Kim bu baronlar?

Fotoğraf: AA

Kim bu baronlar?

Türkiye’de yılda 1,5 ton kokain yakalanırken geçen hafta Mersin Limanı’nda tek seferde 1,3 ton kokain ele geçirildi. Türkiye’nin yeni bir kokain rotası olduğuna şüphe yok. Peki, Türkiye’de devasa sevkıyatları organize edenler kim? Hiç iz bırakmıyorlar mı?

Kim bu baronlar?

 

Dünyanın en önemli eroin güzergâhında olan Türkiye’nin aynı zamanda bir kokain rotasına dönüştürüldüğünü bir kez daha gözler önüne seren çok önemli bir gelişme geçen hafta yaşandı.

Çiçeği burnunda Ticaret Bakanı Mehmet Muş operasyonu duyurdu.

16 Haziran 2021 günü Mersin Limanı’ndaki gümrük muhafaza ekipleri, Ekvador’dan gelen bir gemide muz yüklü konteynerler içinde 1,3 ton kokain ele geçirdi. Bu Türkiye’de kokain yakalamasında açık ara bir rekordu. 5 kişi gözaltına alındı.

Bu operasyonun önemini ve büyüklüğünü anlamak için istatistiklere bakmak yeterli:

Türkiye’de her yıl ortalama 3 bin olayda yaklaşık 1,5 ton kokain yakalanıyor. Yani Mersin’de tek seferde neredeyse bir yılda yakalanan kokain ele geçirildi.
Bu operasyon; Türkiye’nin Güney Amerika için bile önemli miktardaki kokainin yakalanabileceği bir ülke haline geldiğini gözler önüne seriyor.


1,3 ton kokain, ‘Derby’ isimli Slovenya merkezli gıda şirketinin Ekvador’dan gönderilen muz kolileri arasında bulundu. Independent Türkçe’den Cihat Arpaçık’ın haberine göre gemi Yılport Holding’in işlettiği Ekvador’daki Bolivar Limanı’ndan yola çıktı. Yılport Holding, Samsunspor’un başkanı da olan Yüksel Yıldırım’a ait. 6 Mayıs 2021’de Panama’da 616 paket kokain yakalanan ve son varış noktası Mersin Limanı olan gemi de Yılport’un işlettiği Bolivar Limanı’ndan yola çıkmıştı. Ayrıca 25 Ağustos 2020’de 540 kilo kokainin yakalandığı Kocaeli Dilovası’ndaki limanı da Yılport işletiyordu. Yüksel Yıldırım daha önce yaptığı açıklamada limanlara konteynerlerin mühürlü geldiğini, güvenlik güçleriyle her türlü önlemi aldıklarını ve bu kaçakçılıklardan kendilerinin sorumlu tutulamayacağını söylemişti.

İddiaya göre; geçen hafta 1,3 ton kokain yakalanan geminin konşimento belgesinde alıcı firma olarak Mersin’deki Özşimşekler Gıda Şirketi görünüyor. Adresi Mersin Serbest Bölge olarak görünen şirkette telefonlara yanıt verilmiyor. Şirketin genç yaştaki patronu; Halil İbrahim Ş. sosyal medya hesabında Ekvador’da havuzda pozlar verdiği görünüyor. Sayfasında ayrıca ‘Derby’ marka muzlar hakkında paylaşımları var. Sosyal medya hesabı üzerinden de irtibat kurmaya çalıştığım Halil İbrahim Ş.’den yanıt alamadım. Gözaltındaki 5 şüpheli arasında olup olmadığını bilmiyoruz.

Şunu belirtmeliyim: Bu tür sevkıyatlardan konteynerlerin alıcı firmasının ya da gümrük müşavirinin haberi olmayabiliyor. Bu sık karşılaşılan bir durum. Uyuşturucu kaçakçılarının bu konteynerlerin açılacağı yerlerde elemanları bulunuyor ve ‘mal’ı alabiliyorlar. Bu aşamada pek çok iz bırakıyorlar. Telefon kayıtlarının incelenmesi, tanık ifadeleri ve tabii ki istihbarat çalışmalarıyla suç örgütlerinin mensupları tespit edilebiliyor. Bu dev sevkıyatın kaçakçıları konusunda ne kadar yol alındığı konusunda henüz bir açıklama yok.

Ancak şu kesin: Ülkenin üzerinde kokain kaçakçılığının kara bulutları uzun süredir dolaşıyor.

9 Haziran 2020’de Kolombiya’da son varış noktası Mersin Limanı olan bir gemide 5 ton kokain yakalanmasıyla Türkiye’deki kaçakçılığın boyutlarını gördük. Belli ki bu kirli ve milyarlarca dolarlık çarktan uzun süre haberimiz olmadı. Türkiye’nin Güney Amerika ölçütlerinde kokain yakalamaları yapılan bir ülkeye dönüşmesi elbette uzun zaman almıştır.

Şunu aklımızda tutalım: Kaçakçılar, böylesi büyük sevkıyatlara on milyonlarca dolar yatırıyor ve yakalanması halinde bu parayı kaybediyorlar. Ağların kurulduğuna, bağlantıların sağlamlığına, yolun kendileri için güvenliği olduğuna emin olmadan büyük risklere girmiyorlar. Yani Türkiye’de tonlarca ‘mal’ı Avrupa ve Ortadoğu’ya ulaştıran, daha önce defalarca küçük ölçekte mallar ile kendini kanıtlamış, güven kazanmış suç organizasyonları var.

En önemli soru burada ortaya çıkıyor:

Uluslararası kokain ticaretinin Türkiye’deki baron ya da baronları kim?

Güney Amerika’daki karteller, Avrupa ve Ortadoğu’daki alıcılar ile irtibat kuran, çok büyük paralara sahip bu kişiler hakkında hiç istihbarat elde edilemiyor mu?

Tonlarca kokaini limanlar ya da diğer sınır kapılarından alan, yakalanmamak için çok büyük rüşvetler dağıtan, nakliye için çok sayıda kişi çalıştıran bu kişiler hiç açık vermiyor mu? Belki de en doğru soru: Bu zehir ticaretine kim göz yumuyor?

Bu konudaki soru işaretlerini, Kolombiya’da 5 ton kokainin yakalanmasından sonraki olaylar zinciri büyütüyor. Yaklaşık 1 yıl boyunca gazetecilerin sormasına karşın devlet derin bir sessizliğe gömüldü. Sedat Peker’in ifşalarında konuya gündeme getirmesinden sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuştu. Süleyman Soylu önce geminin Ambarlı Limanı’na geleceğini söyledi, daha sonra Mersin Limanı diye düzeltti. ‘Balkanlar Grubu’ diye belirsiz kişileri işaret etti. Bir yıl sonra nihayet Türkiye’de bir soruşturma olduğunu laf arasında geçirdi. Ancak açıklamalarında Kolombiya’nın yazılı bilgi vermemesini eleştirmişti.

Bu yazı ilk olarak BirGün'de yayımlanmıştır. Tamamını okumak için tıklayın.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR