Meselemiz, yarım kalan ve hala devam eden şarkıdadır (2)

Öte yandan önce tarih bilinci!

Tarih bilinci geçmişi bilme ve yaşanmışlıkları açığa çıkarma, geçmişle gelecek arasında ilişki kurma oluyorsa da, bunun ötesindedir.

'Resmi devlet tarihi'nin dışında yeni bir bakış açısıyla, geçmişin bilgisi ve bilincinin, bugünün demokrasi, hak ve özgürlükler mücadelesine bağlanması ve de ülkenin geleceğine ışık tutması, yeni nesillerin önünün açılması anlamına da geliyor, tarih bilinci.

Bütün bunlardan geçmişin bilgisi ve belgesinin açığa çıkarılıp toplumsallaşması, tarihimizin bilgisinin 'resmi devlet tarihi'ne bırakılmayacak kadar değerli olduğu sonucu çıkıyordu.

12 Eylül darbesiyle birlikte kuşağımıza ve 45 milyonluk 1 Türkiye toplumuna karşı sürdürülen devasa kara kampanyaya karşı, kuşağımızın kendi tarihinin bilgisi ve belgesini açığa çıkaramayışını, dışındaki nedenlerle açıklama kolaycılığına kapılmadan, bağımsız araştırmak gerekiyordu.

Devrimcinin hayatı tarihe, dolayısıyla tarihin kendisi de devrimcinin hayatına aitse, "anlatılan senin hikâyendir" cümlesindeki ortak serüveni açığa çıkarmak gerekiyordu.

12 Eylül 2000'de, yani darbeden 20 yıl sonra geçmişin bilgisini 'resmi devlet tarihi'ne bırakmama, bağımsız araştırma ile 'ortak hikâyeyi açığa çıkarma' mücadelesi bitmedi, sürüyor…

 
78'lilik ya da kendi bilgisi ve belgesinin kaynağı olma hali

78 kuşağının bilgisinin, belgesinin, olgularının, hatıralarının bulunduğu devrimci hazine, esasen kuşağımızı oluşturan binlerce ve binlerce 78'linin bizzat kendi yaşanmışlığı olduğu gerçeğidir. 

Her 78'linin tarih önünde ve siyasi olarak derin anlamı, o 78'linin belleğinde ve bilincinde saklı duran bilgisi ve belgesinin değeridir.

İşte açığa çıkarılıp toplumsallaşması ve bir yüzleşme ve hesaplaşma hareketine dönüştürülmesi gereken kaynak budur, başka yerde aramadık, aramamak da gerekirdi…

 
78'lilik ya da "büyük insanlık" bilincini açığa çıkarma işlevi

78'lilik hep başkaları tarafından açıklanmaya karşı siyasi ve insani bir itirazdır.

Yıllar ve yıllardır itiraz ederek, devrimci değerlerine romantikçe sarılan ve bunun bedelini en ağır biçimde ödeyen bir kuşağın kendi öz tarihine, insanına ve halkına yabancılaşması düşünülemezdi.

78'lilerin tarihi sonuna kadar siyasi bir tarihtir.

78 kuşağı sonuna kadar siyasi bir kuşaktır.

Cumhuriyet tarihinin gördüğü en siyasi kuşağın siyaset dışına itilmesinin trajik sonuçları bir yana, 78'lilerin tarihi salt siyasi saptamalara sıkıştırılamayacak kadar zengin bir tarihtir.

78'lilerin ve tüm bilgi kaynaklarının meşru olduğu bilinciyle, siyasi saptamalar arasına sıkıştırılan, bu arada kara propaganda ile üstü örtülen insanı ve "büyük insanlık" bilincini açığa çıkarma, 78'lilerin tarihini yeniden "insanileştirme" çabasıdır.

78'lilerin yapmaya çalıştığı, bir özgürleştirme pratiği olarak kavradığı yeni bir demokrasi ve toplum bilinciyle, darbecilerle hesaplaşma üzerinden tarihin bir dönemiyle hesaplaşma ve kendi tarihinin her yaşanmışlığını, her yazısını, her fotoğrafını açığa çıkarmaktır.

  
Meselemiz bitmeyendedir

Bir Afrika atasözünde "Aslanlar kendileri yazmadıkları sürece, tarihlerini avcılardan öğrenirler" biçiminde vurgulandığı gibi, kuşağımızın yapmak istediklerinin özü, kendilerini somut olarak açıklamak, süregeldiği şekilde ikinci, üçüncü şahıslara bırakmamak, bu yolla doğru bir tarih bilincinin ve toplumun hafızasının oluşmasına katkıda bulunmaktır.

Bu bizim hem hakkımız hem de toprağa düşenlerimize, kendimize, yerel ve evrensel tarihe karşı görevimizdir.

Yaşadıklarımız henüz tarih olamamış; sanki dünmüş gibi yakıcı ve güncel.

Geçmişin siyasi, toplumsal, insani yükünün ağırlığını omuzlarımızda ziyadesiyle hissediyoruz.

Hele de toprağa düşenlerimizin anıları…

Adeta bir tarafımız toprağın altında ve sanki toprağın altından bize şöyle sesleniyorlar:

Umutsuzluğun karanlığında bir hayal gördük
Umudun ışığını yaktık
Ve bu ışık sönmedi.
 
Yılgınlık çöllerinde bir hayal gördük
Uyku karını erittik.
Ve isyanımız ırmaklaştı
Hayalimizi, bir kuğu gibi, bu ırmakta yüzdürdük.
Hayal gerçek oldu
Ve özgürlüğü size miras bıraktık.
 
Ey Özgürlük kuşakları!
Hayal kuşaklarını unutmayın,
Bizleri anımsayın. 2

 
Bilinçaltına attıklarımız ya da "gün ola devran döne" diye sakladıklarımız ve geçmiş hayallerimiz adeta yeniden tarihin düş uykusundan uyanıyor gibi…

İnsan dediğin saçaktaki
Güvercinin farkında olacak
Ve çiçek açacak kendince
Bu aşk var ya, bu aşk:
Dikkat!
Yangında ilk kurtarılacak. 3


Evet, bu tarih 78'lilerin tarihi, yangında ilk kurtarılacak bir tarih.

Söylenmeyen her bilginin, anlatılmayan her hikâyenin geri dönüşü,

Her şeyin bir kez daha devletin ve darbecilerin yüzüne karşı konuşulması,

12 Eylül darbecilerinin ve bütün darbecilerin sorgulanması ve darbecilerle hesaplaşılması,

Fotoğraflarımızın, mektuplarımızın, notlarımızın, anılarımızın ama her şeyden önemlisi kuşağımızın genç kuşaklarla buluşarak geri dönüşü…

 
Sözün özü:

Meselemiz bitmeyendedir.

Tarihimiz bitmeyendedir.

Yarım kalan ve hala devam eden şarkıdadır.

  1. 12 Eylül 1980'de tahmini Türkiye nüfusu
  2. Toprağa düşen İrlanda Kurtuluş Ordusu direnişçilerinin anısına dikilen Özgürlük Anıtından diye anımsıyorum.
  3. Metin Altıok

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Tükenmez Haber'in editöryal politikasını yansıtmayabilir.


PAYLAŞ

DİĞER YAZARLAR