızı tahsil edemeyiz" diye endişeli Kimi işçi temsilcileri, bu düzenleme ile konkordatoya giden bir firmadan alacaklı olan işçilerden önce bankalara ödeme yapılmasının gündeme geleceğini böylece işçinin alacaklarını tahsil etmesinin mümkün olmayacağını iddia ediyor.

MUHARREM İNCE: İCRA VE İFLAS KANUNU'NDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK VİCDANSIZLIKTIR

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, teklife tepki gösterdi. İnce, 8 Haziran Salı günü Twitter'dan yaptığı paylaşımda tepkisini şu ifadelerle dile getirdi:

"İcra İflas Kanunu'nda yapılan değişiklik vicdansızlıktır. Bir şirket iflas edince işçinin alacağına değil, kredi kuruluşlarının alacağına öncelik veriliyor. Emekçinin alın terinin, çocuklarının rızkının ödenmesi imkansız hale geliyor. İnsaf da vicdan da yok bunlarda!"

SERDAR KALE: İŞÇİ ALACAKLARI BAKIMINDAN MÜHLET İÇERİSİNDE HİÇBİR ENGEL YOK

Buna karşın Dünya gazetesinden Canan Sakarya'ya demeç veren Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Kale ise teklifin işçiler açısından sorun teşkil etmeyeceğini öne sürdü. Kale, şunları dile getirdi: 

"İşçi alacakları bakımından mühlet içerisinde hiçbir engel yok. Yani işçi, takip başlatabiliyor, haciz ve satış yapabiliyor. Bu kapsamda da aynı şekilde, mühletten sonra doğan işçi alacakları da korkulan gibi değil, onlar da aynı çerçevede öncelikli olacak ve rehinli alacaklılardan sonra, belki kamudan daha önce alacaklarını alabilecek. Endişeye mahal olduğunu düşünmüyorum." 

İHSAN ÖZKAN: YEDİNCİ MADDE, İCRA VE İFLAS HUKUKUNDAKİ SIRA CETVELİ SİSTEMİNE AÇIK VE AĞIR BİR DARBEDİR

Ancak eleştirilere karşın teklif TBMM'de kabul edilerek yasalaştı. Independent Türkçe'nin görüşüne başvurduğu iflas hukuku uzmanı ve iflas davalarında bilirkişi olarak görev yapan avukat İhsan Özkan ise düzenlemenin işçiler açısından sıkıntı yaratabileceği düşüncesinde. Özkan, düzenlemenin birçok maddesine yönelik eleştiride bulunarak şunları kaydetti:  

"Yedinci madde, icra ve iflas hukukundaki sıra cetveli sistemine açık ve ağır bir darbedir. Hem de hukuki gerekçesi zayıftır, zira konkordato davacısının diğer şirketlerden bir farkı yoktur. Konkordato davacısına mühlet içinde hammadde veren ticaret yapan 'karlı dağdan kar bağışlamamaktadır', özel bir korumayı hak edecek hiçbir haklı ve hukuki gerekçesi olamaz. Sıra cetveli sıralamasında birinci sıra nafaka, ikinci sıra işçidir. Şahsın iflası ortadan kalkalı yıllar oldu, yani müflisin malları satılıp paraya çevrildiğinde ilk sıra işçidedir. Bu maddenin teklif edildiği yerde işçi sendikalarının uyanması lazımdır. Gerçi bir zamanlar, 'iflas ertelemeden usandık, konkordato hukukunu canlandıralım' denildiğinde, üyelerinin tümü ileride bir gün konkordato davacısı olacak TOBB nasıl uyanmadı ise bugün de işçi sendikaları uyanmayacaktır."

Düzenlemeye yönelik eleştirilerini sürdüren Özkan, ikinci madde ile iflas eden şirketlerin yani müflisin tüm malvarlığının bir bütün olarak satılmasını teşvik eden bir düzenleme yapıldığına dikkati çekti.  Özkan, "Bu düzenlemenin diğer değişiklikler ile beraber düşünüldüğünde, müflis şirketlerin tasfiyesinde TMSF‘nin tasfiye tarzına benzer tasfiye, şirketlerin neyi var neyi yok taşınmazı, menkulü her şeyiyle kül olarak satılmasına yol açacak bir tasfiye yaratması muhtemeldir" ifadelerini kullandı. 

GÜRSEL TEKİN: EKONOMİDE BÜTÜN SIKINTIYI PANDEMİYE BAĞLAMAYA ÇALIŞANLAR VAR AMA PANDEMİDEN ÖNCE 2018'DE DE İCRA DOSYASI SAYISI 21 MİLYON 800 BİNDİ

Kanun, daha çok bankalarla şirketler arasındaki alacak verecek mevzularından kaynaklanan icra ve iflas sorunlarına yönelik düzenlemeler getirse bile icra, iflas kavramları sokaktaki sıradan insanların da problemi olduğu bir gerçek. Independent Türkçe'ye konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, icra ve iflaslara dair yaptığı açıklamalarla biliniyor. Tekin, vatandaşlar açısından icra ve iflaslarda son durumu hakkında edindiği bilgileri aktardı. Tekin, nüfusu 84 milyona ulaşan Türkiye'de icra dosyası sayısının 25 milyona ulaştığını söyledi. 2018 yılında 21 milyon 800 bin icra dosyası sayısının pandemi sürecinde arttığını dile getiren Tekin, şöyle devam etti:

"Neredeyse 10 milyonluk insan kitlesi dışında her vatandaş bu sorunla bir ya da daha fazla karşılaşır hale geldi. Şuna da dikkat çekmek lazım. Ekonomide bütün sıkıntıyı pandemiye bağlamaya çalışanlar var ama pandemiden önce 2018'de de icra dosyası sayısı 21 milyon 800 bindi. Bu ekonomik sıkıntının en büyük delili. Pandemide bu sayı 25 milyona ulaştı."

Yediemin otoparklarının icra nedeniyle alıkonulan araçlarla dolduğunu öne süren Tekin, "Bankaların elinde yüksek oranda kredisini ödeyemeyen konut projelerinin, AVM ve arsaların icradan satış listeleri var. Bunların çoğu satışa çıkmaya başladı yakında daha da artacak" diye konuştu.  Türkiye'de hiçbir ülkede olmadığı kadar "tefeci faizi" diye tabir edilebilecek yüksek faiz politikasının uygulandığını öne süren Tekin, bunun bizzat devlet kurumları ve bankalarca da tatbik edildiğini iddia etti. Son yapılan düzenlemenin de daha çok bankaları korumaya yönelik bir düzenleme olduğunu öne süren Tekin, "Faizi yüzde 1'e indiren bir yasal düzenleme yapılmadıkça önerilen hiçbir teklif vatandaşın derdine derman olmaz" dedi. Bankalardan borcunu alamayan insanların tefecilerin eline düştüğünü öne süren Tekin, bir iddiada daha bulunarak, şöyle konuştu:

"Son dönemlerde daha çok İç Anadolu'da büyükçe tefeciler çıktı. Sayıları çok yükseldi. Beş yıl öncesine kadar adına faktoring dediğimiz tefecilik sayısı 100 iken sayısı şimdi 1000 oldu. Bunların faiz oranları daha yüksek ama parayı alması daha kolay. Özellikle Konya, Kayseri, Eskişehir gibi illerde sayıları arttı."

AZİZ KOÇAL: ÖNLEM ALINMAZSA ÜLKEMİZ BAZI SOSYAL PATLAMALARA GEBEDİR

Tüketiciyi Koruma Derneği (Tükoder) Başkanı Aziz Koçal ise icra dairelerinde yine dosyalarda yığılmalar ve evlere icra ödeme emirlerinde artışlar gözlendiğini öne sürerek, "Geçen yıl pandemi nedeni ile ötelenen kredilerin ödemelerinin başlaması, pandemi kısıtlamalarının devam etmesi, küçük esnaf ve tüketicileri zor durumda bırakmış, ödenemeyen krediler icralık olmaya başlamıştır" değerlendirmesinde bulundu. Acil ve ivedi olarak önlemler alınması gerektiğini söyleyen Koçal, şu öneride bulunarak sözlerini tamamladı:

"Bankalar kredileri faizsiz kredi taksitlerinin sonunda başlamak üzere ötelemeli, kredi kartları için yapılandırma getirilmelidir. Yetkilileri hane gelirini artıracak ve tüketicinin alım gücünü artıracak ekonomik tedbirler ve önlemler almaya davet ediyoruz. Aksi taktirde ülkemiz bazı sosyal patlamalara gebedir."

Independent Türkçe/ Ali Kemal Erdem


PAYLAŞ