Merkez Bankası Başkanı neden 'TCMB yalnız kaldı' dedi?

Kavcıoğlu, Enflasyon Raporu sunumunun ardından ekonomist ve gazetecilerin sorularını yanıtladı/ Fotoğraf: AA

Yılın üçüncü "enflasyon raporu"nu açıklayan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TCMB'nin enflasyonla mücadelede yalnız kaldığını savundu. Uzmanlara göre bu açıklamanın birden çok nedeni var.

20 Mart'ta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görevine başlayan Şahap Kavcıoğlu, dün kendi görev süresindeki ikinci, 2021'in ise üçüncü "enflasyon raporu"nu açıkladı. 

Nisanda açıklanan ikinci enflasyon raporunda yüzde 12,2 olan 2021 sonu enflasyon hedefi, yüzde 14,1'e yükseltildi. 

Kavcıoğlu'nun "enflasyon raporu" sunumunda dikkat çeken iki açıklaması vardı. 

Bunlardan ilki Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede yalnız kaldığı ifadesiydi. 

Enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikası ile olamayacağını söyleyen Kavcıoğlu, vatandaşlara, yetkili kurumlara ve odalara da görev düştüğünü belirterek ortak bir mutabakatla hareket edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

"Enflasyonla ilgili piyasa davranışları bozulmuş durumda" diyen Kavcıoğlu, "'Emtia fiyatlarından, döviz kuru geçişkenliğinden kaynaklanıyor' deniliyor ama hiç ilgisi olmayan sektörlerde de yüzde 70- 80 fiyat artışlarını görüyoruz" gözlemini paylaştı. 

Diğer dikkat çeken açıklama ise medya mensuplarına yönelikti. 

Şahap Kavcıoğlu, "Üretici fiyatlarının bahane edilerek tüketici fiyatlarının daha da artacağı" yönündeki yorumlar olduğunu söyleyerek "Üretici fiyatları yüzde 40'a çıktı diye tüketici fiyatlarının da bu noktaya çıkacağı yönünde algı var" dedi. 

Diğer yandan üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) yükselmenin tüketici fiyat endeksi (TÜFE) açısından risk teşkil ettiğini de kabul eden TCMB Başkanı, şöyle konuştu:

İfade etmek istediğim şey yurtiçi ÜFE'de vergiler hariç satış fiyatı, TÜFE'de ise vergi dahil fiyatlar değerlendirilmekte. Kapsam anlamında hizmetler, üretici değil tüketici fiyatları içerisinde. Hizmetlerin tüketici enflasyonuna yansıması yüzde 13 civarında. 

Norveç'e bakın, Rusya'ya bakın… Çok düşük tüketici enflasyonu olan ülkelerde 7-8-9 katı üretici fiyatları var. 

Enflasyon, beklenti yaratma işi. Ne kadar çok yükseleceği söyleniyorsa insanların davranışları o yönde belirginleşiyor. 

Politika faizinin marttan bu yana yüzde 19 olduğu Türkiye'de son açıklanan haziran enflasyonu yüzde 17,53. Üretici enflasyonu (ÜFE) ise yüzde 42,89.

KAVCIOĞLU: KUR GEÇİKENLİĞİ İLE ALAKASI YOK, TAMAMEN ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK

Independent Türkçe’den Gökçen Tuncer’in haberine göre Dünkü sunuma katılan Dünya gazetesi yazarı, ekonomist Emrah Lafçı, Independent Türkçe'ye yaptığı açıklamada, sunum sonrası Şahap Kavcıoğlu ve ekonomistlerle bir toplantı gerçekleştirildiğini söyledi. 

Lafçı'ya göre Merkez Bankası Başkanı, bazı sektörlerin, ithal girdileri olmamasına rağmen "dolar yükseldi" diye fiyatlara yüzde 30 ilave ettiklerini söyledi. Kavcıoğlu, "Bunun kur geçişkenliği ile alakası yok. Bu tamamen öğrenişmiş çaresizlik ya da enflasyondaki atalet" diye konuştu. 

Şahap Kavcıoğlu, dünkü sunumunda da "Piyasada oluşan fiyatlama, enflasyonu doğru şekilde yansıtmıyor. Emtia fiyatlarından, döviz kuru geçişkenliğinden kaynaklanıyor" deniliyor ama hiç ilgisi olmayan sektörlerde de yüzde 70- 80 fiyat artışlarını görüyoruz" demişti. 

‘EKONOMİ POLİTİKASINDA BİRAZ YALPALAYAN HEDEFLER VAR’

Emrah Lafçı'ya göre bu durumu yaratan, başta Merkez Bankası'ndan olmak üzere, atılan ve atılmayan adımlar. 

"Ülkede enflasyonun sürekli yükseleceğine ilişkin genel konsensüs varsa bu da durduk yere oluşmadı" diyen Lafçı "Fiyatların yükselmesi insanları ve şirketleri buraya doğru itti. Dolayısıyla kök nedene indiğimizde ekonomi politikasında biraz yalpalayan hedefler olduğunu görüyorum. Merkez Bankası Başkanı değişikliği gibi, sürekli ray değişimi de oldu. Onlardan miras kalan sıkıntılı enflasyon yönetimi durumu var" ifadelerini kullandı. 

Ekonomist Lafçı, Kavcıoğlu'nun bu açıklamasının iki şekilde yorumlanması gerektiğini söylüyor:
 

Birincisi, tabii ki enflasyonla topyekûn mücadele gerekiyor ama enflasyon bugünün sorunu değil.

Ayrıca, "Biz Merkez Bankası olarak elimizden geleni yaptık, yapıyoruz, durumun buraya gelmesinin sebebi biz değiliz. Merkez Bankası dışında kalan bileşenler. Enflasyonun düşmesi ile ancak bu bileşenlerin sağ duyulu yaklaşımıyla sağlayabiliriz" demek, tam anlamıyla doğru bir söylem değil. Biraz ihtiyatlı yaklaşmak gerekiyor. 


TÜRKİYE DÖRT PARALI BİR EKONOMİ, BEN SADECE TL'Yİ YÖNETEBİLİRİM

Emrah Lafçı'nın aktardığına göre, Enflasyon Raporu sunumu sonrası yapılan toplantıda Kavcıoğlu, şu açıklamayı da yaptı: 

Türkiye'de öyle bir mevduat yapısı var ki, paraların bir kısmı TL, bir kısmı dolar, bir kısmı euro bir kısmı altın.

Ben Merkez Bankası başkanı olarak TL'yi yönetebiliyorum ama Türkiye dört paralı bir ekonomi. Diğer paraları yönetemiyorum. 

Bunun için özellikle şirketlerin, dolar kuru biraz düşse bile koşa koşa dolar almaya gitmeleri bizim enflasyonla mücadelemize sekte vuruyor. 

Emrah Lafçı'ya göre bu durumda da tek tarafı suçlamak doğru değil. 

Yeteri kadar faiz verilmediğini söyleyen Lafçı, "Böyle bir durumda vatandaş, kendi parasını TL mevduatta tuttuğu takdirde diğer yatırım enstrümanlarına göre reel olarak değer kaybı yaşıyor.  Vatandaş da fırsatını bulunca döviz arıyor. Vatandaş neden buraya yöneldi. Ona da bakmak lazım" değerlendirmesini bulundu. 

ÜFE'DE YÜZDE 10'LUK ARTIŞ VARSA TÜFE'YE 3,5 PUAN YANSIYOR’

Lafçı, Kavcığlu'nun "Üretici fiyatları yüzde 40'a çıktı diye tüketici fiyatlarının da bu noktaya çıkacağı yönünde algı var" şeklindeki açıklamasına katıldığını aktardı. 

Merkez Bankası Başkanı, enflasyon raporunu sunarken "Üretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına yansıma yüzde 35 civarında" demişti.

Bunu "ÜFE'de yüzde 10'luk artış varsa TÜFE'ye 3,5 puan yansıyor" diyerek açıklayan Emrah Lafçı, "ÜFE'nin tamamının TÜFE'ye yansıması söz konusu değil ama bu, "hiç yansımayacak" anlamına gelmiyor" şeklinde konuştu ve ekledi: 

Merkez Bankası'nın enflasyonun yüzde 19 üzerine çıkmayacağına ilişkin kesin bir inancı var. Çok net şekilde ifade ediyorlar. 

Türkiye'de enflasyon yüzde 19 üzerine çıktığında o zaman faiz artırmak durumunda kalacak. O zaman da siyasi baskı başlayacak. Piyasa beklentisi şu an yüzde 15,5 civarında. 

Ancak küresel bir şok gelir de gelişmekte olan ülkelere portföy girişini kötü etkilerse kur yükselir, canlı talep devam ettikçe ile şok bir enflasyon artışı ile karşı karşıya kalırız. Böyle bir durumda bu konuştuklarımızı yeniden konuşmak durumunda kalırız. 

Lafçı'nın açıklamasına göre Türkiye'de TL'nin değer kaybına neden olacak koşullar ortadan kalktı. Çünkü turizm açılıyor.

Emrah Lafçı, "Bir de yabancı yatırımcılar nezdinde Türkiye o kadar kenara itilmiş bir ülke ki yabancı yatırımcı çıktıkça dolar değer kazanıyor. Ancak çıkacak yabancı yatırımcı kalmadı. Çıkamadıkları için kuru da yukarı itemiyorlar" dedi. 

BİZİM HEDEFLEMEMİZLE UYUMLU FİYAT ARTIŞI GÖSTERSİN' DEMEK İÇİN ÖNCE DOĞRU HEDEF KOYMALI’

Yalova Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel'e göre Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu, "enflasyonla mücadelede ortak mutabakat" derken, "Üreticilerin, TCMB'nin enflasyon hedeflemesine uyumlu fiyatlama davranışlarında olması gerektiğine" vurgu yaptı. 

Salgın döneminde dövizdeki artış devam ederken birçok kişinin bilançolarının hasar gördüğünü, işletmelerde ciddi talep kayıpları olduğunu hatırlatan Demirel, "Aşılama ile birlikte talep artışı başladı. Daha fazla sosyal hayatın ve harcamaların artması fiyatları da artırdı. ‘Maliyetler bahane edilerek fahiş fiyat artışları yapıldı' deniliyor. Bu gerçekten böyle olabilir ancak işletmelerin geçmişteki ciddi kayıpları göz önünde bulundurmak gerekiyor" dedi ve ekledi: 

Dolayısıyla "Bizim hedeflememizle uyumlu fiyat artışı göstersin" demek için önce enflasyon hedefini doğru koymak lazım. 

Üreticilerin, yüzde 5 seviyesindeki orta vade hedefine uyumlu fiyatlama davranışı göstermesi çok zor. Yüzde 5'lik hedefin ne kadar gerçekçi olduğu tartışmalı. 

Bu aynı zamanda ataleti de güçlendiriyor. Yani gerçekleşen enflasyon ile hedeflenen enflasyon arasındaki uyumsuzluk arttıkça Merkez Bankası tahminlerinin bir yol gösterici olma özelliği kayboluyor. 

DOLARİZASYONUN YÜKSEK OLDUĞU ÜLKELERDE, ÜFE KAYNAKLI FİYAT GEÇİŞKENLİĞİ DAHA YÜKSEK

Independent Türkçe'ye konuşan Doç. Dr. Baki Demirel de üretici fiyatlarının, tüketici fiyatlarına birebir yansımayacağını söylüyor. Ancak Demirel'e göre ülkedeki dolarizasyon seviyesi de önemli. 

"Dolarizasyonun yüksek olduğu ülkelerde, dolarizasyonun düşük olduğu ülkelere göre, ÜFE kaynaklı fiyat geçişkenliği de daha yüksektir" diyen Yalova Üniversitesi Öğretim Üyesi, Merkez Bankası Başkanı'nın örnek verdiği Norveç'te Türkiye'deki gibi bir dolarizasyonun olmadığına vurgu yaptı. 

Şahap Kavcıoğlu, Enflasyon Raporu sunumunda "Norveç'e bakın, Rusya'ya bakın… Çok düşük tüketici enflasyonu olan ülkelerde 7,8,9 katı üretici fiyatları var" demişti. 

‘HANEHALKI ENFLASYONU İLE MANŞET ENFLASYON ARASINDAKİ FARKIN AÇILMASI KREDİBİLİTE KAYBIDIR’

Doç. Dr. Baki Demirel'e göre çözüm, Merkez Bankası'na kredibilite kazandırmak. 

2020 enflasyon hedefinin yüzde 7,8 seviyesinde açıklandığını hatırlatan Demirel, "Bu aynı zamanda emekçiler ücret zamlarını bu şekilde alsınlar demek istedi. Bu da ciddi anlamda gelirlerin azalması demek. Gıda fiyatlarının tüketici sepetinde daha fazla yer kaplaması demek" dedi ve ekledi: 

Gıda enflasyonu hanehalkını daha fazla etkilediğinde hanehalkının enflasyonu ile manşet enflasyon arasındaki fark açılıyor. Bu, kredibilite kaybıdır. Bu kayıp aslında TL'nin kaybıdır. 

Küresel enflasyonun ne kadar kalıcı ya da geçici olacağı da tartışmalı. Maliyetlerin henüz fiyatlara yansıtılmadığını düşünüyorum. 

Gelişen piyasaların merkez bankaları faizleri artırırken, Çin'de enflasyon yükselirken bunların hepsinin Türkiye'de TL kaybı üzerinde hem de enflasyon üzerinde baskı yaratacağını düşünüyorum. 


PAYLAŞ