Cumartesi Anneleri, Murat Aslan için adalet istedi

Cumartesi Anneleri, 846. hafta açıklamasını koronavirüs salgınına karşı alınan önlemler nedeniyle internetten yayınladı. Cumartesi Anneleri, 846. hafta açıklamasında, 1994'te gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınmayan Murat Aslan'ın faillerinin cezalandırılmasını istedi.

Cumartesi Anneleri 846'ncı hafta açıklamalarında şunları söyledi: 

"Hak ve özgürlüklerin güvencesi olması gereken yargı, adalete ulaşmamızı engelleyen bir işlev görüyor. Kayıplarımızın fail ve sorumlularını yargılamak ve cezalandırmakla yükümlü olan devlet, onları cezasızlık zırhıyla koruyor. Bu yüzden ne kayıplarımıza ne de adalete ulaşmamız mümkün olmuyor."

"846. haftamızda tüm girişimlerin sonuçsuz bırakıldığı Murat Aslan için adalet istiyoruz" diyen Cumartesi Anneleri, Aslan'ın kayıp hikayesiyle ilgili kamuoyuna şu bilgileri verdi: 

"25 yaşındaki Murat Aslan ailesi ile birlikte Diyarbakır’da yaşıyordu. 10 Haziran 1994 tarihinde elektrik faturası yatırmak üzere evden ayrıldı. İki arkadaşı ile birlikte Yenişehir semti, Ali Amiri 1. Sokak'ta yürürken zorla Beyaz Toros’a bindirilerek kaçırıldı. Ev telefonunu arayan bir kişiden oğlunun kaçırıldığı bilgisini alan baba İzzettin Aslan, hemen olay yerine gitti. Esnaf ve orada bulunanlarla görüştü. Oğlunun ellerinde telsiz bulunan ve kendilerini polis olarak tanıtan dört kişi tarafından zorla beyaz bir Toros’a bindirilerek götürüldüğünü öğrendi. Olaya tanıklık edenler korktukları için müdahale edemediklerini söyledi. İzzettin Aslan ilgili tüm kurumlara başvurdu. Ancak oğlu ile ilgili hiçbir bilgiye ulaşamadı.

Ailesi Murat’ın izine olaydan 10 yıl sonra JİTEM mensubu Abdülkadir Aygan'ın Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan itiraflarında rastladı. Aygan, gazetede yayımlanan itiraflarının bir bölümünde  “Murat Aslan isimli şahıs, Yenişehir Semti'nde, yani Diyarbakır Belediyesi civarından alınarak, zorla sivil Toros arabaya bindirildi ve JİTEM'e getirildi. Daha sonra Silopi JİTEM İstihbarat Tim Komutanlığı'na götürüldü. Burada işkenceyle sorgulandıktan sonra Dicle Nehri'nin kenarındaki bir dereye götürüldü. Derede öldürülerek üzerine benzin döküldü ve yakıldı. Bu dere Körtük Köyü'nün karşısına düşen bir dere idi." dedi. Ayrıca Aslan’ın kaçırılma anında JİTEM Diyarbakır Bölge Komutanı Abdülkerim Kırca’nın bizzat orada olduğunu söyledi.

Bu itiraflardan yola çıkan İzzettin Aslan ve İnsan Hakları Derneği Aygan’ın tarif ettiği bölgede araştırma yaptı. Görüştükleri köylüler Aygan’ın anlattıklarıyla örtüşen bir olayın yaşandığını doğruladılar. İnfaz edildikten sonra yakılan kişinin gömülü olduğu yeri gösterdiler. İzzettin Aslan avukatları ile birlikte Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak Körtük Köyü'ndeki söz konusu mezarın açılmasını talep etti. 19 Nisan 2004 günü mezar açıldı. Toprağın yaklaşık 15 cm. altında yanık izlerini taşıyan kemiklere ulaşıldı.

Kemik örnekleri kimliklendirme çalışması için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.  9 Eylül 2004 tarihli Biyoloji İhtisas Dairesi’nin düzenlediği raporla kemiklerin Murat Aslan’a ait olduğu kesinleşti. Aile, dönemin OHAL ve jandarma yetkilileri dahil 30 kişi için suç duyurusunda bulundu. Suçun nasıl ve kimler tarafından işlendiği nesnel kanıtlar ve tanıklıklarla desteklendi. Murat Aslan’ı kaçıran, işkence ile sorgulayan, infaz eden, bedenini yakarak kaybedenler açığa çıktı ancak tüm bunlar hukuki bir sonuç doğurmadı."

"Devletin yetkili makamlarını Murat Aslan dosyasındaki 27 yıllık cezasızlığa son vererek etkin soruşturma ve kovuşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmeye çağırıyoruz" diyen Cumartesi Anneleri açıklamalarında son olarak şunları söyledi: 

"Kaç yıl geçerse geçsin Murat Aslan için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten; devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 147 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz." 


PAYLAŞ