Madımak ve Başbağlar katliamları ile yüzleşelim (2)

Tükenmez Haber'de Madımak ve Başbağlar katliamlarını, 26. ve 27. yıldönümlerinde kapsayıcı bir söyleşi ve makalelerle ele almıştık.

Bu makale de fikri takip amacıyla kaleme alındı.

Gerçeğin, barışın ve adaletin peşindeyiz….

***

Madımak katliamından 3 gün sonra 5 Temmuz 1993'te Madımak katliamına misilleme adı altında Sünni inançtan diye Başbağlar köyünün erkeklerinin seçilmesi manidardı.

Doğru! Başbağlar köyü Sünni inanca sahipti ama bu köy ile ilişki içinde olan hiçbir Dersimlinin, Başbağlar köylülerinin “ayırımcılık” yaptığına, inanç farklılığını ilişkilere yansıttığına dair bir tanıklığı olmamıştır. Olduysa da en azından ben bilmiyorum.

Denebilir ki ‘nereden biliyorsun?’ Bizim köy Dersim’in Ovacık kazasına bağlı Karataş köyü idi ve bizim köy ve çevre köylerin en çok günübirlik sosyal ve ticari alışveriş içinde olduğu bir köydü Başbağlar…  Kısacası Başbağlar köylüleri, Dersim-Alevi dostuydu.

Hiçbir ideal iddiası katliamı meşrulaştıramayacağı da başka gerçeklik.

‘Başbağlar adalet arıyor’ ama…

Başbağlar katliamından yaralı kurtulan muhtar Ali Akarpınar geçen yıl Anadolu Ajansı'na sürece dair şunları söyleyecekti:

"Başbağlar adalet arıyor. Çalmadığımız kapı, gitmediğimiz makam kalmadı ama bugüne kadar sonuç alamadık. 1994 yılında Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) başlayan davanın 4 duruşması Erzincan, 24 duruşması İzmir DGM'de görüşüldü.

1998 yılında Başbağlar olayı takipsizlikle kapandı. Daha sonra sivil ve askeri yargı önünde birçok denemelerimiz oldu. 2013 yılında 23. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu’na da davamızı anlattık. Oradan da sonuç alamadık.

akarpınar.jpg

Ali Akarpınar

Devlet Denetleme Kurulu'na elimizdeki bilgi, belge ve dokümanlarla gidip yedi saat açıklama yaptık. Dava dosyası Sivas olayı ile birleştirildi ancak Sivas olayı (Madımak Katliamı b.n) ile ilgili rapor hazırlandı, Başbağlar ile ilgili hazırlanmadı.

O dosya içinde Başbağlar'a tek satır yer verilmedi. Sivas olaylarının intikamının alınması amacıyla Başbağlar katliamının yapıldığına ilişkin buraya bir bildiri bırakılmıştı. Buna rağmen maalesef Başbağlar olayı görünmez oldu."

‘Türkiye Hukuk Tarihinde Yüz Karası Bir Dava’

Doğru! 33 köylünün hayatını kaybettiği Başbağlar katliamının üzerinden de 28 yıl geçmesine rağmen, bu katliamın da suçluları ve güçlüleri anlaşılmadı ve katliam hala aydınlatılmadı.

Köye 25 km ötede bulunan jandarmanın, olay yerine neden 14 saat sonra geldiğinin, yine olay yerinde bulunan 558 kovanın neden balistik inceleme sürecine tabi tutulmadığının cevabı hiçbir zaman verilmedi, bilinmedi.

2013 yılında katliam mağduru ailelerin ‘Meclis Araştırma Komisyonu kurulması’ talebi reddedildi.

1994 yılında Erzincan DGM’de başlayan Başbağlar katliamı duruşmaları, her ne hikmetse 26 Nisan 1995’de İzmir DGM’ye nakledildi.

Madımak katliamının faillerinin günümüze kadar süren yargılanma daha doğrusu “yargıla (n)mama” süreci ayrı bir yazının konusu ama Başbağlar davası sadece üç yıl sürdü.

Son duruşmaya kadar 8 sanık yakalandı sadece iki sanık, biri örgüt üyeliğinden (katliamdan değil b.n) 3,5 yıl, itirafçı sanık da 14 yıl ceza aldı.

1998 yılında dava takipsizlikle kapanırken, 2013 yılında yani AK Parti iktidarı döneminde ‘zamanaşımı' oyunu ile bitirildi.

Başbağlar katliamı davası hâkimlerinden Şakir Kadıoğlu’nun daha sona, "O davada hiçbir sanık suçlu değildi. Olay yeri incelemelerini savcı değil, oradaki görevli bir asker yaptı. O kimin adını yazdıysa, mahkeme karşısına da o çıkarıldı. Başbağlar Türkiye'nin hukuk tarihinde bir yüz karasıdır. Yazıktır, günahtır" açıklaması da davanın yeniden görülmesini sağlayamayacaktı.

Susurluk düzeninin Özel Tim’ci katil sanıklarından Ayhan Çarkın ise yaptığı açıklamalarda ‘Başbağlar ve daha pek çok katliamda yer aldığını’ itiraf etmiş olmasına rağmen katliamın aydınlatılması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadı.

ayhan çarkın.jpeg

Ayhan Çarkın

Başbağlar katliamının, kanaatimce, anti-PKK iddiasıyla kurulan Susurluk düzeninin ürünü olduğuna dair ciddi emareler vardır.

Hâkim Kadıoğlu’nun, "O davada hiçbir sanık suçlu değildi,’ dediği  sanıklar, PKK'li iddiası ile tutuklananlardı.  

Onlar katliamı yapmadıysa, kimler yapmıştı?

Bu noktada Susurluk düzeninin katil sanıklarından Ayhan Çarkın’ın kendisini de suçlayan itirafının soruşturma konusu yapılmaması tuhaf değil mi?

Sözün özü:

Madımak ve Başbağlar katliamları aynı zincirin birbirine bağlı iki halkası…

Madımak ve Başbağlar katliamları ile yüzleşelim

İç barışı adalet duygusuyla inşa etmek için…

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR